kaos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2019 Cuma

Cinnet emareleri

 

 

Cinnet emareleri

 

 

Özcan Yeniçeri

 

 

İnsanların bugünkü davranışları büyük ölçüde aldıkları ya da alamadıkları bu eğitimin sonucudur. 

 

 Eğitim düzeni hasta olan bir toplumun hiçbir sistemi sağlıklı değildir. 

 



Hayvanlara, kadına, sağlık mensuplarına yönelik şiddette istikrar sürmekteyken bunlara bir de eğitim mensuplarına karşı gösterilen şiddet eklenmiştir.Hayvanlara yönelik saldırılar zaten ekranlardan hiç eksik olmamaktadır. 


Haberlerde ikinci sırayı ise kadına yönelik şiddet almaktadır. Bunları sağlık personeline yönelik saldırılar takip etmektedir.  Sağlık personeline yönelik şiddete bakıldığında hemen her olgunun şiddet nedeni olarak kullanıldığı görülmektedir.

 


Sağlık personeline yönelik şiddetle ilgili olarak haberlere düşen birkaç neden: “Hasta yakını iki kadın doktoru dövdü.” “Ölen hastanın yakınları doktoru dövdü.” “Randevuya geç kalan hasta doktoru dövdü.” “Sıra bekleyen hasta doktoru dövdü.”,  “Muayene sırasını kaçıran hastanın yakını doktoru dövdü.” “Hasta yakınları kadın doktoru dövdü.” “Bu kez doktor hastayı dövdü.” “İstanbul'da tepesi atan bir doktor İngiliz anahtarıyla hasta yakınını dövdü.” “Doktor ameliyat masasında ‘ücret’ için hastayı dövdü.
  


Kopya çekemeyince öldürüyor!

 

Son zamanlarda eğitim/öğretim mensuplarına karşı gösterilen şiddette ciddi bir artış vardır. Eğitim mensuplarını tartaklamalar, dövmeler,  yaralamalar ve öldürmeler sıradanlaşmıştır.

 

Okullara eğitim materyalleri değil aynı zamanda silah sokmanın da ne kadar kolay olduğunu son yaşanan olaylar kanıtlamaktadır.

 

Psikopat tipler bir yana bazı veliler bile çocuklarının karşılaştıkları sorunlar için çözüm yolu olarak fiziki güç kullanmayı görmektedir.  Bu durum cinnetin toplumsal boyutunu göstermektedir.

 


Son günlerde eğitim kurumlarında meydana gelen şiddetle ilgili birkaç olay şöyledir:
 

 


Ceren Damar Şenel, hayatının baharında pırıl pırıl bir araştırma görevlisidir. Bir öğrenci kıyafeti giymiş psikopat tarafından fakültedeki odasında katledilmiştir.

 


Katil bir öğrenciydi. Yatay geçiş yaptığı okula 2. Sınıftan başlaması gerekirken birinci sınıftan başlatılarak haksızlığa uğratıldığını düşünüyordu.

 


Eğitim/öğretimin kurallarına uymak yerine, eğitim ve öğretimi kendine uydurmaya çalışıyor.

 


Dersleri yoğun olduğu için üniversiteye sınavdan sınava gittiğini söylüyor.

 


Sınavlardan geçebilmesi için kopya çekmek zorunda olduğuna inanıyor.

 


Sınav sırasında kopya çekerken yakalanıyor.

 


Ceren Damar Şenel’in, kopya çekerken onu yakalaması ve hakkında tutanak tutmasını katil içine sindiremez.

 


Eve gider babasının silahını alır ve görevini yapan öğretim görevlisinin odasına girerek ona 2 el ateş eder, yetmez bıçakla da saldırarak onu öldürür.

 


Ardından tabancayı başına dayar ve intihar etmek ister onu başaramaz!

 


Katil öğrencinin kopya çekmeyi bir hak olarak gördüğü, yatay geçişte kendisini bir üst sınıfa kaydedilmeyerek haksızlığa uğratıldığını düşündüğü, sınavdan sınava okula gitmenin yeterli olduğu kanaatini taşıdığı görülüyor.

 


Görevini yapan öğretim görevlisini bıçaklamayı ve silahla ateş etmeyi becerebildiği ama intihar için silahı kendisine döndürdüğünde bunu başaramadığı anlaşılıyor.

 


Bir diğer olayda ise lise ikinci sınıf öğrencisi, devamsızlık yüzünden tartıştığı öğretmenini, gitar kutusu içinde okula getirdiği tabancayla bacaklarından vurur. Yaralanan öğretmen hastaneye kaldırılır.

 


Bir başka okulda ise 14 yıllık bir öğretmen bir öğrenci velisi ve dört yakını tarafından dövülür. Öğretmenin bu saldırıda boyun kemiği kırılır. Hayati tehlikesi nedeniyle yoğun bakım ünitesine alınır.

 


Adı lazım değil bir lisede öğrencileri arasında “yan baktın” kavgası çıkıyor. Kavgada bıçakla yaralanan lise öğrencisi, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybediyor.

 


İşin ilginç yanı üç olay da bu ülkede on gün içinde meydana gelmiştir.

 

Bütün belirtiler son zamanlarda örgütlü eğitimin giderek irtifa kaybettiğini göstermektedir. Formaliteye indirgenmiş bir eğitim sisteminden söz edilir olmuştur. İnsanların bugünkü davranışları büyük ölçüde aldıkları ya da alamadıkları bu eğitimin sonucudur. Davranışların, tutumların, alışkanlıkların ve inançların hemen hepsi eğitim sisteminin rahminde büyür. Eğitim düzeni hasta olan bir toplumun hiçbir sistemi sağlıklı değildir.

 

Tedaviye buradan başlamak lazımdır!



http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ozcan-yeniceri/cinnet-emareleri-441256m.html 

12 Mart 2018 Pazartesi

Ektiğimizi Biçiyoruz

 

Ektiğimizi Biçiyoruz

 

Mehmet Sayın

 

Ülkemiz patlamaya hazır barut fıçısı gibidir.
 

Kadınlar sokaklarda öldürülmekte , kız ve erkek çocukları okullarında cinsel tacizlere uğramakta , maçlarda insanlar birbirinin kafalarını patlatmakta , hastanelerde doktor ve hemşireler de dövülmektedir.

 

Evet milletçe hepimiz ektiğimizi biçiyoruz ve bunun ilk sorumlusu ülkemizi yönetenlerdir , bu da doğrudur ama bildiğim bir şey daha var ki hepimizin bu konuda sorumluluğumuz da vardır.
 

Şimdi bu konunun detaylarına gireceğim;


İlk sorumlu pek tabii ki ülkemizin yöneticileridir;
 

Daha doğrusu siyaset mekanizmasıdır ve de siyasetçilerimizin çoğudur;
 

Zira hatanın en büyüğü onlardadır.

  
Onlar karşıtlarına ne kadar çok saydırırlarsa ve siyasttte ne kadar çok bağırırlarsa , hakaret ve tehditi ne kadar çok kullanırlarsa o kadar başarılı olduklarını zannederler;


Bu konuda bir yere kadar da haklıdırlar;
Ama sadece bir yere kadar.


Bu yolla siyasetçiler kendi taraftarlarının saflarını sıklaştırırlar ve onları kendi arkalarında birleştirirler.
 


Ama resmin bir de karşı tarafı vardır;


Sıklaşan saflar sadece sizinkiler değildir "en az onun kadar" karşıtların safları da sıkılaşır , hakaret ve tehdit dolu siyaset üslubu da ülkede kutuplaşma yaratır ve siyasi düşmanlıkları arttırır.


Bunun kaçınılmaz sonu siyasi çatışmadır bunu sonunda meclisiniz bile Taiwan meclisine döner , kafalar gözler dağılır.


Stadyumlarımız ise bir başka çatışma alanıdır oralarda da fanatizm egemendir ve küfürleşmelerin hepsinin hedefinde de karşı taraftarların anneleri vardır;

Bir diğer çatışma alanı da buralardır , çünkü milletçe bir tekimiz bile anamıza küfredilmesine seyirci kalmayız.

Medya da bir başka alemdir;

Yazılı medyada da siyasi ve sportif fanatizm baş köşededir , trübünlerde bayrak sallamaları gereken amigolar kendlerine spor yazarı demektedirler parti militanlarına da "köşe yazarı" denmektedir artık.

Televizyonlar ise çok daha kötüdür.


Oralarda da baş köşede kurgulanmış ve insaları birbirine düşürmeye yönelik realty show'lar en öndedir.
 

Dizilerde de şiddetsiz ve mafyasız dizi neredeyse bulunmaktadır;


Bu rezil anlayış komedi dizilerine bile bulaşmıştır.


Unutmadan bir de kendisini din adamı zanneden bezirganlar vardır;


Onların cemaatleri !! ise aslında dini cemaat fakan değil düpedüz menfaat gruplarına dönüşmüştür şimdi o "kerameti kendinden menkul efendi hazretlerinin !! " birbirlerine hitapları da insanların yüzlerini kızartacak kadar rezilcedir.

Hele de dini ve ahlakı sadece insanların cinsiyetleri üzerinden yapan çakma din adamlarının söylemler ;


Onlar da bana göre din adamı falan değildir adeta cinsi sapıklardır.
 

Onların söylediklerini burada tekrar etmekten de hicap duyuyorum.

Ama maalesef ki o utanmazlar söylediklerinden utanmıyorlar.


İki satır da ülküdaşlarıma sözüm olacak;

50 yıllık arkadaşlarımızın "kırmızı görmüş boğalar gibi" birbirlerine hakaretler yağdırmalarını da üzülerek ve yerin dibine geçerek izliyorum ve bu konuda da utanç duyuyorum.



Ve sonuç;

Ülkemiz patlamaya hazır barut fıçısı gibidir.
 

Kadınlar sokaklarda öldürülmekte , kız ve erkek çocukları okullarında cinsel tacizlere uğramakta , maçlarda insanlar birbirinin kafalarını patlatmakta , hastanelerde doktor ve hemşireler de dövülmektedir.

İşlenen cinayetlerin haddi hesabı da yoktur.

Adalet mekanizmasına güven azaldığı için herkes kendi adaletini kendi sağlamaya çaışmaktadır.

Bunun adı kaostur;
 

Ve bu kaos yukarıda yazdıklarımın sonucudur ;


Hepimiz milletçe ektiğimizi biçiyoruz;

RÜZGAR EKİYOR FIRTINA BİÇİYORUZ


http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/mehmet-sayin/ektigimizi-biciyoruz-440319m.html