milliyetçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milliyetçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2018 Salı

Türkçülükte Ahlak

 
 
 
Türkçülükte Ahlak
 
 
 
Hüseyin Nihal ATSIZ
 
 

Türkçülüğün tarihi yazmaya kalkarsak, ihtimal ki, Milattan önceki yüzyıllara kadar gitmeye mecbur kalırız. 
 
Fakat çağdaş Türkçülüğe baktığımız zaman, bunun tarihine kuşbakışı bir göz atmak pek kolaydır.


Türkiye’de ve dışarı Türklerde aşağı yukarı aynı zamanda doğan Türkçülük, eski çağların Türkçülüğü ile ölçülemeyecek kadar güç şartlar içinde gelişmeye mecburdur. 
 
Fakat, Tanzimat’tan sonra başlayan bu hareket o kadar kuvvetli idi ki, Şemseddin Sami gibi bir Arnavut milliyetçisini bile tesiri içine almış ve ona ilmi ve edebi Türkçülük yaptırmıştır.
 
 Bu kuvvetli hareket, birçok engellere, ihanetlere uğramasına rağmen daima ilerlemiş ve bugünkü dereceye varmak için pek sert savaşlar yapmaya mecbur kalmıştır.


Merhum Ziya Gökalp, Türkçülük fikrinin şimdiye kadar gelen ilk ve son teşkilatçısıdır. 
 
Dağınık fikirleri sistem halinde toplayıp onlara çekidüzen veren ve Türkçülüğü ilmileştiren odur. 
 
Yaşasaydı, belki, bugünkü Türkçülük daha derlitoplu bir sistem halinde olacak ve pek hızlı yürüyen zamandan gereğince faydalanabilecekti. 
 
Fakat onun erken ölümü ve Türkçülüğü yeni bir ruhla yoğuracak ikinci bir teşkilatçının henüz gelmeyişi, bugün bu hareketin azçok aksamasına, hiç değilse geç büyümesine sebep olmaktadır.


Bununla beraber, artık Türkçülüğün gösterişli yürüyüşü başlamış ve inançlı bir kafile yola çıkmıştır. 
 
Bu kafile, göçlüklere ve fırtınalara uğrasa da, eski büyük Türkçülerin hayatından ve verdikleri derslerden hız ve örnek alarak ülküye ulaşacaktır. 
 
Artık bu, bir ihtimal, bir ümit, bir kanaat veya bir inanç olmaktan daha ileri bir şeydir. 
 
Bu, artık tarihi mukadderattır. 
 
Tarihi mukadderatın önüne ise hiçbir kuvvetin geçemiyeceğini herkes bilir.


Eski Türkçülerin hepsinde “tabii ki gerçek Türkçülerden bahsediyorum” belki azçok şahsi kusurlar bulunsa da, ortaklaşa bir meziyet vardır ki, o da, öteki Türkçüleri, hele kendinden öncekileri inkar etmemek erdemliliğidir. 
 
Bu, ahlaki bir meseledir. Her inanç ahlakla yürüyeceğine göre, Türkçülükte de sağlam bir ahlakın bulunması birinci şarttır. 
 
Zaten, yeryüzünde zafere ulaşmış fikirler, daima, doğru ve iyi olanlar değil, sağlam ahlaklı taraftarlara sahip bulunanlardır. 
 
En güzel fikri ve prensibi, en şahane ülküyü çürük bir çevreye sokun; hemen paçavraya döndüğünü, değersiz bir hal aldığını görürsünüz. 
 
Türkçülüğün de, mukadder olan tam zaferine rağmen, daha köklü olabilmesi için, Türkçülerin ahlakça yüksek insanlar olması lazımdır.


Türkçülük, Türk soyunun ruhunda, kanında, beyninde yaşayan hayat prensiplerinin fikir haline gelmiş bir şeklidir. 
 
Bundan dolayı da “sıra” ve “saygı” esaslarını ihmal edemez. 
 
Türkçülerin, daha eski Türkçülere saygı göstermesi, bunun için şarttır. 
 
Sırayı, saygıyı gözetmeden çığırtkanlık edenler, hele daha eskileri batırarak kendisini yükseltmek hayali ardında koşanlar Türkçü değil, Türk değil, alelade insan bile olamazlar. 
 
Türksoyu, eskiyi inkar eden, kendisine hizmet etmiş eski insanları küçük gören bir soy olmadığı için,böyle yapanların Türklüğünden daima şüphe eder.


Bir fikir, uzun uğraşmalardan sonra zafere doğru yürürken, onun zaferinden faydalanmak isteyen asalaklar her yerde bulunur. 
 
Bir Yahudi, ihtikarcı zekasiyle, nasıl, herhangi bir malın yakında değerleneceğini kestirerek onu nasıl istif etmeye kalkarsa, bu ülkü asalakları da hangi fikrin zafere doğru gittiğini dalevaracı zekalariyle anlayarak, onun çığırtkanlığını yapmaya kalkarlar. 
 
Bunlar birdenbire meydana çıkarak ortalığı gürültüye boğarlar, haykırırlar, ötekini berikini baltalarlar ve ilk önce bazı kimseleri de kendi samimiyetlerine inandırabilirler. 
 
Fakat en adil hakim olan zaman, bunların maskelerini sonunda indirir. 
 
O maskenin altındaki iğrenç yüzün gözlerinde parlayan adi ihtiraslar, herkes tarafından hemen sezilir.


Bu dalavereciler çıkar ve yükselme yolunda her kalıba girerler: Kimisi yobaz bir softa olduğu halde, laik bir cumhuriyetçi kesilir.
 
 Kimisi, zengin ve hovarda bir mirasyedi olduğu ve maiyetinde birtakım zavallı işçiler çalıştırarak onların emeğini sömüren insafsız bir sermayedar olduğu halde, komünistlik taşlar. 
 
Kimisi, menfi ruhlu bir dedikoducu olduğu halde, hükümete dalkavukluk eder. 
 
Kimisi de, kendinden başka bir şey düşünmeyen bir dalavereci veya çirkin yüzünden Türk olmadığı anlaşılan bir gayrıtürk olduğu halde, Türkçülük rolü yapar.


Bunların hepsi, Türklük ve Türkçülük için zararlı insanlardır. 
 
Türkçülüğün, sert bir ahlakı vardır. 
 
Türkçü kendisini mühimsemez, alçak gönüllüdür, suç yapmışsa ve yanılmışsa itiraf eder. 
 
Geçmişe ve eski değerlere bağlıdır. 
 
Eski Türkçüleri devirerek yükselmeyi düşünmez. 
 
Kalbi yalnız milletine hizmet etmek duygusu ile vurur. 
 
Bencillik davasında değildir. 
 
Her dinde ve her ahlak prensibinde kötü olan yalan, iftira gibi küçüklüklerin yanından bile geçmez. 
 
Kendisine soykütüğü uydurmaz ve hele babası veya dedesi şüpheli bir çevreden gelmiş birisi ise, bu şüpheyi gidermek için kendisini Anadolu’nun koyu Türk çevrelerinden birisine yamamak teşebbüsüne girişmez. 
 
Bilhassa, yıllarca çalışarak Türkçülüğe hizmet ettikten sonra az veya çok bir manevi mevki kazanmak gibi namuslu ve şerefli bir yol dururken, bir hamlede yükselmek için eskileri baltalamak gibi çirkin ve şerefsiz bir harekete başvurmaz. 
 
Bunları yapan Türkçü değildir. Bu gibi insanların Türkçülerin kadrosunda yeri yoktur.


Bozkurt, 11 Haziran 1942

4 Ekim 2017 Çarşamba

TÜRKÇÜLÜK NEDİR ?




TÜRKÇÜLÜK NEDİR ?

Türkçü kendi soyunu üstünlüğünü savunur ama diğer soylarında bağımsız yaşama hakkına saygı gösterir.

» Türk bir vazife için yaratılmıştır. O vazife kainat güzelleştiği zaman biter.

» Türkçü; eyyamcı ve dalkavuk olamaz. Sert yaşamaktan hoşlanır ve en büyük sertliği de nefsine karşı gösterir.

» Türkçü; hiç şüphesiz Türk‘den olur. Fakat her “Türkçüyüm” diyen Türk, Türkçü değildir. Samimi olması ve Türkçülüğün şartlarına uyması lazımdır.

» Türkçüler bugünlük ancak Türkçü karakteri olan partileri tutarlar. Türkçülük‘den sapan veya taviz veren hiç bir parti Türkçüler’ce tutulmaz, tutulamaz.

» Türkçüler, dayanışmalı yaşamaya mecburdur. Dayanışma, az kuvvetle çok iş görmenin tek ve değişmez çaresidir. Dayanışma olmayan yerde, için için bir çekişme var demektir.

» Türkçüler için İzmir’i kurtarmak için yapılan savaşla Kıbrıs’ı kurtarmak için yapılacak savaş arasında hiç bir fark yoktur. Çünkü Türk Milleti bir bütün olduğu için Türkçülük ancak ve yalnız bütün Türkler‘i içine alan bir milliyetçilik davasını ülkü edinir.

» Türkçüler’in ilk işi, görevlerini arınmış gönül ve inanmış yürek ile yapmaktır.

» Türkçüler! Sıkı saflar halinde birleşerek ve başka her düşünceyi geride bırakarak, ateş yağmuru altında döküle döküle, fakat bir an durmadan Moskof’a karşı Köprüköy saldırısını yapan Türk alayı gibi ülküye doğru ilerleyiniz. Bu ilerleme sırasında düşenlere bakmak için bile bir an kaybetmeyiniz. Onları mukadderata, tarihin şeref yaprağına ve Tanrı’ya bırakarak yürümekte devam ediniz ve en büyük kahramanlığı yapsanız bile en küçük karşılığını beklemeyiniz.

» Türkçülük, bir fikir olduğu kadar da inançtır. İnanç olduğu için de tartışmasız, tenkitsiz kabul olunur. Onun tartışılacak ve tenkit olunacak tarafı temeli, esası değil, ayrıntılarıdır.

» Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir. Bu sebeple bir ana inanç ve ana düşünce olan ülkü asla değişmediği halde siyaset yani taktik her zaman değişir.

» Türkçülük bugün siyasi değildir. Fakat bir gün siyasi bir kuruluş durumuna gelirse bütün Türkler‘i kurtarıp birleştirecek bir program ile ortaya çıkacaktır. O zaman, şüphesiz çağı, durumu ve ortamı kollamakla beraber bunlara bağlanıp kalmayacak, bu kaygıların üstüne çıkacaktır.

» Türkçülük, büyük Türk ilinde Türk uruğunun kayıtsız-şartsız hakimiyeti ve istklali ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür.

» Türkçülük dün bir kaynaktı, bugün bir çaydır. Yarın coşkun bir ırmak
olacak ve önünde yabancı duygu ve düşüncelerden gelen bütün engeller yıkılacaktır.


- Türkçülük insanlara hiç bir vaatte bulunmuyor, maddi veya manevi bir şey vermiyor. Yalnız istiyor… Fedakarlık ve feragat istiyor.

» Türkçülük, Türk ırkının ruhunda, kanında, beyninde yaşayan hayat prensiplerinin fikir haline gelmiş şeklidir.

» Türkçülük, yükselmek için değil, yükseltmek içindir.

» Türkçü, milli çıkarları şahısların üstünde tutan, milli mukaddesata ve geçmişe saygı gösteren, görev ahlakı yüksek olan, haksızlıklarla savaşta korkusuz bir insandır.

» Türkçü, milliyetçi Türk soyunun üstünlüğüne inanmış olan kimsedir.

» Türkçü‘nün en büyük vazifesi Türklüğe hizmettir.

Irkî asaletimiz, enerjimiz ve insanlık meziyetlerimize dünya milletleri ve büyükleri hayran kalırken, bizim kendi milletimizi hiçe saymamız ve kendi kabiliyetlerimizden ümit kesmemiz eğer fena bir kasda makrunsa alçaklık, böyle bir niyete matuf olmadan inanılmış ise kör gözlü bir budalalıktır.

Ümit, en sonra terk olunan şeydir.Ümitlerimiz kırık değildir. Uğrunda çalışanlar, ızdırap çekenler, ölenler bulundukça Türkçülük mutlaka zafer olacaktır.

Bu sözler Büyük Türkçü HÜSEYİN NİHAL ATSIZ'a aittir.