pöh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pöh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2019 Salı

Öz...

 

 

Öz...

 

Hasip Sarıgöz

 

 

Bakın, şimdi vatan evlatları her yerde neyin işaretini yapıyorlar? 

 

Siz dahi her sıkıştığınızda nereye sığınıyorsunuz? 

 

Türk milliyetçiliğine...

 

15 Temmuz rezaletinin ardından genel merkezinize kimin possterini astınız?



Atatürk'ün...

 

 Yüreklerimizdeki köz ve ruhlarımızdaki öz olan Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldınız!

 

Şanlı bozkurt sembolünü aşağıladınız!

 

Türk'ü dağdan taştan ve dahi maden suyu şişelerinden bile sildiniz!
 

 

Dini, yani Aziz Türk Milletinin yumuşak karnı olan İslam'ı kullandınız ve tilki kurnazlığındaki bir din bezirgânı gibi Türk milliyetçiliği ile ümmetçiliği karşı karşıya getirdiniz!

 

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyeti kuran Türk büyüklerini itibarsızlaştırabilmek adına denemediğiniz yol kalmadı.

 

Sizler ki: "Aslında Anadolu'da Türk-Yunan Savaşı yapılmadı, şehitlikler sahte" diyebilecek kadar alçaldınız.

 

Bencilce hırslarınız; sizde ne Allah korkusu bıraktı, ne de kuldan utanma duygusu...

 

Türkçülüğün karşısına ümmetçiliği, Cumhuriyetçiliğin karşısına Osmanlıcılığı ve Atatürk'ün karşısına da Abdülhamit'i koydunuz.



Ama o şartlanmış zihinleriniz bir türlü anlamadı, aslında hepsi bizdendi. O kafanıza taktığınız at gözlüklerini bir türlü çıkarıp atamadığınız için göremediniz, Atatürk de bizim Abdülhamit de bizimdi. Kin ve nefretiniz algılarınızı köreltti! Bilemediniz ki, başta Türk milliyetçiliği olmak üzere, altı okun hiç birisi de İslam’a düşman değildi.

 

Neye düşmandı?



Din simsarlığına, din bezirgânlığına ve güzel dinimizin kişi, cemaat veya parti menfaatlerine alçakça alet edilmesine, İslamı yozlaştıran hurafelere ve dindar görünüp dinsizliğin dibine vuranlara düşmandı.

 

 Hala daha anlayamadınız ki, Bu millet hem Oğuz, hem Mete, hem Kanuni, hem Abdülhamit hem de Mustafa Kemaldir. Yine bu büyük millet Aynı zamanda Hun'dur, Göktürk'tür, Hazar'dır, Gaznelidir, Artuklu'dur, Selçuklu'dur, Osmanlı'dır ve bütün bunların bilgeliği, geleneği ve ışığı ile ezelden ebede TÜRK'tür ve şimdi de Türkiye Cumhuriyetidir.

 

Kim ne kadar engellerse engellesin, o aşağılanan Türk'ün gittiği yol kızıl elma, varacağı menzil ise TURAN'dır.

 

Tarihin taa ilk çağlarından bu yana o kadar çok Türk simgesi var ki, hepsi birbirinden güzel, birbirinden anlamlı, değerli ve birbirinden heybetli...

 

Boşuna değil, onun için yok olmadılar binlerce yıl...

 

Ama siz ne yaptınız?



Yahu, gittiniz ve kendinize simge olarak, bula bula bir dört buçuk parmak buldunuz!!!



"Türk Arapsız olmaz" diye zırvalayarak, dünyanın millet olma onuruna erişmiş en kadim milletini tutup Arap kabileciliğine yamamaya çalıştınız!



Durmadınız! Dünyanın en eski ordusu olan Şanlı Türk Ordusu'nu Suudi Vahabi yobazlarının kabile teşkilatının arkasına bir vagon gibi takmaya çalıştınız.



Anlamadınız ki, Türk birilerine dayanan değil, daima birilerinin dayandığı ulu bir çınardır...



Başta Doğu Türkistan olmak üzere, dünyanın birçok yerinde Türk inim inim inlerken, siz Arabın Rabiası için ağladınız, Barış Pınarı Harekâtını kınayan Filistinli'nin haliyle hallendiniz. Ortada işbirliği yapacak birçok Türk devleti varken milli varlıklarımızı katar katar Katar'a peşkeş çektiniz.



Türk'ün özüne sırtınızı dönerek ve dahi kadim Türk simgelerini elinizin tersiyle bir kenara iterek her fırsatta bizlere, gözümüzün içine sokarcasına 4,5 parmağı gösterdiniz.



Tuttu mu Rabianız?



Yok...

 

Tutmazdı zaten.



Türk milletini, onun kadim geleneklerini, din anlayışını, fikriyatını ve düşünce yapısını; kısaca karakterini bilmediğiniz için, 4,5 parmağın tutmayacağını da anlayamadınız!



Direttikçe direttiniz!

 

Peki ne oldu?

 

Bakın, şimdi vatan evlatları her yerde neyin işaretini yapıyorlar?

 

Siz dahi her sıkıştığınızda nereye sığınıyorsunuz?

 

Türk milliyetçiliğine...

 

15 Temmuz rezaletinin ardından genel merkezinize kimin posterini astınız?

 

Atatürk'ün...

 

Her çıkmaza girdiğinizde kimin sözlerini kullanıyorsunuz?

 

Mustafa Kemal'in...

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir adı daha var.

 

Ne mi?

 

BOZKURT...

 

Anlayın artık.



Lütfen anlayın ve beyhude hizipçilikten vazgeçin, milletin evlatlarını kamplaştırmaktan ve daha ötesi, birbirine düşman etmeye çalışmaktan vaz geçin.

 

4,5 Parmak hizipçiliği tutmamıştır ve tarihin çöplüğündeki yerini de çoktan almıştır.



Binlerce yıldan beri, bataklıkta bulduğu yaralı Türk balasını emzirdiğinden beri, Ergenekon'dan çıkışta Türk Budunu'na yolu gösterdiğinden beri, Türk ordularına kılavuzluk ve Türk balalarına analık yaptığından beri ve dahi Oğuz Kağan'ın çadırına mavi bir ışıkla süzülüp girdiğinden beri bozkurt vardır.

 

Bütün kolpa ve çakma simgeler birer birer tarih çöplüğünde öğütülürken, o bozkurt ki, acun durdukça durmaya ve dahi Türk yiğitlerinin kalpleri onunla çarpmaya devam edecektir.
 

 

Siz bu büyük milletle barışmak istiyor musunuz?

 

Alın size fırsat:

 

Şimdi, o 4,5 Parmağın çakma heykellerini yıkmanın, tam vaktidir.

 

Yokuşa değil, düze dön,
Arap'a değil, öze dön,
Aklı olan düze döner,
Fikri olan öze döner,
Aşkla yanan köze döner,
Bizden olan bize döner...
Yoza dönen? Yoza döner!
Sonrasında toza döner!!!

 

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/hasip-sarigoz/oz-442109m.html 

3 Mart 2018 Cumartesi

ABD’nin Türkiye’ye Kurduğu Tuzak!





ABD’nin Türkiye’ye Kurduğu Tuzak!

 

Prof.Dr. Özcan Yeniçeri

 

ABD bütün hesaplarını bölgede çıkacak İsrail-İran ve Türk-Kürt savaşı üzerine kurmuş durumdadır.


Türkiye dünyanın en stratejik coğrafyalarından birisinin üzerinde bulunuyor. Türk milletinin etrafındaki ülke, millet ve etnik yapılarla tarihten, coğrafyadan, kültürden gelen itilafları var. Arz-ı Mevut, Megalo İdea, Büyük Ermenistan ve Büyük Kürdistan kavramları herkesten daha çok Türk Milletini ve Türkiye coğrafyasını ilgilendiriyor.

Türkiye’yi yönetenlerin hamasete, hayal kurmaya, palavraya ve gürültüye değil rasyonel düşünceye, jeopolitik konumu algılamaya, tarihi gerçeklere, ferasete ve basirete ihtiyacı vardır. 


Ancak bu hakikatler sayesinde ülkeyi yönetenler Türkiye’nin dostunu ve düşmanını gerçek anlamda tanıyabilir. Türkiye düşmanını dost sanan bir ülke olma konumundan artık çıkmalıdır. Bunu da kimseye savaş açmadan, döküp, kırmadan yapmalıdır.

Okyanus ötesinden gelip, Türkiye’nin düşmanlarını silaha boğan, Türkiye’ye karşı olmadık provokasyonların altına imza atan ABD’ye sürekli olarak niyetinin farkındayım mesajı verilmelidir. Türkiye’deki darbeler dahil olmak üzere FETÖ, PKK, IŞİD terörünün arkasında ABD’nin olduğu yüzüne vurulmalıdır.

ABD Türkiye’ye dost ya da müttefik olmuş olsaydı Türkiye düşmanı PKK’ya hamilik etmezdi. PKK’ya hamilik eden bir devletin Türkiye’de üs bulundurması da düşünülecek bir konu bile değildir.
  

Zayıf ve bölünmüş Türkiye!

Geçtiğimiz günlerde Ukrayna haber ajansı: “ABD'nin 2016 yılında Ukrayna-Türkiye ortak projesine engellediği, ABD'nin Ukrayna-Türkiye anlaşmasına şiddetle karşı çıkmasının nedeni olarak “Türkiye'nin kontrolsüz güçlenmesinden korktuğunu” iddia etti.

Sözde müttefik ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Ürdün'le Ocak ayında gerçekleştirdiği ve yeni Ortadoğu stratejisi üzerinde çalıştıkları gizli toplantıyı Türkiye’yi dışlayarak yapıyor. Toplantı “Türk-Kürt çatışmasına odaklı” olarak düzenlenmiş. ABD bütün hesaplarını bölgede çıkacak İsrail-İran ve Türk-Kürt savaşı üzerine kurmuş durumdadır.
 

Türkiye’nin milli varlığını, sınırlarını ve güvenliğini korumak amacıyla başlattığı Afrin harekâtının önünü kesmek için ABD elinden her geleni yapıyor. Türkiye’nin milli güvenliği için meşru müdafaa bağlamında yapmak zorunda kaldığı Zeytin Dalı harekâtının ABD utanmadan müttefiki PKK/PYD’nin dikkatini dağıttığını söylüyor. ABD Sözcüsü ‘ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD'i bahane olarak kullanıyor ama bizim Suriye'de kalıcı olmamız lazım' sözleri her şeyi anlatıyor.

ABD bölgede zayıf ve bölünmüş bir Türkiye yaratmaya çalışmaktadır. İsrail’in oldubittilerini sineye çeken bir Türkiye’yi yaratmak için var gücüyle çalışmaktadır.

 

Türkiye-ABD savaşı dillendirilmeye başlamıştır!

 Türkiye’yi bölgede durdurmak ve durduramasa da harekâtı sınırlandırmak için elinden ne geliyorsa onu yapıyor. Son BMGK kararını da ABD bu yönde yorumluyor. Sözcü, Suriye'de Zeytin Dalı Harekâtı’nı sürdüren Türkiye için, "BMGK'nın aldığı ateşkes kararını yeniden okumalarını tavsiye ederiz” diyor. Her gelişmeyi ABD terör örgütünü korumakta kullanıyor.

Dahası ABD işi açıktan Türk-ABD savaşından söz eder noktaya taşımıştır. CIA eski Başkanı David Petraeus’a olası bir Türk-ABD sıcak çatışmasında neler olabileceği sorusu soruluyor.

Onun cevabı şöyle oldu: “Orada durup iki defa düşünmeleri lazım. Türklerden bahsediyoruz, kontrolümüzdeki Araplardan değil. Düzenli taktik ve biz de bile olmayan disiplinli bir orduya sahipler.
Geri çekilme gibi bir huyları yok ve bu olasılığı hiç düşünmüyorlar. Topyekûn savaşan bir millet. Olasılık hesapları yapmıyorlar, akıllarında toprakları ve dinleri varsa kaygılanıp sonlarını düşünmüyorlar”.

PKK/PYD İran’dan daha çok Türkiye’ye karşı kullanılmak üzere kurgulanan, beslenen, donatılan ve yönetilen bir terör örgütüdür. Türkiye’nin karşısında terör örgütü PKK değil ABD’nin kullandığı bir enstrüman vardır. TSK’nın PKK’yı defalarca ezmesine karşın hala varlığını sürdürebilmesi ABD’nin kullanım karşılığında verdiği desteğe bağlıdır.

Bu şartlarda Türkiye ve ABD arasında Mart ayında başlayacak görüşmelerde, önemli bir ilerleme sağlanma imkânı yoktur. Türkiye hesabını buna göre yapmalıdır!


http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ozcan-yeniceri/abd-nin-turkiye-ye-kurdugu-tuzak-440280m.html 

23 Şubat 2018 Cuma

Kıyametin Kapıları Açılmakta

 

Kıyametin Kapıları Açılmakta

 

Nazım Peker

 

Katil Esat’mış belki de ilk seçimde gidecek olan bir Esat takıntısı nedir? ABD katil değil mi? Binlerce bebek ve Türk-Kürt katili APO ile yıllarca görüşmediniz mi?

 Yazdıkça kızıyorlar. Neylersin ki gönülde vatan, yürekte şehit sevgisi var.   

Basit bir soru:” Esat Suriye’de güçlü olsaydı, Saddam Irak’ta devrilmeseydi, güney sınırlarımız bu denli karışır ve güvensiz olur muydu?”

Biz neden Suriye’deyiz?

 PKK ve onun uzantısı PYD/YPG’nin cani ABD desteği ile Akdeniz’e bir koridor açmasını ve sınırlarımızda bir Kürt oluşumuna engel olmak için değil mi?

Amacımız Suriye’nin toprak bütünlüğü değil miydi? Suriye’nin toprak bütünlüğünü ne ile sağlayacaksınız, ÖSO ile mi?

Amaç, PKK ve PYD/YPG’nin Suriye’deki oluşumuna engel olmaksa; Suriye güçleri zengin petrol yatakları DEYRİZOR’da PKK’ya karşı yaptığı silahlı mücadeleye kim cevap verdi? ABD değil mi?

Şimdi mantıklı olarak düşünelim: biz PKK, PYD, YPG ye karşı operasyon yapmıyor muyuz? Suriye güçleri Deyrizor’da PKK’ya saldırmadı mı? PKK’yı kim korudu ABD değil mi?

Öyleyse bizim kiminle iş tutmamız gerekir?

ABD ile mi yoksa Suriye merkez hükümeti ile mi?

Katil Esat’mış belki de ilk seçimde gidecek olan bir Esat takıntısı nedir? ABD katil değil mi? Binlerce bebek ve Türk-Kürt katili APO ile yıllarca görüşmediniz mi?

El Beşir’le nasıl görüşüyorsunuz? 200 bin sivilin katlinden sorumlu tutuluyor?

Suriye’de kıyametin kapıları ardına kadar açılmak üzere: Suriye’de ABD var, Rusya var, İran var, El Nusra var, biz varız. Bizim dışımızda herkesin Suriye’de ayaklarını basacakları zemin var. Esat’ın izni ile oradalar. Biz ise haklılığımızdan, sınırlarımızın güvenliğinden oradayız.

Yarın ya da öbür gün Esad AFRİN’e Suriye bayrağı çekip; “Hava sahamı bütün uçuşlara kapattım” derse olacakların hesabı yapıldı mı?

Zemin o kadar kaygan ve oynak ki, orada savaşan şanlı Mehmetçiğin yerine 24 saat kendinizi bir koyun bakalım. Şartların zorluğunu kavrayacaksınız.

Akılcı politika, diplomasi dili ve daha az şehitle bu işin üstesinden gelmenin yolu yok mudur? Bütün bilenler, Suriye merkezi hükümeti ile işbirliğini işaret etmekteler. Bütün bu insanlar yanlış düşünüyor da; bir siz mi doğru düşünmektesiniz? Hani meşveret kültürünüze ne oldu?

Bu, inat mı, ego mu?

Vatanın selameti ile şanlı Mehmetçiğin canı mı daha önemli yoksa ego ve inadınız mı?

Türkiye akıllı ve oynak siyaset uygulayarak; Suriye, Irak, İran ile kafa kafaya vererek bu bölgede düzeni sağlar ve ABD’nin de Rusya’nın da ekmeğindeki yağı alır.

Ya değilse salonlarda, “Osmanlı tokadı” demekle bu işler yürümez.

Hiç kimse ama hiç kimse vatan haini de satılmış da değildir

Önemli olan diplomasi dili ve ortak devlet aklıdır. Amacımız ülkemiz zarar görmesin, daha az şehit olsun. Jöh’ler, Pöh’ler, Sat’lar derken cephe genişlemekte. Kıyametin kapıları ardına kadar açılmakta! 

Ey ulu Tanrım! Devletimizi koru. Haklı Zeytin Dalı operasyonumuzdan az zararla ve zaferle çıkmamızı sağla

Amin!

Esen kalınız.                     
                                                                  
Not: Devletlerin süreli dostluk ve düşmanlıkları olamaz. Çıkar ilişkileri olur. Ne kadar ekmek o kadar köfte politikasıdır esas olan.

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/nazim-peker/kiyametin-kapilari-acilmakta-440259m.html