delikurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
delikurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2018 Cumartesi

Türk seciyesi ve Bozkurt

 
 
 
Türk seciyesi ve Bozkurt
 
Şükrü Karaca
 
İNSANLARIN karakter ve tabiatları gibi, milletlerin renk, dil, cüsse karakterleri, tabiatları, huyları, seciyeleri hülâsa maddî ve mânevî dünyaları da farklıdır.

Milletler dünya üzerindeki muhtelif kuvvetli canlıların karakterleriyle kendi karakterlerini uygun ve benzer bulduklarından bu hayvanları “SEMBOL” veyla “ALEM” kabul etmişlerdir. Düşünülürse zaman ve mekân üstünde bile bu düşünüş ve buluşun doğru olduğu ortaya çıkacaktır.
 
 Türk milletinin teşkilâtçı, yardımsever, âlicenap, doğrusözlü, yalan ve riyakârlık bilmeyen, mert, acı, çile ve ızdıraba tahammüllü, basit ve süflî menfaatlere boyun eğmeyen, kendi işini kendi gören, dilenciliği sevmeyen hususiyetlerde bir millet olduğunu bütün yerli ve (ırk ve din taassubuna kapılmamış) yabancı tarihçi ve sosyologlar, müsteşrik ve Türkologlar ile Türk memleketlerinde resmî vazifesini ifa eden elçi ve seyyahlar söylemektedir.
 
Tarihçi Cahiz:

“– O, tek başına bütün bir cemiyet demektir” derken, 
 
Süryani tarihçi Mikail (Michel le Syrien) de:

“– Türkler hayatlarını teşkilâtlandırmakta gayet akıllı ve mahirdirler” demiştir. Meşhur Arap şairi Ebuishak il Gazzî, Türk ırkının en bariz vasıflarını dile getirdiği güzel bir kıt’asında şunları söylemiştir:

“– Türk askerinden bir bölük yiğit hücuma kalkınca, onların naraları yanında yıldırımın ne gürültüsü duyulur, ne ismi akl gelir! Bu millet öyle bir millettir ki, eğer güler yüzle karşılanacak olursa güzellik itibariyle meleğe benzer ve eğer üzerine hücum edilecek olursa, ifrit kesilir!”.

Meşhur tarihçi Mauradgea d’Ohson ise, milletimizin şu özelliklerini belirtir:

“– Namuskârlık, dürüstlük ve doğruluk her Müslümanın tekmil ef’al ve harekâtının ruhu olmak lâzım gelir. Müslüman meşru yollar haricinde hiçbir kazanç temin etmemekle mükelleftir. Haksız kazanılmış bir maldan intifaa kalkışmak Allah’ın nazarında o kadar caniyane ve menfur bir harekettir ki, mürtekip, insafsız ve muhtelis bir kimseden hediye bile kabul caiz değildir.” der.
 
 Biz kendimizi değil, milletleri milletimize düşman olan cemiyetlerin tarihçileri bizi övdüğü içindir ki, bu özelliklerimizin mutlak bilinmesiyle beraber insanımızın şuurunda da yer etmesi icap eder. Bu ulvî vasıflar ile mücehhez olmamız gerekir. 
 
Bir başka hususiyetimizden şöyle bahsedilir:

“– Türkler ağır başlı ve sakin görünürler. Bütün eğlenceleri sükûnet içinde geçen şeylerdir; neşe ve şetaretin gürültülü tezahürlerini çılgınlık sayarlar; hattâ sukûttan zevk alırlar; hayatlarının ciddî işler haricindeki her anını istirahatle geçirirler; erken yatıp gün doğmadan kalkarlar.” 
 
Meşhur seyyah M.De Thevenat’de:

“– Türklerin kusurlarına gelince, son derece azametli oldukları için kendilerini bütün milletlerden üstün tutarlar ve yeryüzünün en cesur insanları sayarlar. Dünyayı kendileri için yaratılmış sayarlar; işte bundan dolayı bütün diğer milletleri ve bilhassa kendi dinlerinde olmayan Hristiyan ve Yahudi milletlerini toptan istihfaf ederler.” der. Doğrudur, lâkin yazarın kusur olarak değerlendirdiği husus üstün bir meziyettir. Çünkü Türk cihân hâkimiyeti ülküsüyle yetiştirilen her Türk, böyle düşünmek mecburiyetindedir.

Görülüyor ki, Türk milletinin sair milletlerden üstün vasıfları dile getirilmiştir. bu özelliklerin Türk milletinde bulunuşu, şüphesiz Tanrı’nın hususî lütfu olup, bu da milletimizi haklı olarak “efendi” ve “hâkim” sıfatına kavuşturmaktadır.

Tekrar dünyanın efendisi ve hâkimi olmak istiyorsak, bu kutlu ülkü, ideal ve mefkûreyi millî eğitim sistemimizde uygulamak mecburiyetindeyiz.

Türk milleti kendi özelliklerini “BOZKURT”da bulmuştur. kurdun başlıca vasfı “Hürriyet ve istiklâl”e âşık olmasıdır.  
 
Kahraman Atatürk:

“– Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir!” derken, bu yüksek ideal insan vasfını, haklı olarak dile getirmiştir. Zaten Atatürk’e “Bozkurt” diyenler, hem Türk milletini dolayısıyla Mustafa Kemal’i, hem de o asil hayvanı en iyi tanıyıp bilenlerdir.

Kurt köleliği, boynuna zincir takılmasını asla kabul etmemiştir. Daima hür ve efendi yaşamayı istemiştir. Milletimiz de tarih boyunca bu arenada yaşamıştır. Kurt başkasının avladığı yiyeceklere ve kendisinin avlayıp karnını doyurduktan sonra arta kalan artığına bir daha yönünü dönüp bakmaz; artıklara tenezzül etmediği görülmüştür.  
 
Yazıcıoğlu Ahmet Bican, “Acaibü’l-Mahlûkat” namındaki eserinde:

“Kurt, gayet hile ıssıdır. Asla yalnız yürümez, beş on olmayınca. Kaçan (ne zaman ki) uyusalar bir yerde cem olurlar halka gibi yatarlar. Ama diğer gözleri uyumaz. Kaçan sayru (hasta) olsa veyahut yaralı olsa geri kalanı cem olup anı pare pare edüp yerler. Kaçan hasta olsa korkar, gözlenir varır bir halvet yerde yatar, ölür kimse bilmez ve görmez. Kaçan bir kişiyi görse gelir. O kişinin oku yayı olsa, asla gelmez korkar ve eğer olmazsa korkmaz karşı gelir; amma dişisi erkeğinden yavuz olur. Kaçan koyuna gelse sabah gelir, zira kelp ol vaktin uyur. Eğer bir atlı kişi kurdu kovsa, ol atın ayakları dolaşır, seyirtmez” demektedir.

Bozkurt’un millî destanlarımızdaki özelliğini bir tarafa bırakırsak, yukarıda bahsedilen hususiyetleri ile, aziz Türk milletinin karakter ve seciyesini anlatıp tamamlayabilmek için ilk Haçlı Seferi’ne katılan bir müellifin şu sorusuyla sözlerimizi noktalayalım:

“Türklerin yüksek zekâlarını ve cengâverlik kabiliyetleri ile şecaatlerini tasvire cüret edecek derecelerde âlim ve hakim olduğunu kim iddia edebilir?”

4 Ekim 2017 Çarşamba

TÜRKÇÜLÜK NEDİR ?




TÜRKÇÜLÜK NEDİR ?

Türkçü kendi soyunu üstünlüğünü savunur ama diğer soylarında bağımsız yaşama hakkına saygı gösterir.

» Türk bir vazife için yaratılmıştır. O vazife kainat güzelleştiği zaman biter.

» Türkçü; eyyamcı ve dalkavuk olamaz. Sert yaşamaktan hoşlanır ve en büyük sertliği de nefsine karşı gösterir.

» Türkçü; hiç şüphesiz Türk‘den olur. Fakat her “Türkçüyüm” diyen Türk, Türkçü değildir. Samimi olması ve Türkçülüğün şartlarına uyması lazımdır.

» Türkçüler bugünlük ancak Türkçü karakteri olan partileri tutarlar. Türkçülük‘den sapan veya taviz veren hiç bir parti Türkçüler’ce tutulmaz, tutulamaz.

» Türkçüler, dayanışmalı yaşamaya mecburdur. Dayanışma, az kuvvetle çok iş görmenin tek ve değişmez çaresidir. Dayanışma olmayan yerde, için için bir çekişme var demektir.

» Türkçüler için İzmir’i kurtarmak için yapılan savaşla Kıbrıs’ı kurtarmak için yapılacak savaş arasında hiç bir fark yoktur. Çünkü Türk Milleti bir bütün olduğu için Türkçülük ancak ve yalnız bütün Türkler‘i içine alan bir milliyetçilik davasını ülkü edinir.

» Türkçüler’in ilk işi, görevlerini arınmış gönül ve inanmış yürek ile yapmaktır.

» Türkçüler! Sıkı saflar halinde birleşerek ve başka her düşünceyi geride bırakarak, ateş yağmuru altında döküle döküle, fakat bir an durmadan Moskof’a karşı Köprüköy saldırısını yapan Türk alayı gibi ülküye doğru ilerleyiniz. Bu ilerleme sırasında düşenlere bakmak için bile bir an kaybetmeyiniz. Onları mukadderata, tarihin şeref yaprağına ve Tanrı’ya bırakarak yürümekte devam ediniz ve en büyük kahramanlığı yapsanız bile en küçük karşılığını beklemeyiniz.

» Türkçülük, bir fikir olduğu kadar da inançtır. İnanç olduğu için de tartışmasız, tenkitsiz kabul olunur. Onun tartışılacak ve tenkit olunacak tarafı temeli, esası değil, ayrıntılarıdır.

» Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir. Bu sebeple bir ana inanç ve ana düşünce olan ülkü asla değişmediği halde siyaset yani taktik her zaman değişir.

» Türkçülük bugün siyasi değildir. Fakat bir gün siyasi bir kuruluş durumuna gelirse bütün Türkler‘i kurtarıp birleştirecek bir program ile ortaya çıkacaktır. O zaman, şüphesiz çağı, durumu ve ortamı kollamakla beraber bunlara bağlanıp kalmayacak, bu kaygıların üstüne çıkacaktır.

» Türkçülük, büyük Türk ilinde Türk uruğunun kayıtsız-şartsız hakimiyeti ve istklali ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür.

» Türkçülük dün bir kaynaktı, bugün bir çaydır. Yarın coşkun bir ırmak
olacak ve önünde yabancı duygu ve düşüncelerden gelen bütün engeller yıkılacaktır.


- Türkçülük insanlara hiç bir vaatte bulunmuyor, maddi veya manevi bir şey vermiyor. Yalnız istiyor… Fedakarlık ve feragat istiyor.

» Türkçülük, Türk ırkının ruhunda, kanında, beyninde yaşayan hayat prensiplerinin fikir haline gelmiş şeklidir.

» Türkçülük, yükselmek için değil, yükseltmek içindir.

» Türkçü, milli çıkarları şahısların üstünde tutan, milli mukaddesata ve geçmişe saygı gösteren, görev ahlakı yüksek olan, haksızlıklarla savaşta korkusuz bir insandır.

» Türkçü, milliyetçi Türk soyunun üstünlüğüne inanmış olan kimsedir.

» Türkçü‘nün en büyük vazifesi Türklüğe hizmettir.

Irkî asaletimiz, enerjimiz ve insanlık meziyetlerimize dünya milletleri ve büyükleri hayran kalırken, bizim kendi milletimizi hiçe saymamız ve kendi kabiliyetlerimizden ümit kesmemiz eğer fena bir kasda makrunsa alçaklık, böyle bir niyete matuf olmadan inanılmış ise kör gözlü bir budalalıktır.

Ümit, en sonra terk olunan şeydir.Ümitlerimiz kırık değildir. Uğrunda çalışanlar, ızdırap çekenler, ölenler bulundukça Türkçülük mutlaka zafer olacaktır.

Bu sözler Büyük Türkçü HÜSEYİN NİHAL ATSIZ'a aittir.