yandaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yandaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2018 Salı

Seni Kimler Yönetiyor Türkiye?

 

Seni Kimler Yönetiyor Türkiye?

 

Özcan Yeniçeri 

 

Her türlü insani ve ahlaki dengeyi kaybetmiş bu tür insanlar, nasıl oluyor da Atatürk’ün kurduğu ülkenin kurumlarında yönetici oluyor? 

 

Abartı, kutsamak, övgü ne denli aldatıcı ise yergi, lanetlemek ve yüceltmek de o denli yanıltıcıdır.

Marifetin iltifata tabi olduğu doğrudur.

Ancak habbeyi kubbe yapmak, doğal meziyetleri dini kavramlarla sunmak da tehlikelidir.

Abartı şaşırtır, çok abartı çok daha fazla şaşırtır.

Adam profesör yani ilmi kariyeri var.  Aynı zamanda bir Üniversite’nin Rektörüdür. 


Kendisini o makama atayan Sayın Cumhurbaşkanı için şöyle diyor, ona “itaat etmek farz-ı ayn'dır. 

Karşı gelmek de harpten kaçmak manasına gelir, haramdır. 

Biz itaat ediyoruz” diyorsa sözün bittiği yerdeyiz demektir.

Bir bilim adamı kendisini bulunduğu göreve atayan makamı bu tür ifadelerle kutsarsa sıradan vatandaşa ne diyeceksiniz?

Her alanda soğukkanlılığı ve sağduyuyu kaybetmek tehlikelidir.

İnsanlarla ilgili yapılan değerlendirmelerde ihtiyat her zaman iyidir.

Övgü ya da sövgü, ifrat ya da tefrit kaçınılması gereken tutumlardır.

Tabandakini tepmek tavandakine tapmak bilim adamlarının değil zayıf ve sefil insanların yapacağı bir iştir.

Nitekim YÖK bu konuda ‘söz ve fiillerinin ölçülü, makul, ilmi çerçevede ve toplumun hassasiyetlerini gözetir şekilde olmasına azami dikkat gösterilmelidir’ şeklinde açıklama yapmak zorunda kalmıştır.

Sonunda bu değerlendirmeyi yapan rektör de görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır.
  

Atatürk’e saldırmak!

Adı lazım değil bir Üniversite’nin Sağlık Kültür Spor Daire Başkanlığını yapan zat, Atatürk’e, sosyal medya hesaplarından hakaret ve küfürler yağdırdığı medyaya düştü.

Bu durumun duyulmasından sonra da Üniversite rektörlüğü tarafından bu zatın görevden uzaklaştırıldığı açıklandı.

Türkçe’de “Eceli gelen...” kelimeleriyle başlayan bir deyim var. Bu deyimi atalar tam da bu tür zatlar için söylemiş!

Her zaman seksen milyonluk bir ülkede gaflet, dalalet ve hiyanet içinde olanlar bulunacaktır. Varlıklarını borçlu oldukları Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna dil uzatanlar da çıkacaktır.

Zira düşmana sığınan, düşmanla işbirliği yapan, ihaneti meslek edinen sayısız haine bu ülkede rastlanmıştır.

Bağımsızlığını, egemenliğini, şerefini, namusunu daha da ötesi vatanını kurtaran iradeye saldırmak akıl sağlığı yerinde olanların yapacağı bir iş değildir!

Her türlü insani ve ahlaki dengeyi kaybetmiş bu tür insanlar, nasıl oluyor da Atatürk’ün kurduğu ülkenin kurumlarında yönetici oluyor?

Cevabı verilmesi gereken soru budur!

Bunların sayısı sanıldığı kadar az da değildir.


Bir büyükelçi faciası!

Adam Türkiye Cumhuriyeti’nin Uganda büyükelçisidir. Türkiye’nin Uganda Büyükelçiliğinin 29 Ekim resepsiyonuna büyükelçi hazretleri Yunan mitolojik tanrılarının kıyafetiyle katılıyor.

Büyükelçinin Yunan mitolojisinde uğruna Truva Savaşı çıkan Helen'e, başkatibin baştanrı Zeus'a benzeyen kıyafetler içinde resepsiyona katılıyor. Resepsiyona katılan Ugandılar bile bu duruma şaşırmış ve hayretler içinde büyükelçiye bakıyor.

Amman doğumlu, ABD’de çokca bulunmuş bu büyükelçi muhtemelen mehter takımının giydiği kıyafetlerden, Alpaslan’ın Malazgirt’te giydiği kıyamet gömleğinden haberi yoktur. 


Kıyafeti ve medeniyeti Helen’den Zeus’tan ibaret görüyor.

Bir büyükelçinin Türkiye’nin milli gününde başka ülkelerin simgeleriyle arzı endam etmesi ilginç ötesidir.

Kıyafette Helen’e benzeyenler icraatta da muhtemelen kıyafetini giydikleri kültüre uygun davranırlar.

Bu tam anlamıyla bir büyükelçilik faciasıdır.  


Türkiye’yi dışarıda kimlerin temsil ettiğinin de kanıtıdır.
 

Bu tür adamların sanıldığı gibi yalnız kıyafetlerinin değil zihniyetlerinin Türkiye’ye yabancı olduğu açıktır.

Bu zihniyetle mi büyükelçi hazretleri ülkenin çıkarlarını koruyacak.

Üniversitenin başına her türlü ölçüyü kaçırmış bir rektör gelebiliyor.

Bir başka üniversitenin Sağlık Kültür Spor Daire Başkanlığına sağlıksız, kültürsüz, küfürbaz bir adam olabiliyor.

Ülkeyi dışarıda temsil eden bir büyükelçi Yunan kültürüne ait kıyafetlerle sözüm ona Türkiye’yi orada temsil edebiliyor.

Seni kimler temsil ediyor Türkiye!


http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ozcan-yeniceri/seni-kimler-yonetiyor-turkiye-441033m.html 

6 Haziran 2018 Çarşamba

FETÖ’nün Faturası Vatandaşa, İhalesi Muhalefete

 

FETÖ’nün Faturası Vatandaşa, İhalesi Muhalefete

 

Prof.Dr.Özcan Yeniçeri 


24 Haziran'da savaş değil seçim yapılıyor. Partiler de düşman değil rakiplerdir. Bu partilere oy verenler bu ülkenin insanlarıdır. 

AKP kaybederse Türkiye kaybetmez aksine demokrasi kazanır!

 

24 Haziran seçimlerine giderken iktidardan beslenenler dalkavuklukta, partizanlıkta, saray soytarılığında, yanaşmalıkta sınır tanımıyor.
              
24 Haziran seçimlerini adam "yerli olanla olmayanın hesaplaşması" olarak sunuyor. Bu durumda BOP eş başkanlığını üstlenen ya da mercimek, ot, saman, et ithal eden yerliyle Erzurum'da hayvancılık, Konya'da çiftçilik yapan, Adana'da meyvecilik yapan ve yerli sayılmayanın mücadelesiyle Türkiye karşı karşıya demektir.
              
Adamlar 'Bunların Erdoğan'ı devirme dışında söyledikleri bir şey yok!' diyor.

E be birader sizin de Erdoğan'ı Türkiye'nin tepesinde tutmaktan başka söylediğiniz hiçbir şey yok.
              
Adam yazısına "Düşerse AK Parti değil Türkiye düşer!" diye başlık koymuş. Bu bir partiyi ya da bir kişiyi Türkiye'yle özdeşleştiren kıt ve kısır zihniyettir.

İktidara gelmek iddiasıyla demokratik yarışa giren iki taraftan birisinin kazanmasını Türkiye'nin düşmesi olarak niteleyen bu zihniyet bölücüdür.
              
Adam resmen 'AKP büyük eşittir Türkiye' diyor. Aslında bu zihniyet işi partinin de ötesine taşıyarak "Erdoğan kaybederse Türkiye kaybeder" demeye getiriyor.
              
AKP kaybederse Türkiye kaybetmez. Kaybeden yandaşlar olur. Aksine AKP'nin kaybetmesi kibrin, gururun, tepeden inmeciliğin, totaliterliğin kaybetmesi olur ki bu da Türkiye'nin ve Türk Milletin kazanması anlamına gelir.
              

Övgüsü de sövgüsü de sahte!
              
Bu zevat ayakkabı kutularından fırlayan dolarlar, yatak odalarından çıkan para kasaları, kollarda sallanan milyonluk saatler konusunda gık çıkarmaz.
              
Bu yandaş ve yalama kesim on altı yıldır Türkiye'yi kimin yönettiğinin farkında değillermiş gibi davranıyorlar. FETÖ'yü muhalefet partilerine ve saf vatandaşa ihale edip geçmektedir. 


Öyle ki bu yandaş kesim büyük bir saygıyla "Hoca Efendi" temennalarında bulundukları zamanda buna itiraz eden Kamer Genç gibileri linç etmeye kalkmışlardı.

"Ne istediniz de vermedik... Gözlerimiz yolda kaldı... Mezardakileri kaldırıp oy kullandıracağız" sözlerini bu zatı muhteşemler hiç duymamış gibi yapıyorlar.

Halbuki daha düne kadar Kozmik odaya girmeyi savunuyor, FETÖ'nün açtığı davaların savcılığını birlikte üstleniyorlardı.
15 Temmuz sonrası yandaş zevat birden bire sütten çıkan ak kaşık oldu. FETÖ'nün faturasını vatandaşa, ihalesini muhalefete kestiler.

Ahlakı gibi zihniyeti de riyakâr olan bir çeyrek aydın modeliyle Türkiye karşı karşıyadır. Bu kendi yazdığı kitapları kendi tekzip eden, kendi yaptıkları FETÖ güzellemelerini kendisi yok sayan bir anlayıştır.
              
Bunlardan bazıları var ki dün FETÖ'yü öve öve yere göğe sığdıramıyorlardı. Bugün ise sövmenin de ötesine geçmiş durumdalar. Sahte bir karakterle teçhiz edilmiş olan yandaşın övgüsü de sövgüsü de sahtedir. Güçlüyü övmek güçsüzü dövmek konjonktürel kimlikli yandaşın karakteridir.
              
Dahası bu yandaş zihniyet iktidarın yaptığı zulüm niteliğindeki uygulamaları bile alkışlamakta bir yanlışlık görmüyor. İktidar ne yaparsa doğru, muhalefet ise ne yaparsa yapsın hepsi yanlış.
              
AKP düşerse Türkiye düşecekmiş. Sanki seçim değil de savaş yapılıyor.

Ey sevgisiz yandaş!

24 Haziran'da savaş değil seçim yapılıyor. Partiler de düşman değil rakiplerdir. Bu partilere oy verenler bu ülkenin insanlarıdır. AKP kaybederse Türkiye kaybetmez aksine demokrasi kazanır!

Sayın Cumhurbaşkanının "Dünya beşten büyüktür" sözleri orta yerde dururken adam "AKP büyüktür Türkiye" demiş oluyor. 


Hâlbuki Türkiye'de partiler kuruldu, partiler kapandı, liderler geldi liderler geçti. Türkiye Cumhuriyeti var olmaya devam etti ve ediyor.
              
Türkiye Erdoğan dahil bugünkü liderler yokken de vardı ve onlar yok olduktan sonra da var olmaya devam edecektir.

Ne demişti Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kahramanı; "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Yandaş azıcık ahlaklı ol...



http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ozcan-yeniceri/feto-nun-faturasi-vatandasa-ihalesi-muhalefete-440588m.html