hocalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hocalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2019 Cumartesi

KKTC’ye Hocalı Soykırım Anıtı Dikilmeli

 

 

KKTC’ye Hocalı Soykırım Anıtı Dikilmeli

 

 

Ata Atun 



Bu vahşeti ve soykırımı unutmamak, bizlerden sonraki kuşaklara taşımak, her an anmak ve içimizde hissetmek için KKTC’de “Hocalı Soykırımı Anıtı” dikmemizin zamanı gelmiştir zira onları en iyi biz anlayabiliriz.

 

 

 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubata bağlayan gecede ve o meşum günün sabahında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli kenti olan Hocalı’da yaşanan soykırım, insanlığın yüz karası. 20. Yüzyılın insani değerleri ile hiç bağdaşmayan bir cinayetler serisi.

 

Hocalı Soykırımını değerlendirmek için geçmişini iyi bilmek gerekiyor.
 

 

1988 yılında Ermenistan kendi topraklarında yaşayan Azerbaycan Türklerini trenlere doldurup Azerbaycan’a gönderince, Azerbaycan hükümeti de, Azerbaycan’ın Sumgayıt ve Bakü şehirlerinde yaşayan Ermenileri mütekabiliyet prensibi ile Ermenistan’a gönderdi.

 

Dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Başkanı Mihail Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSCB kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasakladı ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konuldu. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere tüm ateşli silahlar toplanırken Dağlık Karabağ’da bu görevi yerine getirenler, Azerbaycan Türklerinden silahlarını toplarken, bilinçli bir şekilde Ermenilerdeki silahları toplamadılar. 1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarından itibaren Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerbaycan Türklerine yöneltmeye başladılar.

 

Bu saldırılar sonucunda yaklaşık 186 bin Azerbaycan Türk’ü, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanırken, Ekim 1991’de Azerbaycan Türklerinin yaşadığı ve silahları toplanmış bir köye saldıran Ermeniler, köyü ele geçirdiler.

 

1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap verdi ve çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede yapılan referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etti. 1992 yılı başında da SSCB birlikleri de bölgeden çekildi.

 

Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi’nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366’ncı Rus Motorize Alayının desteği ile gerçekleştirildi.

 

26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler.

 

936 km2’lik alana sahip ve 2,605 aileden ibaret 11,356 kişinin yaşadığı Hocalı kenti 26 Şubat 1992 tarihinde yüzyılın en acımasız soykırımına maruz kaldı ve kasaba tamamıyla yok edildi. Hocalı bu katliamın yaşandığı sırada Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin koruması altında değildi ve tamamen savunmasız bir durumdaydı. Kentte dağınık halde, elinde hafif silahlar bulunan 150 kişi bulunmaktaydı. Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri Hocalı halkına maalesef yardım edemedi ve hatta uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı.

 

Saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk’ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısı bu rakamların çok çok üstünde. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulundu. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarabildi.

 

1963-1974 yılları arasında Kıbrıs adasında, Kıbrıslı Rumlar bizlere, Kıbrıslı Türklere de soykırım uyguladılar. Şehitler verdik, evlerimizi, köylerimizi, taşınır, taşınmaz varlıklarımızı ve en önemlisi de geleceğimizi kaybettik. Soykırım ne demektir çok iyi biliyoruz biz Kıbrıslı Türkler.

 

Aradan yirmi yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra da Ermenilerin, Dağlık Karabağ’da Türk olmaktan başka hiçbir suçları olmayan, savunmasız ve masum soydaşlarımıza uyguladıkları bu vahşeti ve soykırımı unutmamak, bizlerden sonraki kuşaklara taşımak, her an anmak ve içimizde hissetmek için KKTC’de “Hocalı Soykırımı Anıtı” dikmemizin zamanı gelmiştir zira onları en iyi biz anlayabiliriz.

 

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ata-atun/kktc-ye-hocali-soykirim-aniti-dikilmeli-441408m.html 


25 Şubat 2018 Pazar

Hocalı katliamı nasıl gerçekleşti?

 
 
 
Hocalı katliamı nasıl gerçekleşti?

Ermeni kuvvetleri 25 Şubat’ı 26 Şubat'a bağlayan gecede Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlendi.


Bundan 25 yıl önce Azerbaycan’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri yüzlerce Türkü katletti. 336.Sovyet Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasına giren Ermeniler kadın çocuk erkek ayrımı yapmadan işkenceye varan yöntemlerle eşine az rastlanır bir katliam gerçekleştirdiler. 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren SSCB’nin dağılma sürecine girmesi Azerbaycan ile Ermenistan arasında gerilimli bir süreci başlattı. Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti Azerbaycan’a ait olan Karabağ bölgesinin dağlık kısmında Ermeni nüfusunun fazla olduğunu belirterek bölgenin kendisine ait olması gerektiğini iddia edecekti. 1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre Dağlık Karabağ bölgesinin nüfusunun %75’i Ermenilerden, %25’i Azerilerden oluşmaktaydı. Ancak bölgede Ermeni nüfusunun fazla olmasının sebebi Sovyetler Birliğinin yıllar süren politikalarıydı. Bölge uluslar arası örgütlerin de kabul ettiği gibi tarihi ve hukuki olarak Azerbaycan’a ait topraklardı.

Bölgedeki gerilim 1988 yılında Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenilerin Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a katılmak istemeleri ile arttı. Dağlık Karabağ Meclisi karar alarak Ermenistan’a bağlandığını ilan etti. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, Dağlık Karabağ bölgesinin özerk statüsünü kaldırdığını ve kendine bağladığı yönünde bir karar aldı. Karabağ özerk yönetiminin buna cevabı ise bağımsızlık referandumu oldu. Bölgede yaşayan Azerilerin katılmadığı referandumdan çıkan bağımsızlık kararının ardından 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti resmen ilan edildi.

Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan bu gelişmeler Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşı başlatan sebep oldu. 1991 yılının sonlarında başlayan savaş Ermenilerin lehine gelişti. Rus desteğini alan Ermeniler Dağlık Karabağ bölgesine girerek bölgeyi işgale ettiler. Hocalı kasabasında yaşananlarsa bu savaşın henüz başlarında yaşanan bir katliamdı.
Dağlık Karabağ’ın en önemli tepelerinden ve dolayısıyla hakim konumu itibariyle önemli bir mevki olan Hocalı kasabası Ermeni kuvvetleri için önemli bir askeri hedefti. Kasaba aylarca top ateşine tutuldu ve Ermeni kuvvetlerince abluka altına alındı. Etrafıyla bağlantısı kesildi. Katliamın gerçekleştiği tarihlerde 10 bin nüfuslu Hocalı’da 3 bin civarı Azeri bulunmaktaydı. Ermeni kuvvetleri 25 Şubat’ı 26 Şubat'a bağlayan gecede bölgedeki Sovyetlerin 366. Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasında, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 kişiyi katletti. Yaşanan sadece insanların katledilmesi değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde bir çoğunun yakılmış olduğu, gözlerinin oyulduğu tespit edildi. Hamile kadınlar ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlendi. 
 
 
 

Hocalı'ya yakın bölgede Ermeni askeri birliklerine komutanlık yapmış olan Monte Melkonyan katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde şöyle tasvir etmiş:

Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudaki açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdaki Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkararak bıçaklamaya başlamışlar.

Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek "Disiplin yok" diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.

Hocalı’da yaşanan bu katliama Birleşmiş Milletler ve Batılı devletler ciddi bir tepki göstermediler. Batılı ülkelerin bu tutumu ve Rus desteğiyle Ermeni kuvvetleri kısa bir süre içerisinde Dağlık Karabağ bölgesini ve bir kısım Azerbaycan topraklarını işgal etti. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki bu savaş 1994 yılına kadar devam etti. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes sağlandı. Ancak ateşkesin ardından başlayan barış görüşmelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı.
 
 
 


HOCALI FACİAMIZIN 26.YILINDA GERİYE VE İLERİYE BAKARKEN

Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Masim Hacıyev katliamın yıldönümü yaklaşırken yazılı bir açıklama yaptı. Masim Hacıyev yazısında "Çeyrek asır önce ermeni ayrılıkçı-teröristlerin Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaptıkları soykırımda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor,göstermiş olduğu kardeş ilgi ve alakasından dolayı Türkiye Cumhuriyeti’ne şükranlarımı sunuyorum" dedi.

İşte Masim Hacıyev "Hocalı Katliamı" hakkında kaleme aldığı o yazı:

Her şey kameralara sabit şekilde kayıtlıdır: 26 Şubat 1992”de Ermenistan askeri birliklerinin dış güçlerin açık desteğiyle Azerbaycan”ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasına son model ağır silahlarla saldırması- savunmasız durumdakı Azerbaycan Türklerini maksatlı biçimde imha etme amacını taşımaktaydı.Birleşmiş Milletlerin en son soykırım tanımlamasında Ermenistan askeri birliklerinin Hocalı”daki savunmasız insanlarımıza imha amaçlı saldırısı Soğuk savaştan sonraki ilk soykırımdı. Kasaba kıyısındaki nehri can havliyle geçerek ormanlık alandan Akdam bölgemize ulaşmak isteyen eliyalın ve savunmasız vatandaşlarımızı Ermenistan askeri birlikleri ormanlık alanda kurdukları pusuya düşürerek makineli silahlarla taramışlardı. İçinde önemli sayıda çocuk, kadın ve yaşlıların bulunduğu 613 vatandaşımız saldırıların yapıldığı alanda hayatını kaybetti (56 kişi işkenceyle öldürüldü), 155 vatandaşımızdan çeyrek asırdan beri haber alamıyoruz, 1275 vatandaşımız rehin alınmış, 487 vatandaşımız ise soykırım sonucu özürlü durumuna düşürülmüştür. 1980”lerin sonlarından itibaren Kafkasya”yı yakından izleyen ve Hocalı faciası sırasında bölgede bulunan ABD”li gazeteci-yazar Thomas Goltz, olayın “Bölgede yaşayan Azerbaycan Türklerine karşı toptan imha amacı taşıdığını, o nedenle apaçık soykırım olduğunu” ilk günden yazmıştı.Goltz”u, Fransa”nın,Hollanda”nın, Türkiye”nin bölgeden sıcak haber yazan muhabirleri de aynı gerekçeyle doğrulamışlardı.

Fakat her şeyin bu kadar açık olmasına rağmen uluslararası kuruluşlar Hocalı soykırımını olduğu gibi değerlendirerek soykırımı yapanların ivedilikle cezalandırılması için hiçbir gereken adımı atmadılar.Oysa başta BM Güvenlik Konseyi olmakla uluslararası kurumlar Hocalı faciamızla ilgili bağımsız komisyon oluşturarak olayın soykırım olduğunu kararlaştırsalardı,Temmuz 1995”de Sırp milliyetçilerin yedi bin Boşnağı kurşuna dizerek soykırım yapmaları imkansız olurdu. Şu örneğe dikkatinizi çekmek istiyorum: 1983 yılında Türkiye”nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar”ı görevi başında katleden ermeni ASALA terör örgütünün tetikçisi idam cezasına çarptırılmaması bir yana dursun, 2002 yılında Ermenistan”a verildi,uzun süre devlet protokolünde yer alarak çocuklara ve gençlere ermeni terörizminin hedeflerini anlattı. Terör ideolojisinden ve pratiğinden beslenen Sırp milliyetçiler de bu bağlamda Hocalı soykırımını yapan ermeni teröristleri kendilerine örnek alarak Boşnak soykırımına imza attılar. Bu durumu BM onaylamış, Sırbistan yönetimi Boşnaklardan özür dilemiştir. Aradaki fark Boşnak soykırımına ilham veren o dönemki Sırp yöneticilerin ve teröristlerin uluslararası ceza mahkemesince en ağır cezalara çarptırılması,uzun süre saklanmayı başaran Radovan Karadziç”in sonuçta yakalanarak mahkeme önünü çıkarılması, Hocalı soykırımına ise uluslararası kuruluşların bugüne kadar kayıtsız kalması ve o nedenle günahsız 613 vatandaşımıza karşı soykırım yapmış Ermenistan askeri birliklerinin hala basit soruşturmalara bile tabi tutulmamalarıdır.

Fakat bu durumun ilelebet devam etmeyeceğine herkes emin olmalı.Ulu önderimiz Haydar Aliyev”in talimatıyla oluşturulmuş komisyon 2002 yılında raporunu açıklayarak Hocalı faciamızı soykırım ilan etmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın İlham Aliyev”in doğrudan temasları sonucu ABD nin 21 eyaleti ve dünyanın yaklaşık on ülkesi ve parlamentosu Hocalı faciamızı soykırım olarak tanımış ve o yönde kararlar almışlar. Bu bağlamda en büyük desteği, elbette ki, kardeş Türkiye Cumhuriyeti”nden gördük ve görmekteyiz.Hocalı soykırımının yapıldığı günden bu yana Türkiye en büyük destekçimiz ve manevi teselli yerimiz oldu.Her sene Hocalı haftasında Türkiye Büyük Millet Meclisinde iktidar ve muhalefet temsilcilerinin gündem dışı konuşmalar yaparak soykırımı Türk toplumuna bir daha hatırlatmalarının bizim için büyük manevi değeri vardır. Başta Ankara olmakla, Türkiye”nin çeşitli kentlerinde yapılmış Hocalı soykırımı anıtları, parkları, basılan kitaplar, düzenlenen anma toplantıları soykırımcıların yaşam alanını gün geçtikçe daha fazla daraltan etkinliklerdir.

Biz Hocalı soykırımının faillerinin cezalandırılması olgusuyla topraklarımızın ermeni işgalinden koşulsuz kurtarılmasınının birini ötekinden ayrı tutmuyoruz. Zira Hocalı soykırımını yapan caniler bizim topraklarımızı işgal etmiş canilerin ta kendileri, kardeşleri, kuzenleridir.O nedenle biz bir yandan topraklarımızın ermeni işgalinden kurtarılması için barış yoluyla(şimdilik) mücadelemizi sürdürürken o mücadelemizin paralelinde Hocalı katillerinin uluslararası ceza mahkemesinin önüne çıkmaları için tüm hukuki yollara başvuruyoruz. Bu bakımdan “Haydar Aliyev Vakfı”nın Başkan Yardımcısı Sayın Leyla Aliyeva’nın kurduğu, uluslararası düzeyde etkinlikler düzenleyen ve her sene Türkiye’de de bir dizi etkinliğe imza atan “Hocalı’ya Adalet Platformu”nun çalışmaları takdire şayan olup gerek Hocalı soykırımı faillerinin cezalandırılmasına ilişkin objektif sonuçlar elde edilmesi ve gerekse bundan sonra yapılabilecek soykırımların önlenmesi açısından büyük önem arzetmektedir.

Çeyrek asır önce Ermenistan askeri birliklerinin Azerbaycan”ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaptıkları soykırımın yıldönümünde aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, göstermiş olduğu kardeş ilgi ve alakasından dolayı Türkiye Cumhuriyeti’ne şükranlarımı sunuyorum.

Masim HACIYEV,
Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu, Elçi