cehalet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cehalet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ocak 2019 Cumartesi
Cehaletten Kim Sorumlu?
Gün geçmiyor ki basında yer alan bir cehalet haberi ve insanların kandırılma olayı ile sarsılmayalım…
Her olayın nedeni ise aynı; CEHALET!
Geçtiğimiz hafta ülkemizin en derin sorunu; “cehalet ve duyarsızlık” diyerek kaleme almıştım. Bugün ise cehaletin çok daha vahim bir yanına, “kullanılmasına” dikkat çekmek istiyorum.
Olay; Bazılarının toplum cehaletinden faydalanarak, kazanç, güç ve makam elde etmesi… Dolayısıyla “cehaletin” bazı insanlar ve guruplar tarafından, bazen açık, bazen gizli destekleniyor olması.
Bugün artık, “sanki insanlarımız kasıtlı olarak cahil bırakılıyor” diyebilmekteyiz.
Son yıllarda (bazı alanlar tarafından) topluma verilen mesajlar hep aynı, “Biz sizlerin yerine düşünüyor ve hareket ediyoruz.” Bu da insanlarımızı kolaycılığa, teslim olmaya, “cehalet mutluluktur” inancına daha fazla bağlamakta.
Bu “sözde mutluluk” toplumumuzu öyle sarıp sarmalamış durumda ki, aydınlarımız bile, doğruların peşine düşmek, sorgulamak ve araştırmak ve de toplumu aydınlatmak gayretinde bulunmamakta.
“Cehalet, mutluluk değil kayboluştur.”
Derken olay, toplum hafızasının yok olmasına, inançsızlığa ve insanın kendi olmaktan vazgeçilmesine kadar varıyor.
Bugün yaşananların neticesinde görmemiz gereken, sadece cehaletin karanlığı değil, bu cehaletten istifade eden alanların varlığını hala rahatlıkla sürdürüyor olmasıdır.
Çünkü, cehaleti bir kültür haline getirenler,yine bu kültürden beslenen insanlar olmakta.
Cehalet bu kadar destek görürken insanlara, cehaletin ne kadar kötü bir şey olduğunu; “sormayan, sorgulamayan, bilgilenmeyen, hakkını ve hukukunu bilmeyen toplumun her zaman birilerinin kirli ve karanlık planına alet olacağını” kandırılacaklarını anlatamıyorsunuz.
Sonuç olarak; bütün kötülüklerin başı, şu talihsiz “cehaletten” kurtulmak adına, neler yapabileceğimizi artık açık açık konuşmalı, “din adamları, siyasiler ve aydın kimlikler dâhil” aklı başında herkes, görmezden gelmek yerine, cehalete karşı savaşmalıdır.
İnsanlara okumanın, merak etmenin, gözlem yapmanın, verilen bilgilerle yetinmeyip araştırmanın, sorgulamanın ve farklı düşüncelere saygı duymanın gereği anlatılmalı, cehaletin kullanım alanları, “medya dâhil, üniversiteler ve bütün sivil toplum örgütleri tarafından” takibe alınmalı, takipçi olmakla da kalmayıp, yanlışlar yüksek sesle dile getirilmelidir.
Yoksa, aklı ve iradesi başkalarının kullanımında olanlar yüzünden, hiç bir sorunumuzun üstesinden gelemezken, yarın koskoca ülke, CEHALETİN karanlığında boğulur gideriz.
26 Mart 2018 Pazartesi
Recep Erdoğan Cemâati
Recep Erdoğan Cemâati
Yusuf Dülger
İster dînî ister siyâsî olsun, bir insanın kutsallaştırılması İslâm’a aykırıdır. İnanç ve siyâsetteki çürümeye göz yumarsak Ortaçağ’ın Katolikleri oluruz.
Türkiye’de bir Recep Erdoğan topluluğu, bir Recep Erdoğan Müslümanlığı
oluştu. Bu oluşumun yapısında din, millet ve devletimiz için ciddî
tehlikeler var. Bu tehlikelerin farkında olmazsak büyük acılar yaşarız.
Şimdi bu tehlikelerin resimlerini göstereyim.
Recep Erdoğan Türkiye sahnesine ikili bir görüntü ile çıktı, din ve siyâset. Birbiriyle ilgisi olmaması gereken bu iki görüntüyü Erdoğan hep harmanladı. Erdoğan’ın uzun süredir sahnede kalışının asıl nedeni bu harmanlamadır. Çağının insanı olamamış, Tek Tanrı inancını içselleştirememiş bir toplumda din ve siyâset pazarı kâr eder, bereket getirir.
Recep Erdoğan Türkiye sahnesine ikili bir görüntü ile çıktı, din ve siyâset. Birbiriyle ilgisi olmaması gereken bu iki görüntüyü Erdoğan hep harmanladı. Erdoğan’ın uzun süredir sahnede kalışının asıl nedeni bu harmanlamadır. Çağının insanı olamamış, Tek Tanrı inancını içselleştirememiş bir toplumda din ve siyâset pazarı kâr eder, bereket getirir.
Erdoğan geçmişin bazı uygulamalarını hatırlatarak, dindeki cehâletimizden yararlanarak, “İslâm mücâhidi, millet mağduru” edasıyla siyâsetini oluşturdu, “Müslüman”lığını tescil ettirdi.
Türkiye’de, tüm değerlerini Erdoğan adına feda edebilecek milyonlarca erkek, kadın ve genç var. Bunlar Erdoğan’ın varlığında yok olmayı bir nimet ve dindarlık sanıyorlar. Bunlara göre Erdoğan “en kavi Müslüman’dır.” Bunlara göre Erdoğan için her şey yapılır; ölünür bile.
Bu anlayış sapıklıktır, insanlık suçudur. Hasan Sabbah’ın fedâilerini, IŞİD’in cellatlarını gözlerinizin önüne getirirseniz, bugünkülerin dünkülerden farksız olmadıklarını görürsünüz.
Türkiye’de Erdoğan siyâseti yanında bir de Erdoğan risâleti/Müslümanlığı türedi. Hâfızanızı yoklayın, dün bir AKP’li Erdoğan’a “İKİNCİ PEYGAMBER” demişti. Bir başka AKP’li Erdoğan’ı: “HOŞ GELDİN EY ALLAH’IN ELÇİSİ!” diye karşılanmıştı. Prof. etiketli bir AKP milletvekili Erdoğan için “Salavat” icât etmişti.
Erdoğan için öngörülen siyâsî ve dînî niteliklerin boyutlarını öğrenmek için, Erdoğan’ı siyâseten ve dînen eleştirirseniz; “PKK destekçisi, gayri millî, Amerikancı, din düşmanı” ilân edilirsiniz. Erdoğan’ın siyâseten ve dînen eksiği yok, Erdoğan eleştirilmez mi? Bir insan olarak Erdoğan yanlış yapabilir ama AKP’lilere bunu kabul ettiremezsiniz.
Oysa, ilk Müslümanların değil dört halîfeye, Hz. Muhammed’e bile itiraz ettiklerini görürüz. Peygamber, Huneyn Savaşı’nda elde edilen develeri bazılarına fazla verdiği için ashap tarafından eleştirilmişti. Peygamber, kölelikten kurtulmuş Zeyd’in oğlu Usâme’yi, bir ordunun başına komutan tayin ettiği için sorgulanmıştı. Hudeybiye Anlaşması’nın bazı maddelerinin yazılış ve esasını beğenmediği için Hz. Ömer Peygamber’e şiddetle karşı çıkmıştı. Bu tutumlar karşısında Peygamber ashabına olumsuz bir tepki vermemiş, gerekçeli açıklamalarla ashâbını aydınlatmıştı.
Bugün AKP’lilerden birisi Erdoğan’ı yüzüne karşı eleştirse, Erdoğan o adamı kovar. Daha önemlisi AKP’lilerde: “Erdoğan yanılmaz, Erdoğan eleştirilemez, Erdoğan’a itaat davaya itâattir” gibi çok sakıncalı bir düşünce ve inanç içindeler. Yani bugün Türkiye’de: Erdoğan cemâati/siyâseti ve Erdoğan risâleti (elçiliği) diyebileceğimiz bir akılsızlık, bağnazlık, kindarlık, taassup, hurâfe var Türkiye’de.
Türkiye’de, tüm değerlerini Erdoğan adına feda edebilecek milyonlarca erkek, kadın ve genç var. Bunlar Erdoğan’ın varlığında yok olmayı bir nimet ve dindarlık sanıyorlar. Bunlara göre Erdoğan “en kavi Müslüman’dır.” Bunlara göre Erdoğan için her şey yapılır; ölünür bile.
Bu anlayış sapıklıktır, insanlık suçudur. Hasan Sabbah’ın fedâilerini, IŞİD’in cellatlarını gözlerinizin önüne getirirseniz, bugünkülerin dünkülerden farksız olmadıklarını görürsünüz.
Türkiye’de Erdoğan siyâseti yanında bir de Erdoğan risâleti/Müslümanlığı türedi. Hâfızanızı yoklayın, dün bir AKP’li Erdoğan’a “İKİNCİ PEYGAMBER” demişti. Bir başka AKP’li Erdoğan’ı: “HOŞ GELDİN EY ALLAH’IN ELÇİSİ!” diye karşılanmıştı. Prof. etiketli bir AKP milletvekili Erdoğan için “Salavat” icât etmişti.
Erdoğan için öngörülen siyâsî ve dînî niteliklerin boyutlarını öğrenmek için, Erdoğan’ı siyâseten ve dînen eleştirirseniz; “PKK destekçisi, gayri millî, Amerikancı, din düşmanı” ilân edilirsiniz. Erdoğan’ın siyâseten ve dînen eksiği yok, Erdoğan eleştirilmez mi? Bir insan olarak Erdoğan yanlış yapabilir ama AKP’lilere bunu kabul ettiremezsiniz.
Oysa, ilk Müslümanların değil dört halîfeye, Hz. Muhammed’e bile itiraz ettiklerini görürüz. Peygamber, Huneyn Savaşı’nda elde edilen develeri bazılarına fazla verdiği için ashap tarafından eleştirilmişti. Peygamber, kölelikten kurtulmuş Zeyd’in oğlu Usâme’yi, bir ordunun başına komutan tayin ettiği için sorgulanmıştı. Hudeybiye Anlaşması’nın bazı maddelerinin yazılış ve esasını beğenmediği için Hz. Ömer Peygamber’e şiddetle karşı çıkmıştı. Bu tutumlar karşısında Peygamber ashabına olumsuz bir tepki vermemiş, gerekçeli açıklamalarla ashâbını aydınlatmıştı.
Bugün AKP’lilerden birisi Erdoğan’ı yüzüne karşı eleştirse, Erdoğan o adamı kovar. Daha önemlisi AKP’lilerde: “Erdoğan yanılmaz, Erdoğan eleştirilemez, Erdoğan’a itaat davaya itâattir” gibi çok sakıncalı bir düşünce ve inanç içindeler. Yani bugün Türkiye’de: Erdoğan cemâati/siyâseti ve Erdoğan risâleti (elçiliği) diyebileceğimiz bir akılsızlık, bağnazlık, kindarlık, taassup, hurâfe var Türkiye’de.
Tehlike bununla da kalmıyor; Erdoğan karşıtları baskı ve takibe
uğruyorlar, Erdoğan’ı eleştirenler: “Meymenetsiz, Amerikancı, Siyonist uşağı” diye yaftalanıyorlar. Tekrar vurgulayayım: Bu sıkıntılar, Erdoğan’ın “hatasız ve lâyüsel olduğu” inancından kaynaklanıyor. Hiç kuşkunuz olmasın gelinen bu nokta bir zehirlenmedir, zındıklaşmadır.
Hayretler içerisindeyim. AKP’li Müslümanlar Erdoğansız bir Müslümanlık, Erdoğansız bir Türkiye düşünemiyorlar ve âdeta Erdoğan’ın risâletini (!) ikrar ve tasdik ediyorlar. Siz ne derseniz deyin, ben: İslâm’ın Türkiye’de Katolikleştirildiğini düşünüyorum. AKP’li-AKP’siz Türkiye’deki tüm Müslümanları İslâm’ın safiyetini/arılığını korunmak için vicdan muhâsebesine çağırıyorum.
Dînî ve siyâsî nedenlerle birliğimizi bozacak cemâatleşme tehlikelidir. İnanç ve barışı bozan cemâatçilik kan, ateş getirir. Afganistan’daki Taliban’ın, Mısır’daki İhvan’ın bir benzeri Türkiye için felâket olur. İster dînî ister siyâsî olsun, bir insanın kutsallaştırılması İslâm’a aykırıdır. İnanç ve siyâsetteki çürümeye göz yumarsak Ortaçağ’ın Katolikleri oluruz.
Hayretler içerisindeyim. AKP’li Müslümanlar Erdoğansız bir Müslümanlık, Erdoğansız bir Türkiye düşünemiyorlar ve âdeta Erdoğan’ın risâletini (!) ikrar ve tasdik ediyorlar. Siz ne derseniz deyin, ben: İslâm’ın Türkiye’de Katolikleştirildiğini düşünüyorum. AKP’li-AKP’siz Türkiye’deki tüm Müslümanları İslâm’ın safiyetini/arılığını korunmak için vicdan muhâsebesine çağırıyorum.
Dînî ve siyâsî nedenlerle birliğimizi bozacak cemâatleşme tehlikelidir. İnanç ve barışı bozan cemâatçilik kan, ateş getirir. Afganistan’daki Taliban’ın, Mısır’daki İhvan’ın bir benzeri Türkiye için felâket olur. İster dînî ister siyâsî olsun, bir insanın kutsallaştırılması İslâm’a aykırıdır. İnanç ve siyâsetteki çürümeye göz yumarsak Ortaçağ’ın Katolikleri oluruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

