ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingiltere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2018 Pazartesi

Esad Salak mı? ABD'nin BOP Projesi


 

 

Esad Salak mı? ABD'nin BOP Projesi

 

Nazım Peker



Dün sabah (14.04.2018) Fransa ve İngiltere destekli ABD jetleri Suriye’ye müdahale etti ve söylentiye göre bazı hedefleri vurdu.

Gerekçe, Esat yönetiminin Guta ve Duha’da kendi halkına kimyasal silah kullandığı iddiası.

Esad, Suriye’de iç karışıklık başladığından beri en güçlü dönemini yaşamaktadır. Bildiğim kadarı ile Esad diplomalı ve diş doktorudur.

Esad, salak ya da aptal mı ki, en güçlü anında elini zayıflatacak böyle bir akılsızlık yapsın? Eğer Esat kimyasal silah kullandı ise hayatının hatasını yapmıştır. Bu, düşmanlarının eline koz vermek kendi ayağına da kurşun sıkmaktır.

Rusya, “Suriye’de böyle bir kimyasal saldırıyı Esat’ın yaptığına dair kanıt yok” derken ve uluslararası bir heyetin, Suriye’de bu alanda bir araştırma yapması kararlaştırılmış ve Esat yönetiminin de buna “EVET” demesine rağmen ABD, neden böyle bir operasyon yapmış olabilir?

Biz, bu filmi daha önce Irak ve Libya’da görmüştük.

Irak ve Saddam, aynı suçlarla suçlanarak işgal edilmiş ve Saddam’da öldürülmüştü. Görüldü ki, Saddam’ın denildiği gibi kimyasal silah üreten tesisleri yokmuş.


 
Sonuç; Irak parçalandı, merkezi otorite zayıflatıldı ve BOP yürürlüğe sokuldu. Güney sınırlarımız güvensiz hale getirildi, güney bölgemizde de “Hendek” savaşları başlamıştı. Kahraman ordumuz, jandarmamız ve polislerimiz sayesinde can ve kan pahasına bölge temizlendi.

Suriye güçlü olursa, İsrail’in güvenliği zarar görecektir. Suriye’de Irak gibi parçalanırsa; İsrail daha güvende olacaktır. Tıpkı Irak ve Libya’da olduğu gibi Suriye’nin enerji kaynakları (petrolü) ABD ve Batı’nın kontrolüne girecektir. ABD’nin, hava harekatını destekleyen ve Esad’ın gitmesini isteyen Türkiye, Esad sonrası nasıl bir Suriye öngörmekte? Esad’ın yerine kimi getirebilecektir ve bunu yapabilecek güç ve siyaseti var mıdır?

Hiç endişelenmeye gerek yok. Eğer akıl devrede ise asla bir III. Dünya Savaşı olmaz. Çünkü hem ABD hem de Rusya iyi bilirler ki, “Hiçbir savaşın kesin galibi yoktur. Az zararı göreni ile çok zarar göreni vardır.” Ne der atasözümüz, “İki testi çarpışınca; birisi kırılırsa diğeri de çatlar.”

Ama bizim gibi cemaat, tarikat ve mezhep sarmalında boğulan İslam dünyasının; birbirinin boğazına sarılıp kanını dökmek gibi bir zararımız olur o kadar.
 

Türkiye bu işin neresinde?

Türkiye ne acıdır ki, iki arada bir derde kalmış politikalarında. Hem Rusya ve İran yanında hem de Esad takıntısı ile ABD, İngiltere ve Fransa yanında politikası takip etmeye çalışıyor ki, asla tutarlı değildir. Ümmetin lideri, nasıl olur da ümmetin emperyalistlerce bombalanmasını ister?

Esat halkına zalimdir, insanlık suçu işlemektedir. Bu doğru ve gerçektir/olabilir.

Ama bizim doğru ve gerçeğimiz, ülkemizin ve asil milletimizin menfaat ve çıkarlarıdır. Atatürk diyor ya; “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.

ABD ve Batı, BOP projesinden vaz geçmiş değildir. Söz konusu Arapların, Müslümanların ve Türklerin karakaşı, kara gözü değildir. Enerjinin kontrolü ile İsrail’in güvenliğidir.

 
Ne Rusya ne ABD ne de Batı ve İran, bizim ülkemizin çıkarları olmalıdır. Yurtta barış, dünya da barış politikası ile Arapların iç işlerine karışmadan, çıkarlarımızı koruyabilmemizdir.

Akıllı ve akılcı siyaset, “Yâr zülfine dokunmadan zülfiyare dokunmaktır.”

Devlet adamlığı ve akılcı siyaset bu günlerde gereklidir.

Devletlerin sonsuza dek dostluk ve düşmanlıkları olamaz. Çıkarları söz konusudur. Hele hele bir operasyonun arkasında İngiltere varsa, iki kez düşünmek gerekir.


Esen kalınız.                                             


http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/nazim-peker/esad-salak-mi-abd-nin-bop-projesi-440427m.html

3 Ocak 2018 Çarşamba

Arabistanlı Lawrence

 

 

Arabistanlı Lawrence

 
 
Lawrence dünyaca ünlü İngiliz casusudur. 
 
Hakkında kitaplar yazılan, filmler çekilen Lawrence, birinci dünya savaşında, Arabistan ve çevresinde yaptığı casusluk faaliyetleri ile Arap coğrafyasını Osmanlı topraklarından koparmış bu nedenle dünyanın en büyük casuus olarak görülür.
 
1888 yılında Galler'de doğan Lawrance, Oxford üniversitesinde arkeoloji bölümünü bitirmiştir. 
 
Ardından orduya giren Lawrence, kısa zamanda dikkatleri üzerine çekmiş,1914 yılında birinci dünya savaşı başladığı sırada ise Filistin'de bulunuyordu.

Ardından istihbarat bölümü geçen Lawrence, cebine altınları doldurup, çöl kıyafetleri giyerek Arap çöllerinde İngiltere adına casusluk faaliyetlerine başlamıştır.
 
Mekke Emiri Hüseyin şerif 'i altınlarıyla baştan çıkaran Lawrence, bağımsız Arabistan zehrini vererek, Osmanlı'ya karşı ayaklandırmıştır. 
 
Oluşturduğu Arap ordusuyla birlikte Osmanlı imparatorluğu'na karşı gerilla faaliyetleri sürdürmüş ve bütün Arap halklarını yanında toplamayı başarmıştır.
 
Savaştan önce Arapçayı ve Müslümanların yaşam tarzını ve Arap adetlerini çok iyi öğrenen Lawrence, kıvrak zekası ile birlikte cebindeki altınlarla, çöl iklimine ayak uydurarak, Osmanlı'ya karşı büyük bir mücadeleye girişmiştir.
 
Mısır, Arabistan, Ürdün ve Filistin bölgelerinde oluşturduğu fitneci timlerle, Müslümanı Müslümana kırdırmıştır.
 
Ne yazıktır ki Müslüman Araplar, Osmanlı'nın onlara verdiği değer ve birlik duygusunu hiçe saymış, Osmanlı'nın onlar için hediye ettiği hicaz demir yoluna her gün bombalar yerleştirerek binlerce Müslümanın ölmesine neden olmuş ve bu yapılanların hepsi Lawrence' nin talimatıyla yapmışlardır.
 
Bugün yaşanan olaylara baktığımızda, geçmişte Lawrence' nin talimatıyla yaşanan oyunları aklımıza getirmektedir.
 
Ardından 1918 yılına gelindiğinde, savaşın bitmesine yakın zaman içerisinde, Bağdat'ın bölünmesi sağlanmıştır. 
 
Bununla birlikte büyük bir şey başardığı sanılan Lawrence, Araplar tarafından halk kahramanı olarak görülmüş, Demir Emir lakabı takılmıştır.
 
Savaşın ardından şövalyeliği reddetmiş, ancak İngiltere tarafından çok sayıda madalya verilmiştir. 
 
Bizim açımızdan, büyük bir tezgahçı ve kötü biri olmasına rağmen, tek başına bu kadar büyük bir coğrafi bölgeyi kontrol etmesi ve büyük bir imparatorluğun parçalanmasında parmağının olması, Lawrence' nin halen dünyanın en büyük ve en ünlü casuslarından biri olarak anılmasını sağlamıştır.
 
Savaşın ardından Lawrence, 1930 yılında Anadolu topraklarında ki Kürt ayaklanmalarında parmağı olduğu, yine aynı tarihlerde Afganistan ve Asya'da çeşitli casusluk faaliyetlerine katıldığı bilinmektedir. 
 
Ayrıca Afganistan'da meydana gelen taht değişikliğine de sebep olmuştur.
 
İngilizler için büyük bir halk kahramanı olarak anılsa da, bizler için ise topraklarımıza yerleştirilen fitne ve fesadın ne kadar büyük olduğunu, bugün tarihe baktığımızda bize apaçık göstermektedir. 
 
Bölgede bulunan Müslüman halkların saflığından yararlanarak, zayıf kişileri çeşitli vaatlerle kandırmış, bir büyük ümmetin parçalanmasına sebep olmuştur. 
 
O zamanki halifenin (Osmanlı Padişahının) Cihad çağrısına rağmen, Arap halklarının bu çağrıya uymalarını engelleyerek onları sahte vaatlerle koparmıştır.
 
Hakkında çekilen filimde iddia edildiği gibi, Mısır'da Osmanlı paşalarının tecavüzüne uğradığı şeklinde kesin bir bilgi yoktur. 
 
Lawrence inanılmaz derecede bulunan yalan yeteneğiyle de ünlüdür. 
 
Lawrence yıllarca Arap çöllerinde ve tehlikeli ortamlarda başına bir şey gelmeden rahatça gezmesine karşın, 1935 yılında Londra'da bir motosiklet kazasında ölmüştür.