ermeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ermeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2020 Salı

Ermenistan, insanlık suçu ve ikiyüzlülük!


 
 
 
 
Ermenistan, insanlık suçu ve ikiyüzlülük!

 
 
Prof. Dr. Özcan Yeniçeri
 
 


Hocalı’da Azerbaycan Türklerine yönelik olarak yapılan soykırım, Ermenistan’ın Azerbaycan kentlerindeki sivil halka karşı işlediği insanlık suçları, PKK’nın Türkiye içinde sivil halka karşı gerçekleştirdiği kitle katliamları Batı tarafından suya sabuna dokunmayan ifadelerle geçiştirilirken 1915’te yaşanan tehcir olayını “soykırım” yalanıyla yargılamaya kalkmanın ne kadar temelsiz olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır!



SSCB’nin dağılma sürecinde Rus güçlerinin yardımıyla Azerbaycan topraklarında Hocalı katliamı yaşanmış ve ülkenin %25’i Ermenistan tarafından işgal edilmişti. Yedi Reyon (bölge) ve Dağlık Karabağ 27 yıldır Ermenistan’ın istilası altındaydı. Ermenistan süreçte “daha fazla toprak almak için hazırlıklı olmak” stratejisi gereği tekrar tekrar Azerbaycan topraklarına saldırdı. 
 
 
 
Azerbaycanlı Mehmetçik gücünü sahaya sürünce Ermenistan’ın geleneksel vur kaç taktiğinin artık işe yaramadığı ortaya çıktı. İşgalci, istilacı, şımarık ve küstah Ermeni güçleri sahada Mehmetçik karşısında yenilgiyi tadarak çekilmeye başladı. İşgal altındaki Azerbaycan toprakları da bir bir özgürleştirildi.
 
 
 
 Sahada Mehmetçik karşısında tutunamayarak bozulan, dağılan Ermenistan ordusu tarihte en iyi bildiği terör oyunu oynamaya başladı. Sivil halkı, evleri, okulları, Pazar yerlerini kentleri Rusya’dan, aldığı Grad ve Balistik füzelerle vurmaya başladı.
 
 

Ermenistan’dan atılan füzelerle savaş hattının dışında olan kentler ve evlerinde uyuyan Azerbaycanlılar katledildi.



Savaşta kentlere, okullara, evlere daha rafine bir deyişle sivillere saldırmak bir insanlık suçudur. İnsanlığın geldiği bu aşamada insanlık suçu işleyenlerden yaptıkları yıkımın ve katliamın hesabı sorulmaktadır.
 
 

Ancak Batılılar suçun kim tarafından işlendiğine bağlı olarak yargılanma yaparlar. Minsk grubu, Batılı ülkeler işlenen insanlık suçlarıyla ilgili olarak bile riyakâr bir tutum takınmaktadır. Azerbaycan’da Ermenilerin işlediği insanlık suçları konusunda da ABD, Rusya ve AB aynı tavrı takınmıştır.
 
 

Azerbaycan’ın Gence kentinde sivillere yönelik Ermeni saldırısıyla ilgili olarak ortaya konulan tepki bunun kanıtıdır. Gence’de aralarında çocuklarında bulunduğu 13 sivilin katledildiği saldırı sonrası AB on altı saat sessiz kaldı. Sonunda Avrupa Konseyi sözcüsü, Ermenistan’ın işlediği savaş suçuyla ilgili bir ifade kullanmaksınız yaptığı açıklamada “AB, sivillerin ölmesine neden olan saldırılardan üzüntü duymaktadır” dedi.
 
 

Cephede Mehmetçik karşısında uğradığı bozgunun intikamını savaş sahasının dışındaki sivillerden, evlerden ve kentlerden alan Ermenistan’ın işlediği insanlık suçunu görmezlikten gelerek yapılan açıklamalardan birisini de Türkiye’de HDP Milletvekili Garo Paylan yapmıştır.
 
 

Bu zat TBMM’ye verdiği Meclis Araştırma Önergesinde “Karabağ’da süren savaşta, iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır” diye yazıyor. 
 
 
 
Ölen siviller Azerbaycan Türk’ü, füzelerle vurulan kentler Gence, Terter gibi Türk kentleridir. Savaş da Ermenistan tarafından işgal edilen Azerbaycan topraklarında yaşanıyor. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarında askeri bir işgal yürütüyor ve sivil yerleşim yeri yoktur!
 
 

Bu üslup ve yaklaşım 1915 tehcirinden beri çok tanıdıktır.
 
 

İş buraya gelmişken yalnız Türk düşmanı değil aynı zamanda böceğin, kuşun, kaplumbağanın, suyun, toprağın, yeşilin de düşmanı olan PKK’nın geçtiğimiz günlerde Hatay’da yaktığı ormanlarla ilgili olarak HDP tarafından yapılan açıklamayı hatırlayalım.
 
 

HDP hamisi ve efendisi olan PKK’nın Hatay’da yaktığı ormanlarla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır. “Nerede ve hangi nedenle olursa olsun, doğaya karşı geliştirilen her türlü saldırı bütün insanlığa karşı yapılmış saldırılar kadar ağır bir suçtur. O nedenle doğaya yönelik her türlü saldırıyı, kimden gelirse gelsin kınıyoruz.”
 
 

Fail belliyken, adını belirtmeden “nereden gelirse gelsin”, “kim yakarsa yaksın”, “her iki tarafı da” ile başlayan cümleler haini korumaya yöneliktir.
 
 

Hocalı’da Azerbaycan Türklerine yönelik olarak yapılan soykırım, Ermenistan’ın Azerbaycan kentlerindeki sivil halka karşı işlediği insanlık suçları, PKK’nın Türkiye içinde sivil halka karşı gerçekleştirdiği kitle katliamları Batı tarafından suya sabuna dokunmayan ifadelerle geçiştirilirken 1915’te yaşanan tehcir olayını “soykırım” yalanıyla yargılamaya kalkmanın ne kadar temelsiz olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır!
 
 

 

26 Şubat 2020 Çarşamba

Dinmeyen Yaramız – Hocalı Soykırımı

 
 
 
Dinmeyen Yaramız – Hocalı Soykırımı
 
 

Sonuç olarak 106 kadın, 63 çocuk ve 70 yaşlı olmak üzere 613 kişi öldürüldü. 1 275 kişi rehin alındı ve 150 kişinin kaderi bilinmiyor.
 
 
 Trajedi sırasında 76 reşit olmayan çocuk da dahil olmak üzere 487 Hocalı sakinleri ağır yaralandı, 6 aile tamamen yok edildi, 26 çocuk her iki ebeveynini de kaybetti ve 130 çocuk ebeveynlerinden birini kaybetti.


Hocalı soykırımı, Azerbaycan tarihinin en korkunç ve trajik sayfalarından biridir. Hocalı soykırımının onuncu yıldönümünde Azerbaycan milli lideri Haydar Aliyev, soykırımı siyasi bir renk olarak nitelendirdi: "Bu acımasız soykırım eylemi, insanlık tarihine en korkunç kitle terör eylemlerinden biri olarak girdi."
 
 
Azerbaycan halkının 200 yıldır Ermeni milliyetçi şovenistler tarafından sürekli etnik temizlik ve soykırımlara maruz kaldığı belirtilmelidir. Azerbaycan halkı tarihi topraklarından sürülmüş, mültecilere, ülke içinde yerinden olmuş kişilere dönüşmüş ve bunu Ermeniler tarafından yapılan katliamlar izlemiştir. 
 
 
Azerbaycanlıların tarihi ve etnik topraklarından sürülmesi Sovyet döneminde devam etti. 1948-1953 yıllarında 150.000 Azeri Ermenistan'dan Kur-Araz ovalarına sürüldü.1988'de tarihi topraklarından 250.000 Azerbaycan Türkü bölgeden atıldı ve böylece Ermenistan'ı tek etnikli bir devlet haline getirdi. 1988'den beri Dağlık Karabağ'ı çevreleyen olaylar, Ermeni ideologlarının aptalca "denizden denize" fikrini, köylerin ve kasabaların yıkımını, on binlerce masum insanın ölümünü ve yüz binlerce Azerbaycanlının tarihsel topraklarından yerinden edilmesini gerçekleştirme girişimi ile sonuçlandı. 
 
 
Tüm uluslararası yasalara aykırı olarak, Ermeni devleti Dağlık Karabağ'ı birleştirmek ve tüm suçları ve zulmü işlemeye hazır olduğunu göstermek istiyor.


20. yüzyılın trajedisi, Hocalı soykırımının saldırgan ve cezai Ermeni politikasının sonucudur. 20. yüzyılın sonundaki bu trajedi, sadece Azerbaycan halkına değil, tüm insanlığa ve insanlığa karşı yapılan en ciddi suçlardan biridir. Hocalı soykırımı, Khatin, Hiroşima, Nagasaki ve Sonqmi gibi yüzyılın korkunç trajedileriyle keskin bir çizgide durmaktadır. 
 
 
Ermenilerin Hocalı'yı hedef almaları neydi? Bu, bir yandan, dağlık Karabağ bölgesindeki Azerbaycanlılar için stratejik olarak önemli bir engeli ortadan kaldırmaktı ve diğer yandan, Hocalı'yı genellikle yeryüzünden ortadan kaldırmaktı.
 
 
 
Çünkü Hocalı, tarihi ve kültürel gelenekleri eski çağlardan modern zamanlara yansıtan böyle bir ikamet yeriydi. Bu özel kültür, Hocalı-Gadabay kültürü olarak tarihe geçti. Ermeni işgalinden sonra tüm maddi kültürel anıtların yok edilmesi ve dünyanın en eski mezarlarından biri olan Hocalı mezarlığının yok edilmesi, canlı bir Ermeni vandalizm örneği ile birlikte dünya kültürüne karşı bir şiddet eylemidir. 
 
 
26 Şubat 1992'de Ermeni askeribirlikleri, Hocalı şehrinde soykırım eylemini 7.000 kişilik bir nüfuzla gerçekleştirdi. Hocalı soykırımı olarak bilinen bu kanlı trajedi, binlerce Azerbaycanlının tahrip edilmesine veya yakalanmasına neden oldu ve şehir harap oldu. 
 
 
25-26 Şubat 1992 gecesi, Ermeni silahlı kuvvetleri eski Sovyetler Birliği'nin 366 Motorize alayının yardımıyla Hocalı'yı ele geçirdi.
 

Trajik geceye kadar şehirde kalan Hocalı sakinleri (yaklaşık 2.500), en yakın yerleşimdeki Azerbaycanlılara bir yol bulma umuduyla evlerini terk etmeye çalıştı, ancak planları başarısız oldu. İşgalciler Hocalı'yı yok etti ve sivilleri özel vahşeti ile öldürdü. Hocalı'daki yüzlerce masum sivilin vahşice öldürülmesi, Ermeni-Azerbaycan çatışması sırasında işlenen suçlardan biriydi. Ermeni silahlı kuvvetleri ve yabancı birlikler Hocalı ve çevresini terk edemediler.
 
 
 Sonuç olarak 106 kadın, 63 çocuk ve 70 yaşlı olmak üzere 613 kişi öldürüldü. 1 275 kişi rehin alındı ​​ve 150 kişinin kaderi bilinmiyor. Trajedi sırasında 76 reşit olmayan çocuk da dahil olmak üzere 487 Hocalı sakinleri ağır yaralandı, 6 aile tamamen yok edildi, 26 çocuk her iki ebeveynini de kaybetti ve 130 çocuk ebeveynlerinden birini kaybetti. Kurbanların 56'sı özel bir zulümle öldürüldü: canlı yakıldılar, kafa derileri boğuldu, boyunları çıkarıldı, gözleri çıkarıldı ve hamile kadınlar bıçaklandı. 
 
 
Ermeni yetkililer, Hocalı halkı da dahil olmak üzere, çatışmaya karşı işlenen suçlardan, gerçekleri çarpıtarak ve basit mantığa dayanmayan gerçeklerden uzak yorumlar yaparak sorumluluklarını kayıtsız bir şekilde suçluyorlar. 
 
 
Ancak en sofistike propaganda bile Ermeni tarafının sunduğu durumun tam tersini kanıtlayan gerçekleri çürütemiyor gibi görünüyor. Ermenistan'ın sorumluluğu, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kolluk kuvvetlerinden gelen önemli bilgilerle birlikte trajedinin sayısız bağımsız kaynağı ve tanığı tarafından belgelenmiş ve soykırımın faillerinin doğrudan itirafı ile teyit edilmiştir.
 
 
 
Hocalı soykırımını tanıyan ülkeler: Meksika, Pakistan, Çek Cumhuriyeti, Kolombiya, Bosna-Hersek, Peru, Honduras, Sudan, Romanya ve 57 ülkenin bir üyesi olan İslam İşbirliği Teşkilatı da Hocalı soykırımını tanımaktadır. Bu bağlamda, kuruluşun çeşitli kararları vardır. Hocalı soykırımını tanıyan Amerika Birleşik Devletleri: Teksas, New Jersey, Gürcistan, Maine, New Mexico, Arkansas, Mississippi, Oklahoma, Tennessee, Pennsylvania, Batı Virginia, Connecticut, Florida, Indiana, Arizona.
 
 
Ne yazık ki, Hocalı soykırımı Dünyada çok fazla karşılık bulmadı
 
 

26 Şubat 2018 Pazartesi

Tarihin Kan Yaddaşı…. Hocalı Soykırımı….

 

Tarihin Kan Yaddaşı…. Hocalı Soykırımı….

 

Ayten Ehmedova

 

Hocalı soykırımının hukuki değeri dünya topluluğu tarafından verilmelidir. Dünya toplumu Ermeni terörünün iç yüzünü görecek ...

  

Doğma diyar nələr gəldi başına, 

Necə oldu əldən getdi Xocalı

Nəzər salcaq gözdən axan yaşına  

Ürəklər də oldu parça-paralı, 

Tarix boyu yaddan çıxmaz Xocalı!



 Ermeniler tarafından işlenen soykırım ...

XX yüzyılın faciası, dehşeti, dünyanın kabul etmek istemediği Ermeni terrorizminin işlediği qətliam- Hocalı Soykırımı! 


Ermeni faşistlerinin 63 kişi çocuğu, 106 kişi kadını, 70 kişi ihtiyarı güllələdiyi, işkenceler vererek öldürdüğü Hocalı soykırımı.

  Kurnaz Ermeni teröristlerin bir amacı vardi- Hocalı denilen şehri dünya haritasından silmek ... Bu yüzden korkunç cinayet eylemi hayata keçirdilər.Bunun sonucunda 8 aile tamamen yok edilmiş, 25 çocuk her iki ebeveynini kaybetmiş, 130 çocuk ise ebeveynlerinden birini kaybetti, 487 kişiden 76 kişiyi çocuk insan yaralanmışdır.1275 kişi esir alınmış,

150 kişi kayıp, kaderleri hakkında bilgi yok.

01.04.1992 itibariyle devletin ve nüfusun mülkiyetinin 5 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor. ruble değerinde hasar.


 Hocalı, Ekim 1991'de ablukaya alındı. 30 Ekim'de araba ayrıldı ve tek araç helikopteri oldu. Hocalı'daki son helikopter 28 Ocak 1992'de gerçekleşti. Şuşa şehrinin semalarında sivil helikopterin vurulması ve bunun sonucunda 40 kişinin ölümünden sonra bu ulaşım da kesilmişti. 2 Ocak'ta şehre elektrik verilmedi.  

Şehir, yalnızca halkın kahramanlığı ve savunucuların cesareti ile ayakta kalmış ve savunmuştur.  

Şehrin savunması genel olarak atıcı silahlarla silahlanmış yerel kendini savunma destesi, milis ve ulusal silahlı kuvvetlerinin askerlerinden olunmuşdu.Fevralın ikinci yarısından itibaren Hocalı, Ermeni silahlı birliklerinin ablukasına alınmış ve her gün toplardan, ağır makinelerden atılan ateşlere, birliklerinin hemlelerine maruz qalırdı.

Xocalıya saldırı hazırlığı Şubatın 25- de akşam 366. alayın savaş araçlarının savaş alanına girmesi ile başlamıştır. Şehre saldırı toplardan, tanklardan, "Alazan" tipli zenit toplardan 2 saatlik ateşinden sonra başlandı. 

Hocalı üç yönde saldırıya uğradı ve nüfus Askeran'dan kaçmak zorunda kaldı. Kısa sürede bunun kurnazca bir arsa olduğu anlaşıldı. Nahçıvan köyünün yakınında, nüfus Ermeni silahlı kuvvetlerince kesildi ve öldürüldü.  

Karlı geçitlerde ve ormanlarda zayıf düşmüş insanların çoğu işte Əskəran-Naxçevanik düzlüğünde Ermeni ordusu tarafından vahşicesine öldürülmüştür.


Hocalı'nın coğrafi konumu ....

Ermeni silahlı kuvvetler kentin coğrafi konumu nedeniyle Hocalı'ya saldırdı. 7000 nüfuslu Hocalı Xankendinden 10 km güneydoğusunda, Karabağ dağ silsilesinde ve Ağdam-Şuşa, Esgeran-Hankendi yollarının üzerinde bulunmaktadır. 


Karabağ'daki tek havaalanı da Xocalıdadır.Xocalı insanların tarihten beri yerleştiği yerdir ve eski tarihi abideler günümüze kadar varlığını kalmaktadır. Kuzenimiz Hocalı'nın yakınındadır. XIV-VII yüzyıllarından kalma Hocalı-Gedebey kültürünün anıtları vardır. Mezar anıtları - son bronz ve Demir Çağı'na ait taş kutular, höyükler ve nekropoller. Ayrıca burada mimari eserler - dairesel mezarlık (1356-1357) ve türbe (XIV yüzyıl) bulunmaktadır. Arkeolojik kazılar sırasında çeşitli taş, bronz, kemik süslemeleri, kilden ev eşyaları vs. bulunmuştur. Bulunan boncuk tanelerinin birinde Asur şahı Adadnerarinin (M.Ö. 807-788) adı yazılmışdır.Əhali esasen bağcılık, hayvancılık, arıcılık ve çiftçilikle uğraşır. Şehirde tekstil fabrikası, 2 lise ve 2 ortaokul vardır idi.

Son yıllarda meydana gelen olaylarla ilgili olarak Fərqanədən (Özbekistan) mülteci gelmiş 54 məhsəti-türkü ailesi, ayrıca Ermenistan'dan ve Xankendinden kovulmuş Azerbaycanlıların bazıları şehirde məskunlaşmışdılar.

Sonralar Ermeni tarafı itiraf etmiştir ki , Ermeni silahlı birliklerinin ana hedefleri Hocalı platsdarmının imha edilmesi, bu mıntıkadan geçen Esgeran-Hankendi yolunun boşaltılması, Azerbaycanlıların yönetiminde olan havaalanının ele geçirilmesi idi.

Hocalı soykırımının hukuki değeri dünya topluluğu tarafından verilmelidir. Dünya toplumu Ermeni terörünün iç yüzünü görecek ...


http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ayt-n-hm-dova/tarihin-kan-yaddasi-hocali-soykirimi-440270m.html 

25 Şubat 2018 Pazar

Hocalı katliamı nasıl gerçekleşti?

 
 
 
Hocalı katliamı nasıl gerçekleşti?

Ermeni kuvvetleri 25 Şubat’ı 26 Şubat'a bağlayan gecede Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlendi.


Bundan 25 yıl önce Azerbaycan’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri yüzlerce Türkü katletti. 336.Sovyet Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasına giren Ermeniler kadın çocuk erkek ayrımı yapmadan işkenceye varan yöntemlerle eşine az rastlanır bir katliam gerçekleştirdiler. 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren SSCB’nin dağılma sürecine girmesi Azerbaycan ile Ermenistan arasında gerilimli bir süreci başlattı. Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti Azerbaycan’a ait olan Karabağ bölgesinin dağlık kısmında Ermeni nüfusunun fazla olduğunu belirterek bölgenin kendisine ait olması gerektiğini iddia edecekti. 1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre Dağlık Karabağ bölgesinin nüfusunun %75’i Ermenilerden, %25’i Azerilerden oluşmaktaydı. Ancak bölgede Ermeni nüfusunun fazla olmasının sebebi Sovyetler Birliğinin yıllar süren politikalarıydı. Bölge uluslar arası örgütlerin de kabul ettiği gibi tarihi ve hukuki olarak Azerbaycan’a ait topraklardı.

Bölgedeki gerilim 1988 yılında Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenilerin Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a katılmak istemeleri ile arttı. Dağlık Karabağ Meclisi karar alarak Ermenistan’a bağlandığını ilan etti. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, Dağlık Karabağ bölgesinin özerk statüsünü kaldırdığını ve kendine bağladığı yönünde bir karar aldı. Karabağ özerk yönetiminin buna cevabı ise bağımsızlık referandumu oldu. Bölgede yaşayan Azerilerin katılmadığı referandumdan çıkan bağımsızlık kararının ardından 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti resmen ilan edildi.

Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan bu gelişmeler Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşı başlatan sebep oldu. 1991 yılının sonlarında başlayan savaş Ermenilerin lehine gelişti. Rus desteğini alan Ermeniler Dağlık Karabağ bölgesine girerek bölgeyi işgale ettiler. Hocalı kasabasında yaşananlarsa bu savaşın henüz başlarında yaşanan bir katliamdı.
Dağlık Karabağ’ın en önemli tepelerinden ve dolayısıyla hakim konumu itibariyle önemli bir mevki olan Hocalı kasabası Ermeni kuvvetleri için önemli bir askeri hedefti. Kasaba aylarca top ateşine tutuldu ve Ermeni kuvvetlerince abluka altına alındı. Etrafıyla bağlantısı kesildi. Katliamın gerçekleştiği tarihlerde 10 bin nüfuslu Hocalı’da 3 bin civarı Azeri bulunmaktaydı. Ermeni kuvvetleri 25 Şubat’ı 26 Şubat'a bağlayan gecede bölgedeki Sovyetlerin 366. Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlendi. 
 
 
 

Hocalı'ya yakın bölgede Ermeni askeri birliklerine komutanlık yapmış olan Monte Melkonyan katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde şöyle tasvir etmiş:

Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudaki açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdaki Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkararak bıçaklamaya başlamışlar.

Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek "Disiplin yok" diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.

Hocalı’da yaşanan bu katliama Birleşmiş Milletler ve Batılı devletler ciddi bir tepki göstermediler. Batılı ülkelerin bu tutumu ve Rus desteğiyle Ermeni kuvvetleri kısa bir süre içerisinde Dağlık Karabağ bölgesini ve bir kısım Azerbaycan topraklarını işgal etti. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki bu savaş 1994 yılına kadar devam etti. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes sağlandı. Ancak ateşkesin ardından başlayan barış görüşmelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı.
 
 
 


HOCALI FACİAMIZIN 26.YILINDA GERİYE VE İLERİYE BAKARKEN

Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Masim Hacıyev katliamın yıldönümü yaklaşırken yazılı bir açıklama yaptı. Masim Hacıyev yazısında "Çeyrek asır önce ermeni ayrılıkçı-teröristlerin Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaptıkları soykırımda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor,göstermiş olduğu kardeş ilgi ve alakasından dolayı Türkiye Cumhuriyeti’ne şükranlarımı sunuyorum" dedi.

İşte Masim Hacıyev "Hocalı Katliamı" hakkında kaleme aldığı o yazı:

Her şey kameralara sabit şekilde kayıtlıdır: 26 Şubat 1992”de Ermenistan askeri birliklerinin dış güçlerin açık desteğiyle Azerbaycan”ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasına son model ağır silahlarla saldırması- savunmasız durumdakı Azerbaycan Türklerini maksatlı biçimde imha etme amacını taşımaktaydı.Birleşmiş Milletlerin en son soykırım tanımlamasında Ermenistan askeri birliklerinin Hocalı”daki savunmasız insanlarımıza imha amaçlı saldırısı Soğuk savaştan sonraki ilk soykırımdı. Kasaba kıyısındaki nehri can havliyle geçerek ormanlık alandan Akdam bölgemize ulaşmak isteyen eliyalın ve savunmasız vatandaşlarımızı Ermenistan askeri birlikleri ormanlık alanda kurdukları pusuya düşürerek makineli silahlarla taramışlardı. İçinde önemli sayıda çocuk, kadın ve yaşlıların bulunduğu 613 vatandaşımız saldırıların yapıldığı alanda hayatını kaybetti (56 kişi işkenceyle öldürüldü), 155 vatandaşımızdan çeyrek asırdan beri haber alamıyoruz, 1275 vatandaşımız rehin alınmış, 487 vatandaşımız ise soykırım sonucu özürlü durumuna düşürülmüştür. 1980”lerin sonlarından itibaren Kafkasya”yı yakından izleyen ve Hocalı faciası sırasında bölgede bulunan ABD”li gazeteci-yazar Thomas Goltz, olayın “Bölgede yaşayan Azerbaycan Türklerine karşı toptan imha amacı taşıdığını, o nedenle apaçık soykırım olduğunu” ilk günden yazmıştı.Goltz”u, Fransa”nın,Hollanda”nın, Türkiye”nin bölgeden sıcak haber yazan muhabirleri de aynı gerekçeyle doğrulamışlardı.

Fakat her şeyin bu kadar açık olmasına rağmen uluslararası kuruluşlar Hocalı soykırımını olduğu gibi değerlendirerek soykırımı yapanların ivedilikle cezalandırılması için hiçbir gereken adımı atmadılar.Oysa başta BM Güvenlik Konseyi olmakla uluslararası kurumlar Hocalı faciamızla ilgili bağımsız komisyon oluşturarak olayın soykırım olduğunu kararlaştırsalardı,Temmuz 1995”de Sırp milliyetçilerin yedi bin Boşnağı kurşuna dizerek soykırım yapmaları imkansız olurdu. Şu örneğe dikkatinizi çekmek istiyorum: 1983 yılında Türkiye”nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar”ı görevi başında katleden ermeni ASALA terör örgütünün tetikçisi idam cezasına çarptırılmaması bir yana dursun, 2002 yılında Ermenistan”a verildi,uzun süre devlet protokolünde yer alarak çocuklara ve gençlere ermeni terörizminin hedeflerini anlattı. Terör ideolojisinden ve pratiğinden beslenen Sırp milliyetçiler de bu bağlamda Hocalı soykırımını yapan ermeni teröristleri kendilerine örnek alarak Boşnak soykırımına imza attılar. Bu durumu BM onaylamış, Sırbistan yönetimi Boşnaklardan özür dilemiştir. Aradaki fark Boşnak soykırımına ilham veren o dönemki Sırp yöneticilerin ve teröristlerin uluslararası ceza mahkemesince en ağır cezalara çarptırılması,uzun süre saklanmayı başaran Radovan Karadziç”in sonuçta yakalanarak mahkeme önünü çıkarılması, Hocalı soykırımına ise uluslararası kuruluşların bugüne kadar kayıtsız kalması ve o nedenle günahsız 613 vatandaşımıza karşı soykırım yapmış Ermenistan askeri birliklerinin hala basit soruşturmalara bile tabi tutulmamalarıdır.

Fakat bu durumun ilelebet devam etmeyeceğine herkes emin olmalı.Ulu önderimiz Haydar Aliyev”in talimatıyla oluşturulmuş komisyon 2002 yılında raporunu açıklayarak Hocalı faciamızı soykırım ilan etmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın İlham Aliyev”in doğrudan temasları sonucu ABD nin 21 eyaleti ve dünyanın yaklaşık on ülkesi ve parlamentosu Hocalı faciamızı soykırım olarak tanımış ve o yönde kararlar almışlar. Bu bağlamda en büyük desteği, elbette ki, kardeş Türkiye Cumhuriyeti”nden gördük ve görmekteyiz.Hocalı soykırımının yapıldığı günden bu yana Türkiye en büyük destekçimiz ve manevi teselli yerimiz oldu.Her sene Hocalı haftasında Türkiye Büyük Millet Meclisinde iktidar ve muhalefet temsilcilerinin gündem dışı konuşmalar yaparak soykırımı Türk toplumuna bir daha hatırlatmalarının bizim için büyük manevi değeri vardır. Başta Ankara olmakla, Türkiye”nin çeşitli kentlerinde yapılmış Hocalı soykırımı anıtları, parkları, basılan kitaplar, düzenlenen anma toplantıları soykırımcıların yaşam alanını gün geçtikçe daha fazla daraltan etkinliklerdir.

Biz Hocalı soykırımının faillerinin cezalandırılması olgusuyla topraklarımızın ermeni işgalinden koşulsuz kurtarılmasınının birini ötekinden ayrı tutmuyoruz. Zira Hocalı soykırımını yapan caniler bizim topraklarımızı işgal etmiş canilerin ta kendileri, kardeşleri, kuzenleridir.O nedenle biz bir yandan topraklarımızın ermeni işgalinden kurtarılması için barış yoluyla(şimdilik) mücadelemizi sürdürürken o mücadelemizin paralelinde Hocalı katillerinin uluslararası ceza mahkemesinin önüne çıkmaları için tüm hukuki yollara başvuruyoruz. Bu bakımdan “Haydar Aliyev Vakfı”nın Başkan Yardımcısı Sayın Leyla Aliyeva’nın kurduğu, uluslararası düzeyde etkinlikler düzenleyen ve her sene Türkiye’de de bir dizi etkinliğe imza atan “Hocalı’ya Adalet Platformu”nun çalışmaları takdire şayan olup gerek Hocalı soykırımı faillerinin cezalandırılmasına ilişkin objektif sonuçlar elde edilmesi ve gerekse bundan sonra yapılabilecek soykırımların önlenmesi açısından büyük önem arzetmektedir.

Çeyrek asır önce Ermenistan askeri birliklerinin Azerbaycan”ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaptıkları soykırımın yıldönümünde aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, göstermiş olduğu kardeş ilgi ve alakasından dolayı Türkiye Cumhuriyeti’ne şükranlarımı sunuyorum.

Masim HACIYEV,
Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu, Elçi
 

27 Ocak 2018 Cumartesi

Ermeni Pkk İlişkisi




Ermeni Pkk İlişkisi

 
Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980'li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine gitmişlerdir. 1984 yılında cereyan eden Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla PKK sahneye itilmiş ve Asala-Ermeni terörü geri plana çekilmiştir. 
 
Ermeniler ile PKK arasındaki bağlantıyı ortaya koyan bazı somut örnekler şunlardır:

Terör örgütü PKK, 21-28 Nisan 1980 tarihini "Kızıl Hafta" olarak ilan etmiş ve 24 Nisan tarihini sözde Ermenilerin katledilme günü olarak anarak ve toplantılar yapmaya başlamıştır.
 
8 Nisan 1980 tarihinde Lübnan'ın Sidon kentinde PKK ve ASALA terör örgütleri ortak basın toplantısı düzenlemişler ve toplantı sonucu bir deklarasyon yayınlamışlardır. Ancak bu olayın tepki çekmesi üzerine ilişkilerin illegal alanda gizli olarak sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.
 
 Toplantı akabinde 9 Kasım 1980 tarihinde Strazburg Başkonsolosluğumuza, 19 Kasım 1980 tarihinde ise Roma Türk Hava Yolları büromuza yönelik olarak düzenlenen saldırılar, PKK ve ASALA terör örgütleri tarafından ortaklaşa üstlenilmiştir.
 
Bölücü terörist elebaşı Abdullah Öcalan, Ermeni Yazarlar Birliği tarafından "Büyük Ermenistan hayali fikrine olan katkılarından dolayı" onur üyeliğine seçilmiştir.
 
Ermeni Halk Hareketi'nin bünyesinde, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bir Kürdistan Komitesi oluşturulmuştur.
4 Haziran 1993 tarihinde; Ermeni Hınçak Partisi, ASALA ve PKK terör örgütü mensuplarının katılımıyla Batı Beyrut'ta bulunan PKK terör örgütü merkezinde bir toplantı yapılmıştır.
 
Ermeni-PKK ilişkisiyle ilgili bir başka çarpıcı örnek ise, 6- 9 Ocak 1993 tarihlerinde Beyrut'taki iki ayrı kilisede düzenlenen ve Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, Ermeni Parti yetkilileri ile 150 gencin katıldığı toplantılarda kullanılan şu ifadelerdir:

Şimdilik Türkiye'ye karşı sakin tutum gösterilmelidir.
Ermeni toplumu gittikçe büyümekte ve ekonomik yönden güçlenmektedir.
Geliştirilen propaganda faaliyetleri sayesinde, bütün dünyada (sözde) soykırım daha iyi bilinmeye başlanmıştır.
Ermenistan devleti kurulmuştur, her geçen gün toprakları genişlemektedir ve atalarının intikamını mutlaka alacaklardır.
 
Başta ABD olmak üzere, diğer batılı ülkeler de Karabağ'da sürdürülen savaşta Ermenileri haklı bulmaktadırlar. Bu fırsatı değerlendirmek gerekir; ve Karabağ'da savaşan Ermeni gençlerine yenileri katılacaktır.
 
Türkiye'de -PKK terör örgütü ile yapılan mücadele kastedilerek- iç savaş devam edecek, Türk ekonomisi sıfır noktasına gelecek ve vatandaşlar baş kaldıracaklardır.
 
Türkiye bölünecek ve bir Kürt devleti kurulacaktır.
Ermeniler Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütmeli ve Kürtlerin mücadelelerini desteklemelidirler.
Bugün Türklerin elinde olan topraklar, yarın Ermenilerin olacaktır.
 
PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ERMENİSTAN'DAKİ YAYIN ORGANLARI

Ermenistan'da Reya Taze ve Bota Redaksiyon adlı gazetelerin PKK terör örgütü kontrolünde Kiril Alfabesiyle yazıldığı ve PKK terör örgütünün propagandasını yaptığı bilinmektedir. Bu gazeteler Türkiye ve Avrupa'dan gelen PKK terör örgütü mensuplarınca yayımlanmaktadır.


PKK - ASALA İLİŞKİLERİ

Uluslararası nitelikteki Ermeni terörizmi, 1973 yılında ortaya çıkarak 1974 Kıbrıs barış harekatını müteakip yurtdışında bulunan vatandaşlarımız ve temsilciliklerimize yönelik sabotaj, suikast ve saldırı türü terör hareketleri ile kendini göstermeye başlamıştır.

Başta Ermeni terör örgütü ASALA olmak üzere 1984 yılına kadar eylemler sürdürmüş ve l970'li yıllarda çeşitli legal siyasi oluşumlar içinde kendisini göstermeye başlayan Kürtçülük hareketini, terör örgütü PKK ile ivme kazanması üzerine, yerini Abdullah ÖCALAN liderliğinde Kürt-Türk ayırmadan öldürebilen, katliamlarla ismini duyurmaya çalışan PKK terör örgütüne bırakmıştır.

Fakat bu tarihten önce de PKK-ASALA terör örgütleri arasındaki işbirliğinin, ortaklaşa yapılan eylemler, yayınlanan deklarasyonlar, ASALA ve diğer Ermeni terör örgütü mensuplarının PKK terör örgütü kamplarındaki eğitimi, ASALA terör örgütünün üst düzey yetkililerinin eğitim yaptırdıkları, bunların dışında PKK terör örgütünün Ermeni Taşnaksutyun Partisi ile ilişki içerisinde olduğu bilinmektedir.

PKK-ASALA terör örgütü işbirliğinde ortak amaç olarak, Marksist-Leninist ideoloji doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde devlet kurmaktır.
 
 İki örgütün de hedef aldığı bölgeler göz önünde bulundurulduğunda hedeflerin çakıştığını görüyoruz. Bu durumda iki örgütten birinin diğerine taşeronluk yaptığı fikri güçlenmektedir.

Ele geçirilen belgeler neticesinde Bekaa ve Zeli kamplarında Ermeni terör örgütü ASALA ile terör örgütü PKK militanları ile birlikte eğitim gördükleri ortaya çıkmıştır.


PKK İLE ERMENİLER ARASINDA 1987 YILINDA YAPILAN ANLAŞMA

1987 yılında bölücü terör örgütü PKK ile Ermeniler arasında bir anlaşma yapılmıştır. Söz konusu anlaşmanın hükümleri şunlardır:

Ermeniler PKK terör örgütü içinde eğitim faaliyetlerinde bulunacaklar
 
PKK terör örgütüne her yıl için adam başına 5.000 ABD Doları ödenecek
 
Ermeniler küçük çaplı eylemlere katılacaklar
 
Yapılan bu anlaşmanın akabinde örgüt içerisinde Ermenilerin sivrilmeleri üzerine, PKK-ASALA ilişkilerinden sorumlu Hermez Samurouyan adlı şahısla birlikte 18 Nisan 1990 tarihinde yapılan toplantıda şu kararlar alınmıştır:

PKK ve ASALA terör örgütlerinin artık ortak yönetilecektir.
 
Türkiye'de güvenlik kuvvetlerine yönelik eylemlerde istihbaratı Ermeniler yapacak.
 
Muhtemel devrimden sonra elde edilen topraklar eşit olarak bölüşülecek.
 
Kamp masraflarının % 75'ini Ermeniler karşılayacak.
 
Türkiye'deki metropol şehirlerde eylemler yapılacak.
 
1992 Ekim ayından itibaren Kuzey Irak'ta üslenen terör örgütü PKK'ya karşı gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlarda örgütün büyük darbeler alması ve barınma imkanlarını kaybetmesi üzerine bir kısım örgüt mensuplarının İran ve Ermenistan'a geçmeleri ile PKK terör örgütünün Ermenistan'daki aktif faaliyetleri başlamıştır.

PKK terör örgütünün Avrupa temsilcilerinden bir grubun Ermenistan'a giderek, PKK terör örgütü mensuplarının Kars bölgesinden Ermenistan'a rahatça girip çıkmaları için anlaşma yaptığı, Sovyet Rusya'nın dağılması ile Ermenistan'ın bağımsızlığına kavuşması sonucu PKK terör örgütünün Ermenistan'da Kürt yerleşim birimlerinde barınma imkanı bularak burada örgüte maddi-manevi destek sağlayıp, faaliyetlerini sürdürdüğü ayrıca, 19-20 Mayıs 1992 tarihlerinde bir grup PKK terör örgütü mensubunun Ermenilerle beraber Azeri Türklerine karşı savaşmak için 3 araçla Urumiye'den Ermenistan'a hareket ettiği bilinmektedir