apo iti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
apo iti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2018 Salı

Kandil’de PKK’nın Ezilmesi

 

Kandil’de PKK’nın Ezilmesi

 

Prof.Dr.Özcan Yeniçeri

 

Terörle pazarlık, Dolmabahçe ve Habur mahkemeleri skandalları AKP’yi bugün Kandil’e müdahale noktasına getirmiştir.

 “Kandil’e operasyon iş işten geçmeden yapılmalı” diye bundan tam onbir yıl önce yazmıştık. 

Devlet erkini elinde bulunduranların terör ve cinayeti seyretmek gibi bir lüksleri yoktur ve olamaz. Bu bakımdan Kandil’e üslenerek örgütlenmiş terörist katillere yönelik olarak yapılacak tek şey vardır: Müdahale.”  Bu satırlar 2007 yılındaki o yazıya ait.
        
  Kandil’de terör devlettir!
        
PKK için Kandil gibi “güvenli bölgelere” sahip olmak oralarda “otorite kurmakontolojik (olmak ya da olmamak) sorundur. Kandil herhangi bir terör örgütü için tam bir güvenlikli bölgedir.

Kandil’i düşürmek PKK terörünü marjinalleştirmek ve sürdürülür olmaktan çıkarmak anlamına gelir. Bugün Kandil’de terör devlettir.

Nitekim teröristler “Gabar’da, Cudi’de vuruyor, Kandil’e sığınıyorlar. Orada kendilerini güvende hissediyorlar. Kandil’e müdahaleyi akla gelen ve gelmeyen onlarca neden söyleyerek “yapılmasın” diyenler gerçekte “teröristler hiç olmazsa orada güvencede olsun. Terör hiç bitmesin” diyenlerdir.

Bedeli ne olursa olsun Kandil’deki fitne daha o zaman söndürülmeli, orası TSK’nın kontrolü altına alınmalıydı.
        
O günden bugüne sürekli olarak iktidarı Kandil’e müdahale etmesi konusunda uyardık. Biz “Kandil’e müdahale farz oldu” derken hükümet  “önce içerideki teröristler etkisizleştirilsin” görüşünü savunmuş, FETÖ ve ABD ile birlikte TSK’ya yönelik Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını başlatmıştı.

Asker “Barzani teröristleri destekliyor, onunla görüşülmez” demesine rağmen iktidar yetkilileri  “biz görüşürüz”  demiş ve gereğini de yapmışlardı.

Kandil’e örgütün yerleşmesi 1992 Eylül’ünde gerçekleşti. TSK kuşatmasında PKK’yı imha olmaktan kurtaran Talabani, onları bugünkü Kandil’in olduğu bölgeye taşıdı.

Böylece Türkiye’de terör yapan eli kanlı terörist katiller her eylemlerinden sonra kaçarak Kandil’e sığınmakta Barzani, İran ve ABD’nin himayesine mazhar olmaktadır.

  Terörle müzakerenin AKP’yi getirdiği yer!

AKP iktidarı on altı yıldır terörle mücadele edecek yerde müzakereyi seçti. “Yanlış dedik, teröristleri devletle muhatap etme ihanetini işliyorsunuz? Teröristle müzakere olmaz!” dedik, anlamazlıktan geldiler.

Çözüm süreci adlı ihanet sırasında AKP’nin HDP’li ortakları Kandil’e teröristlere yönelik yapılacak sınır ötesi operasyon söz konusu olduğunda “dışarıda değil içerideki halkın tepkisi hesaba katılmalı… Türkiye, Irak topraklarına girdiği takdirde bu sınır ötesi operasyon değil, halkların savaşı olacaktır” diyorlardı.

Gerek Oslo’da gerekse İmralı’daki eli kanlı terörist başıyla yürütülen müzakereleri ne Öcalan ne de Kandil ciddiye almamıştır. Kandil ve Öcalan “Çözüm Süreci”ni örgütlenme, silahlanma ve kent savaşları için hazırlık yapmak için fırsat olarak kullanarak AKP iktidarını aldatmıştır.

Çözüm Süreci” sırasında ABD’li Brett McGurk, teröristbaşı Öcalan’dan çok sayıda mektup almıştır! Bu mektuplarında PKK’ya kurdurulacak korsan devlet için birçok öneride bulunan Öcalan, Kandil’deki teröristleri “ABD isterse bize 6 ayda ordu kurar” diyerek motive ettiği ortaya çıkmıştır.

Terörle pazarlık, Dolmabahçe ve Habur mahkemeleri skandalları AKP’yi bugün Kandil’e müdahale noktasına getirmiştir. Bu önemli bir gelişmedir. Türkiye için elzem olanı ve doğru olanı da budur. AKP iktidarının on altı yılda da olsa terörle mücadelede en doğru olan adımı atmaya hazırlanması ülkenin, barışın ve demokrasinin yararınadır.

Her ne kadar seçim sürecinde Kandil’e müdahale gündeme gelse de herkesin AKP’nin on altı yılda bulabildiği bu doğru ve elzem operasyona tam destek olması gerekir.

Ancak Terörlü mücadelede asıl problem; askerî hareketlerle dağdaki teröristin etkisiz kılınması değildir. Bu yapılmalıdır ve yapılacaktır.

Ancak esas tehlikeli olan Kandil değildir, Kandil’in deposuna yakıt sağlayanlardır. 

Dağla değil, dağa giden yolların kapatılmasına öncelik veren bir mücadeleyle PKK terörü ancak ezilebilir.

Terörle mücadele tavizsiz ve acımasız bir biçimde sürdürülmelidir.

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ozcan-yeniceri/kandil-de-pkk-nin-ezilmesi-440603m.html 

27 Ocak 2018 Cumartesi

Ermeni Pkk İlişkisi




Ermeni Pkk İlişkisi

 
Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980'li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine gitmişlerdir. 1984 yılında cereyan eden Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla PKK sahneye itilmiş ve Asala-Ermeni terörü geri plana çekilmiştir. 
 
Ermeniler ile PKK arasındaki bağlantıyı ortaya koyan bazı somut örnekler şunlardır:

Terör örgütü PKK, 21-28 Nisan 1980 tarihini "Kızıl Hafta" olarak ilan etmiş ve 24 Nisan tarihini sözde Ermenilerin katledilme günü olarak anarak ve toplantılar yapmaya başlamıştır.
 
8 Nisan 1980 tarihinde Lübnan'ın Sidon kentinde PKK ve ASALA terör örgütleri ortak basın toplantısı düzenlemişler ve toplantı sonucu bir deklarasyon yayınlamışlardır. Ancak bu olayın tepki çekmesi üzerine ilişkilerin illegal alanda gizli olarak sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.
 
 Toplantı akabinde 9 Kasım 1980 tarihinde Strazburg Başkonsolosluğumuza, 19 Kasım 1980 tarihinde ise Roma Türk Hava Yolları büromuza yönelik olarak düzenlenen saldırılar, PKK ve ASALA terör örgütleri tarafından ortaklaşa üstlenilmiştir.
 
Bölücü terörist elebaşı Abdullah Öcalan, Ermeni Yazarlar Birliği tarafından "Büyük Ermenistan hayali fikrine olan katkılarından dolayı" onur üyeliğine seçilmiştir.
 
Ermeni Halk Hareketi'nin bünyesinde, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bir Kürdistan Komitesi oluşturulmuştur.
4 Haziran 1993 tarihinde; Ermeni Hınçak Partisi, ASALA ve PKK terör örgütü mensuplarının katılımıyla Batı Beyrut'ta bulunan PKK terör örgütü merkezinde bir toplantı yapılmıştır.
 
Ermeni-PKK ilişkisiyle ilgili bir başka çarpıcı örnek ise, 6- 9 Ocak 1993 tarihlerinde Beyrut'taki iki ayrı kilisede düzenlenen ve Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, Ermeni Parti yetkilileri ile 150 gencin katıldığı toplantılarda kullanılan şu ifadelerdir:

Şimdilik Türkiye'ye karşı sakin tutum gösterilmelidir.
Ermeni toplumu gittikçe büyümekte ve ekonomik yönden güçlenmektedir.
Geliştirilen propaganda faaliyetleri sayesinde, bütün dünyada (sözde) soykırım daha iyi bilinmeye başlanmıştır.
Ermenistan devleti kurulmuştur, her geçen gün toprakları genişlemektedir ve atalarının intikamını mutlaka alacaklardır.
 
Başta ABD olmak üzere, diğer batılı ülkeler de Karabağ'da sürdürülen savaşta Ermenileri haklı bulmaktadırlar. Bu fırsatı değerlendirmek gerekir; ve Karabağ'da savaşan Ermeni gençlerine yenileri katılacaktır.
 
Türkiye'de -PKK terör örgütü ile yapılan mücadele kastedilerek- iç savaş devam edecek, Türk ekonomisi sıfır noktasına gelecek ve vatandaşlar baş kaldıracaklardır.
 
Türkiye bölünecek ve bir Kürt devleti kurulacaktır.
Ermeniler Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütmeli ve Kürtlerin mücadelelerini desteklemelidirler.
Bugün Türklerin elinde olan topraklar, yarın Ermenilerin olacaktır.
 
PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ERMENİSTAN'DAKİ YAYIN ORGANLARI

Ermenistan'da Reya Taze ve Bota Redaksiyon adlı gazetelerin PKK terör örgütü kontrolünde Kiril Alfabesiyle yazıldığı ve PKK terör örgütünün propagandasını yaptığı bilinmektedir. Bu gazeteler Türkiye ve Avrupa'dan gelen PKK terör örgütü mensuplarınca yayımlanmaktadır.


PKK - ASALA İLİŞKİLERİ

Uluslararası nitelikteki Ermeni terörizmi, 1973 yılında ortaya çıkarak 1974 Kıbrıs barış harekatını müteakip yurtdışında bulunan vatandaşlarımız ve temsilciliklerimize yönelik sabotaj, suikast ve saldırı türü terör hareketleri ile kendini göstermeye başlamıştır.

Başta Ermeni terör örgütü ASALA olmak üzere 1984 yılına kadar eylemler sürdürmüş ve l970'li yıllarda çeşitli legal siyasi oluşumlar içinde kendisini göstermeye başlayan Kürtçülük hareketini, terör örgütü PKK ile ivme kazanması üzerine, yerini Abdullah ÖCALAN liderliğinde Kürt-Türk ayırmadan öldürebilen, katliamlarla ismini duyurmaya çalışan PKK terör örgütüne bırakmıştır.

Fakat bu tarihten önce de PKK-ASALA terör örgütleri arasındaki işbirliğinin, ortaklaşa yapılan eylemler, yayınlanan deklarasyonlar, ASALA ve diğer Ermeni terör örgütü mensuplarının PKK terör örgütü kamplarındaki eğitimi, ASALA terör örgütünün üst düzey yetkililerinin eğitim yaptırdıkları, bunların dışında PKK terör örgütünün Ermeni Taşnaksutyun Partisi ile ilişki içerisinde olduğu bilinmektedir.

PKK-ASALA terör örgütü işbirliğinde ortak amaç olarak, Marksist-Leninist ideoloji doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde devlet kurmaktır.
 
 İki örgütün de hedef aldığı bölgeler göz önünde bulundurulduğunda hedeflerin çakıştığını görüyoruz. Bu durumda iki örgütten birinin diğerine taşeronluk yaptığı fikri güçlenmektedir.

Ele geçirilen belgeler neticesinde Bekaa ve Zeli kamplarında Ermeni terör örgütü ASALA ile terör örgütü PKK militanları ile birlikte eğitim gördükleri ortaya çıkmıştır.


PKK İLE ERMENİLER ARASINDA 1987 YILINDA YAPILAN ANLAŞMA

1987 yılında bölücü terör örgütü PKK ile Ermeniler arasında bir anlaşma yapılmıştır. Söz konusu anlaşmanın hükümleri şunlardır:

Ermeniler PKK terör örgütü içinde eğitim faaliyetlerinde bulunacaklar
 
PKK terör örgütüne her yıl için adam başına 5.000 ABD Doları ödenecek
 
Ermeniler küçük çaplı eylemlere katılacaklar
 
Yapılan bu anlaşmanın akabinde örgüt içerisinde Ermenilerin sivrilmeleri üzerine, PKK-ASALA ilişkilerinden sorumlu Hermez Samurouyan adlı şahısla birlikte 18 Nisan 1990 tarihinde yapılan toplantıda şu kararlar alınmıştır:

PKK ve ASALA terör örgütlerinin artık ortak yönetilecektir.
 
Türkiye'de güvenlik kuvvetlerine yönelik eylemlerde istihbaratı Ermeniler yapacak.
 
Muhtemel devrimden sonra elde edilen topraklar eşit olarak bölüşülecek.
 
Kamp masraflarının % 75'ini Ermeniler karşılayacak.
 
Türkiye'deki metropol şehirlerde eylemler yapılacak.
 
1992 Ekim ayından itibaren Kuzey Irak'ta üslenen terör örgütü PKK'ya karşı gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlarda örgütün büyük darbeler alması ve barınma imkanlarını kaybetmesi üzerine bir kısım örgüt mensuplarının İran ve Ermenistan'a geçmeleri ile PKK terör örgütünün Ermenistan'daki aktif faaliyetleri başlamıştır.

PKK terör örgütünün Avrupa temsilcilerinden bir grubun Ermenistan'a giderek, PKK terör örgütü mensuplarının Kars bölgesinden Ermenistan'a rahatça girip çıkmaları için anlaşma yaptığı, Sovyet Rusya'nın dağılması ile Ermenistan'ın bağımsızlığına kavuşması sonucu PKK terör örgütünün Ermenistan'da Kürt yerleşim birimlerinde barınma imkanı bularak burada örgüte maddi-manevi destek sağlayıp, faaliyetlerini sürdürdüğü ayrıca, 19-20 Mayıs 1992 tarihlerinde bir grup PKK terör örgütü mensubunun Ermenilerle beraber Azeri Türklerine karşı savaşmak için 3 araçla Urumiye'den Ermenistan'a hareket ettiği bilinmektedir