vurgun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vurgun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2018 Çarşamba

FETÖ’nün Faturası Vatandaşa, İhalesi Muhalefete

 

FETÖ’nün Faturası Vatandaşa, İhalesi Muhalefete

 

Prof.Dr.Özcan Yeniçeri 


24 Haziran'da savaş değil seçim yapılıyor. Partiler de düşman değil rakiplerdir. Bu partilere oy verenler bu ülkenin insanlarıdır. 

AKP kaybederse Türkiye kaybetmez aksine demokrasi kazanır!

 

24 Haziran seçimlerine giderken iktidardan beslenenler dalkavuklukta, partizanlıkta, saray soytarılığında, yanaşmalıkta sınır tanımıyor.
              
24 Haziran seçimlerini adam "yerli olanla olmayanın hesaplaşması" olarak sunuyor. Bu durumda BOP eş başkanlığını üstlenen ya da mercimek, ot, saman, et ithal eden yerliyle Erzurum'da hayvancılık, Konya'da çiftçilik yapan, Adana'da meyvecilik yapan ve yerli sayılmayanın mücadelesiyle Türkiye karşı karşıya demektir.
              
Adamlar 'Bunların Erdoğan'ı devirme dışında söyledikleri bir şey yok!' diyor.

E be birader sizin de Erdoğan'ı Türkiye'nin tepesinde tutmaktan başka söylediğiniz hiçbir şey yok.
              
Adam yazısına "Düşerse AK Parti değil Türkiye düşer!" diye başlık koymuş. Bu bir partiyi ya da bir kişiyi Türkiye'yle özdeşleştiren kıt ve kısır zihniyettir.

İktidara gelmek iddiasıyla demokratik yarışa giren iki taraftan birisinin kazanmasını Türkiye'nin düşmesi olarak niteleyen bu zihniyet bölücüdür.
              
Adam resmen 'AKP büyük eşittir Türkiye' diyor. Aslında bu zihniyet işi partinin de ötesine taşıyarak "Erdoğan kaybederse Türkiye kaybeder" demeye getiriyor.
              
AKP kaybederse Türkiye kaybetmez. Kaybeden yandaşlar olur. Aksine AKP'nin kaybetmesi kibrin, gururun, tepeden inmeciliğin, totaliterliğin kaybetmesi olur ki bu da Türkiye'nin ve Türk Milletin kazanması anlamına gelir.
              

Övgüsü de sövgüsü de sahte!
              
Bu zevat ayakkabı kutularından fırlayan dolarlar, yatak odalarından çıkan para kasaları, kollarda sallanan milyonluk saatler konusunda gık çıkarmaz.
              
Bu yandaş ve yalama kesim on altı yıldır Türkiye'yi kimin yönettiğinin farkında değillermiş gibi davranıyorlar. FETÖ'yü muhalefet partilerine ve saf vatandaşa ihale edip geçmektedir. 


Öyle ki bu yandaş kesim büyük bir saygıyla "Hoca Efendi" temennalarında bulundukları zamanda buna itiraz eden Kamer Genç gibileri linç etmeye kalkmışlardı.

"Ne istediniz de vermedik... Gözlerimiz yolda kaldı... Mezardakileri kaldırıp oy kullandıracağız" sözlerini bu zatı muhteşemler hiç duymamış gibi yapıyorlar.

Halbuki daha düne kadar Kozmik odaya girmeyi savunuyor, FETÖ'nün açtığı davaların savcılığını birlikte üstleniyorlardı.
15 Temmuz sonrası yandaş zevat birden bire sütten çıkan ak kaşık oldu. FETÖ'nün faturasını vatandaşa, ihalesini muhalefete kestiler.

Ahlakı gibi zihniyeti de riyakâr olan bir çeyrek aydın modeliyle Türkiye karşı karşıyadır. Bu kendi yazdığı kitapları kendi tekzip eden, kendi yaptıkları FETÖ güzellemelerini kendisi yok sayan bir anlayıştır.
              
Bunlardan bazıları var ki dün FETÖ'yü öve öve yere göğe sığdıramıyorlardı. Bugün ise sövmenin de ötesine geçmiş durumdalar. Sahte bir karakterle teçhiz edilmiş olan yandaşın övgüsü de sövgüsü de sahtedir. Güçlüyü övmek güçsüzü dövmek konjonktürel kimlikli yandaşın karakteridir.
              
Dahası bu yandaş zihniyet iktidarın yaptığı zulüm niteliğindeki uygulamaları bile alkışlamakta bir yanlışlık görmüyor. İktidar ne yaparsa doğru, muhalefet ise ne yaparsa yapsın hepsi yanlış.
              
AKP düşerse Türkiye düşecekmiş. Sanki seçim değil de savaş yapılıyor.

Ey sevgisiz yandaş!

24 Haziran'da savaş değil seçim yapılıyor. Partiler de düşman değil rakiplerdir. Bu partilere oy verenler bu ülkenin insanlarıdır. AKP kaybederse Türkiye kaybetmez aksine demokrasi kazanır!

Sayın Cumhurbaşkanının "Dünya beşten büyüktür" sözleri orta yerde dururken adam "AKP büyüktür Türkiye" demiş oluyor. 


Hâlbuki Türkiye'de partiler kuruldu, partiler kapandı, liderler geldi liderler geçti. Türkiye Cumhuriyeti var olmaya devam etti ve ediyor.
              
Türkiye Erdoğan dahil bugünkü liderler yokken de vardı ve onlar yok olduktan sonra da var olmaya devam edecektir.

Ne demişti Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kahramanı; "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Yandaş azıcık ahlaklı ol...



http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ozcan-yeniceri/feto-nun-faturasi-vatandasa-ihalesi-muhalefete-440588m.html 

1 Haziran 2018 Cuma

Savaşımız Vurguncu Düzene mi?

 

Savaşımız Vurguncu Düzene mi?

 

Mehmet Sayın 


Bence iktidardakiler bu vurgun düzeni ile mücadele etmiyorlar; ya muhalefettekiler mücadele ediyorlar mı?

 Bu bir slogandı ve bu sloganı 1970 li yıllarda İstanbul caddelerinde hançerelerini yırtarcasına bağırarak atanlardan biri de bendim.
 

Yapılması gerekenin bu vurgun düzeniyle mücadele etmek olduğuna inanıyordum çünkü.
 

Hala daha inanıyorum.
 

Peki mücadele veriliyor mu?
 

Verilmiyor tabii işte bunu da zamanla gördüm hayal kırıklığım da o zaman başladı.

 

Burada yazacaklarım konusunda beni uyandıran Cemal Dönmezer kardeşim oldu.
 

Kendisi en az 45 yıllık arkadaşım olur.

Ben son günlerde dolardaki ve borsadaki hareketliliği anlamakta zorlandım ve ona sordum zira o bu konularda benden çok daha fazla bilgili.

Son zamanlarda ortada oynanan bir oyun var ve bu oyunun aktörleri de aktrisleri de dışarıdan falan gelmediler onlar hemen yanı başımızda ve onların kim olduklarını isim isim veremem ama oynanan oyun da hemen gözümüzün önünde oyunu görmezden gelmek de mümkün değil.
 

Bildiğim bir şey varsa onlara iş çevreleri diyorlar.

Oyun şöyle oynanıyor.

Dövizin sürekli yükseldiği enflasyon devrinde bunlar önce dolarlarını satıp borsayı yükseltiyorlar;
 

Dövizde satış baskısı dövizi bir miktar da düşürüyor tabii.
 

Borsa iyice yükseldiğinde de "karlarını realize etmek için" borsadan çıkıp yeniden dolara dönüyorlar dolar yeniden yükselmesin diye de merkez bankası piyasaya bir miktar daha dolar sürüyor.
 

Yani bu kişiler doları normal değerinden ucuza alıyorlar.

Döviz yeniden yükselince de artan fiyatından dolar satıp oradan da kazanç sağlıyorlar.

Bu iki işlemin anlamı hemen her hafta yüzde 2 - 2,5 kar demek ve bu bir ayda yüzde on kar yapmek demektir. 

Bu kadar karı hiçbir ticarette ve hiçbir imalatta yapamazsınız.

Bunun adına vurgun denir.


Ve bu vurgunu devlet veya siyaset kademelerinden tüyolar almadan yapamazsınız.

Her şey apaçık ve göz önünde bu oyunun aktörlerinin kimler olduğunu ben bilemem tabii.

Ama oyunun oynandığını görmemek de mümkün değildir.

İktidardakiler de her zamanki gibi "kolaycılık yaparak" dövizin yükselmesinin suçunu dış güçlere atıyorlar.
 

Dış güçlerin de payı var tabii ama bu yazdıklarım içeride oynanan bir oyun ve göz önünde ortadaki rakamlara bakılınca hemen belli oluyor.

Bence iktidardakiler bu vurgun düzeni ile mücadele etmiyorlar; ya muhalefettekiler mücadele ediyorlar mı?
 

Veya programlarında bu mücadele "sözde de olsa" var mı?

Var diyen beri gelsin ben göremedim.
 

Düşünceme göre iktidar da onun koltuğuna talip olan muhalefet de iş çevreleri ile papaz olmak istemiyor ve olmayacak da.

Olan da memlekete oluyor.
 

Memleketin evlatları ülkenin bakası için her gün üçer beşer şehit oluyor birileri de onlar ölürken kesesini dolduruyor.
 

Vah benim memleketime   

Vah ki ne vah.

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/mehmet-sayin/savasimiz-vurguncu-duzene-mi-440572m.html 

13 Mayıs 2018 Pazar

Ruhumuzu Yakan Parti

 

 Ruhumuzu Yakan Parti

 

 Yusuf Dülger


AKP bizim ruhumuzu yaktı. Bugün toplumdu bir yozlaşma, bencillik, milli ve dini değerlerimizde çürüme hissedilir derecede artmış ise müsebbibi ve sorumlusu AKP’dir. 

 Hz. Muhammed’in (Sav) yanına bir gün adamın birisi gelir; “Muhtacım, bana yardım et” der. Adamı izleyen Peygamber, “Evinde nen varsa sat, gel” der. Adam gider, evinde eski bir çulu varmış, bir liraya satar gelir. Peygamber o bir liraya bir balta aldırtır, sapını kendisi takar, “bununla dağdan odun kes sat, buna devam et” der. Adam söyleneni yapar, yoksulluktan kurtulur.

AKP yıllardır oy alma adına, çalışabilecek kişilere gıda, yakacak ve para yardımı yapıyor, iradeleri satın alıyor. Hem böylece dilenciliği yaygınlaştırıyor, üretimi azaltıyor, insanları tembelleştiriyor. İnsanlar itibarsızlaşıyormuş, bütçemiz küçülüyor ve açık veriyormuş, geçin bunları önemli değil, önemli olan AKP saltanatının sürmesidir.

Aile kültürümüzde, İslam’ın buyrukları arasında yaşlılara ve ana-babalara bakmak, onların sıkıntılarına katlanmak, bunu yaparken maddi bir çıkar elde etmemek var. Şu yıllarda AKP bu özveriyi unutturuyor; yaşlı anne, baba ve yakınlarına bakanlara maaş vererek ata-evlat kültürümüzü dinamitliyor, gönüllerimizdeki acıma, sevgi ve insanlık duygularını çürütüyor.

Askerlik yapmak sevaptır, vatan uğrunda ölen şehittir. Türkler eskiden beri “asker millet”tir. Vatan uğrunda savaşa savaşa bağımsızlığımızı koruduk. AKP’nin baş zihniyeti milletimizin sempatisini kazanmak için ikiye bir dövizle askerlik” yoluna başvuruyor, vatan sevgisini yok ediyor. AKP şimdi gâvur parasıyla askerlik niyetini dile getirdi ama seçimler dolayısıyla erteledi.

 AKP’nin yaptığı işlerden birisi de vatan satıcılığıdır. Bu partinin öncüleri iktidar oldukları günden beri vatanımızın toprak, fabrika ve madenlerini, önemli kaynaklarını “özelleştirme” adı altında yabancılara yahut yerli kapitalistlere parayla sattı. “Devletçilik çağını doldurmuş zararlı bir tortudur” iddialarıyla içimizdeki devlet, hazine sevgisini sökmeye çalıştı.

Yani AKP bizim ruhumuzu yaktı.Bugün toplumdu bir yozlaşma, bencillik, milli ve dini değerlerimizde çürüme hissedilir derecede artmış ise müsebbibi ve sorumlusu AKP’dir. AKP’li de olsak, ruhumuzun tümden yakılmasına katkı sağlamayalım. Bizi üretimden alıkoyup tüketmeye, el açmaya götüren bir siyasi hesabın ömrü kısadır. İnsani duygularımızla dövizi salata yapıp yemek ayıptır. Bu zihniyete destek olmak vebaldir.

Seçim dolayısıyla muhalefetteki bazı parti başkanı veya cumhurbaşkanı adaylarının da tüketim ekonomisine yönelik sözler verdiklerini görüyoruz. Borçlarımızı üstleniyorlar, herkese bedava bir şeyler veriyorlar, vs. Yanlış yoldalar. Alacakları oy, kuracakları hükümet için yangına odun taşıyorlar. 

 Milleti tembelleştirerek, hırsız ve hilecileri affederek mutlu olunmaz. 

Böylesi bir politika bizi dar boğazlara sokar. Muhalefet partileri bize bedavadan para ve ekmek vaat etmemeli. Muhalefet bizi terlemeye, üretmeye, tarlaya, tezgâhların başında çalışmaya çağırmalı.

 

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/yusuf-dulger/ruhumuzu-yakan-parti-440508m.html