apo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
apo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2019 Pazar

İktidar Türkiye'yi Türbülansa Soktu

 

 

İktidar Türkiye'yi Türbülansa Soktu

 

Cahit Armağan Dilek 

 

İktidarın bir belediye seçimini ne pahasına olursa olsun kazanma hırsı Türkiye geneline yansıyan, geleceğini etkileyecek geri dönüşü çok zor olacak çok olumsuz ekonomik-askeri-politik ortam yarattı.

 

 Yenilenmesi büyük hata olan İstanbul seçimlerini İmamoğlu yine kazandı hem de açık farkla.

 

İmamoğlu kuşkusuz her şeyin çok güzel olması için 18 günlük ilk döneminde yaptıklarını önümüzdeki 5 yılda katlayarak yapacaktır, eğer iktidar ve kısır iç çekişmeler izin verirse



Ancak iktidarın bir belediye seçimini ne pahasına olursa olsun kazanma hırsı Türkiye geneline yansıyan, geleceğini etkileyecek geri dönüşü çok zor olacak çok olumsuz ekonomik-askeri-politik ortam yarattı.

 

Cumhur İttifakının ve ittifakı dışarıdan destekleyen diğer siyasi partilerin son bir haftada teröristbaşını sorun çözücü siyasi aktör pozisyonuna getirip İstanbul seçimlerini kendilerine kazandıracak lider pozisyonuna oturtarak peşine takılmalarının iç ve dış politikada yakıcı sonuçları olacaktır.

 

Çünkü Erdoğan yönetimi bu şekliyle fiilen ikinci AÇILIM yani ÇÖZÜLME sürecini başlattı. Ama bu sefer buna MHP ve VP gibi sözde birbirine zıt partiler de önceki duruşlarını inkar ederek destek veriyor.



İkinci ÇÖZÜLME sürecinin iki ayağı var.

 

 İstanbul ayağı malum önce teröristbaşı ve son dakikada HDP/Demirtaş'ın da eklemlenerek HDP seçmeninin sandığa gitmesini önleyerek İmamoğlu'na gidecek oyların düşürülmesiydi. 

 

Bu işlemedi. Millet yeni açılım sürecini reddetti. Cumhur ittifakı ve yandaşları kaybetti.

 

Suriye kuzeyindeki ayağı ise ABD-PKK planı çerçevesinde Suriye kuzeyinde özerk yönetim oluşturulması, SDG'nin aynı Barzani yönetimi gibi tanınmasını kapsamaktadır.



IKBY'nin yeni başkanı Neçirvan Barzani'nin 23 Haziran arifesinde Erdoğan tarafından özel misafir olarak devlet başkanıymış gibi ağırlanmasının nedeni ikinci çözülme sürecinde Barzani yönetiminin de yer alıyor olmasındandır.



İktidarın kurduğu pazarlık denklem öngörüsüz ve dengesizdi. 

 

 İstanbul seçimlerini kazanma ve dış ekonomik kredilerin önünün açılması (IMF gibi) karşılığında denklemin diğer tarafında Suriye'nin kuzeyindeki yapının kabullenilmesi, görünürde PKK olamayan yeni formatta müzakere süreci, S-400'lerden vazgeçilmesi ana başlıklarının olduğuna işaret eden bir fotoğraf vardı.


ABD planlarıyla uyumlu bu denklemde Rusya'nın yeri yok. Hal böyle olunca denklemin artçı etkisini İdlib'de göreceğiz. Rusya'nın S-400 konusunda Türkiye'nin kararından geri adım atmasını önlemeye yönelik hamlelerinde biri olarak İdlib'deki operasyonlar yavaşlatıldı, Türk gözem noktalarına saldırılar ve Türkiye'ye yönelik göç bir nevi geçici askıya alındı.



Rusya bir taraftan da İdlib'de birdenbire kötüleşecek durumun Türkiye'ye destek bahanesiyle ABD'nin İdlib'e müdahalesini önlemeye çalışıyor. 

 

Ancak yukarıda belirtiğimiz denklemin İdlib'in kuzey bölümü dahil Fırat'ın batısında da güvenli bölge oluşturulması üzerinden Türkiye-ABD işbirliğini kapsadığını söyleyebiliriz.

 

Ay sonunda Japonya'da yapılacak G-20 zirvesine kadar taraflar pozisyonlarını korumaya çalışacaklardır.

 

İktidarın kurduğu denklem çöktü. Seçimi kaybetti, bunu maalesef S-400'de geri adım izleyecek. Suriye'nin kuzeyindeki yapının kabullenildiği de ortaya çıkacak.
 

Türkiye'nin S-400'den geri adım attığının netleşmesiyle yeni bir süreç başlayacak. Çin'den hava savunma füzesi almaktan vazgeçildiğinin yine bir G-20 zirvesinde 2015'te Antalya'da açıklandığını hatırlayalım. Belki şimdi aynı kader S-400'ü bekliyor.

 

S-400'ten vazgeçmeme olasılığını dışlamıyorum ama veriler bu olasılığın düşük olduğunu gösteriyor. Tam bir wild card yani en kötü senaryo durumu. Gerçekleşirse olay nereye evrilir öngörmek çok zor ama katlanarak artacak bir bedel söz konusu.

 

ABD ve Rusya'nın büyük güçler mücadelesi değişik seviyelerde muhakkak ki devam ediyor. İki ülkenin Suriye bağlamında çok yakın bir koordinasyon içinde olduğu gerçeğini gözden kaçırmayın. Şimdi buna İsrail de katıldı.



Bu üç devletin liderlerinin ulusal güvenlik danışmanları bugün İsrail'de bir araya geliyor. Suriye'de aslında nasıl bir çarkın döndüğünü anlamak açısından önemli.  

 

Bu üç ülkenin İran ve Türkiye'yi Suriye'den dışlamak, kendi planlarını kabul ettirmek için birlikte çalıştıklarını halen anlamayanlar varsa gaflet içindedir.

 

İstanbul belediyesini kazanmak için piyasaya sürülen teröristbaşının birinci süreçten çok daha güçlü pozisyona oturtulduğu yeni ÇÖZÜLME sürecinde de seçimi kazanamadık denklem bozuldu deyip uluslararası alanda verilmiş sözlerden geri adım atmak da neredeyse imkansız hale gelmiştir.

 

Çünkü istatistikler göstermektedir ki bir şekilde sona eren veya vazgeçilen her sözde ateşkes veya müzakere sürecinden sonra başlayan yeni çatışma sürecinin bedeli katbekat fazla olmaktadır.



İstanbul seçimlerinin yenilenmesi, İmamoğlu'nun kazanmasıyla birlikte belediye hizmetlerinde gözle görülür olumlu bir durum yaratacak olmasına rağmen, iktidarın kurduğu yanlış denklem, hesapsız politikalar vederinleşen ekonomik krizle birlikte Türkiye'yi tam bir sorunlar yumağına hatta türbülansa yöneltmiştir.



Pilotlar ve kabin ekibi şimdiki gibi sorun yumağı ve türbülansın farkına varmaz veya kabullenmezse, milli kaynaklara ve politikalara dönmezse, emniyet kemerlerini bağlamak yeterli olmayacaktır.



Türbülanstan kurtulmak İstanbul'da değişen iktidar anlayışının Türkiye genelinde hakim olmasıyla mümkün gözüküyor.

 

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/cahit-armagan-dilek/iktidar-turkiye-yi-turbulansa-soktu-441788m.html 

23 Şubat 2018 Cuma

Kıyametin Kapıları Açılmakta

 

Kıyametin Kapıları Açılmakta

 

Nazım Peker

 

Katil Esat’mış belki de ilk seçimde gidecek olan bir Esat takıntısı nedir? ABD katil değil mi? Binlerce bebek ve Türk-Kürt katili APO ile yıllarca görüşmediniz mi?

 Yazdıkça kızıyorlar. Neylersin ki gönülde vatan, yürekte şehit sevgisi var.   

Basit bir soru:” Esat Suriye’de güçlü olsaydı, Saddam Irak’ta devrilmeseydi, güney sınırlarımız bu denli karışır ve güvensiz olur muydu?”

Biz neden Suriye’deyiz?

 PKK ve onun uzantısı PYD/YPG’nin cani ABD desteği ile Akdeniz’e bir koridor açmasını ve sınırlarımızda bir Kürt oluşumuna engel olmak için değil mi?

Amacımız Suriye’nin toprak bütünlüğü değil miydi? Suriye’nin toprak bütünlüğünü ne ile sağlayacaksınız, ÖSO ile mi?

Amaç, PKK ve PYD/YPG’nin Suriye’deki oluşumuna engel olmaksa; Suriye güçleri zengin petrol yatakları DEYRİZOR’da PKK’ya karşı yaptığı silahlı mücadeleye kim cevap verdi? ABD değil mi?

Şimdi mantıklı olarak düşünelim: biz PKK, PYD, YPG ye karşı operasyon yapmıyor muyuz? Suriye güçleri Deyrizor’da PKK’ya saldırmadı mı? PKK’yı kim korudu ABD değil mi?

Öyleyse bizim kiminle iş tutmamız gerekir?

ABD ile mi yoksa Suriye merkez hükümeti ile mi?

Katil Esat’mış belki de ilk seçimde gidecek olan bir Esat takıntısı nedir? ABD katil değil mi? Binlerce bebek ve Türk-Kürt katili APO ile yıllarca görüşmediniz mi?

El Beşir’le nasıl görüşüyorsunuz? 200 bin sivilin katlinden sorumlu tutuluyor?

Suriye’de kıyametin kapıları ardına kadar açılmak üzere: Suriye’de ABD var, Rusya var, İran var, El Nusra var, biz varız. Bizim dışımızda herkesin Suriye’de ayaklarını basacakları zemin var. Esat’ın izni ile oradalar. Biz ise haklılığımızdan, sınırlarımızın güvenliğinden oradayız.

Yarın ya da öbür gün Esad AFRİN’e Suriye bayrağı çekip; “Hava sahamı bütün uçuşlara kapattım” derse olacakların hesabı yapıldı mı?

Zemin o kadar kaygan ve oynak ki, orada savaşan şanlı Mehmetçiğin yerine 24 saat kendinizi bir koyun bakalım. Şartların zorluğunu kavrayacaksınız.

Akılcı politika, diplomasi dili ve daha az şehitle bu işin üstesinden gelmenin yolu yok mudur? Bütün bilenler, Suriye merkezi hükümeti ile işbirliğini işaret etmekteler. Bütün bu insanlar yanlış düşünüyor da; bir siz mi doğru düşünmektesiniz? Hani meşveret kültürünüze ne oldu?

Bu, inat mı, ego mu?

Vatanın selameti ile şanlı Mehmetçiğin canı mı daha önemli yoksa ego ve inadınız mı?

Türkiye akıllı ve oynak siyaset uygulayarak; Suriye, Irak, İran ile kafa kafaya vererek bu bölgede düzeni sağlar ve ABD’nin de Rusya’nın da ekmeğindeki yağı alır.

Ya değilse salonlarda, “Osmanlı tokadı” demekle bu işler yürümez.

Hiç kimse ama hiç kimse vatan haini de satılmış da değildir

Önemli olan diplomasi dili ve ortak devlet aklıdır. Amacımız ülkemiz zarar görmesin, daha az şehit olsun. Jöh’ler, Pöh’ler, Sat’lar derken cephe genişlemekte. Kıyametin kapıları ardına kadar açılmakta! 

Ey ulu Tanrım! Devletimizi koru. Haklı Zeytin Dalı operasyonumuzdan az zararla ve zaferle çıkmamızı sağla

Amin!

Esen kalınız.                     
                                                                  
Not: Devletlerin süreli dostluk ve düşmanlıkları olamaz. Çıkar ilişkileri olur. Ne kadar ekmek o kadar köfte politikasıdır esas olan.

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/nazim-peker/kiyametin-kapilari-acilmakta-440259m.html