Aziz Dolu Atabey
Büyük önder Gâzi Mustafa Kemal Atatürk “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.
Yalnız şurası vardır ki, din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir.
Dinden maddî çıkar temin edenler, iğrenç kimselerdir”. der. Bizim kıstasımız da bu yöndedir.
Şimdi de ülkemizdeki belli başlı ideolojilerin yahut bu ideolojilerin peşinde koşanların din algısına, anlayışına bir göz atalım:
Sosyal Demokratlar niyet Müslümanı.. “Benim kalbim temiz” geyiği falan.. Peki, ama ya toplumsal temizlik?.. İçki, kumar, uyuşturucu gibi illetler yüzünden sönen ocaklar ne olacak?
Küresel çaplı bir soruna dönüşen emek sömürüsü?.. Komşusu aç olanlar?!. Sözümüz, Atatürk devrimlerinden nemalandığı yani geçimini sağladığı halde sosyal(ist) demokrat kisvelere bürünen CHP’den dışarı..
Ülkücüler; cihat Müslümanı.. Vatan, millet, din, devlet uğruna “Ya Allah, bismillah, Allah-u ekber!.” filan… Gâzi Mustafa Kemal Atatürk de bir keresinde “Ben bir cihat Müslümanıyım.” demiştir bu arada. Sözümüz, zaman zaman -Turan/Türk Birliği ülküsüne hizmet eden, etmesi gereken- Türk milliyetçiliği ile Sünnî İslâm yandaşlığını daha doğrusu ümmetçiliğini birbirine karıştıran MHP’den dışarı..
Hıristiyan Demokratların kötü kopyası Müslüman Demokratlar, bilindik adıyla dinciler/İslâmcılar ibadet Müslümanı.. Göstere göstere namaz kılmalar; sakal, türban gibi şekilcilikler hatta -Yahudiler, Hıristiyanlar, Zerdüştler gibi- karalara (siyah) bürünmeler, ceviz yerine ceviz kabuğu olmalar falan filan.. Sözümüz, Müslüman Kardeşler duygusallığından (romantizm) ağzı yanan dolayısı ile Ensar olacağız derken enayi durumuna düşen AKP’den dışarı..
Bölücüler medet Müslümanı.. “Devlet bize bahmiir.” diye başlayan ve uzun zamandır kabak tadı veren acındırmalar (ajitasyon), sızlanmalar kısacası yalan dolan.. Kandırılan, dağa kaldırılan yoksul aile çocuklarının ahı, günahı, sorumluluğu (vebal) da cabası.. Sözümüz, ruhunu şeytana -affedersiniz- sömürgecilere (imperialist) satmış HDP’den dışarı..
Bir de milliyetçilik sosuna batırılmış, Söğüt-Domaniç (Dumaniçi?) esintili gayret Müslümanları var. Ama onlar da merkez sağ diye tarif edilen -sözüm ona liberal- siyasî yelpazeye göz kırpan bir takım sergüzeşt.. Din algıları, anlayışları Çoban Sülü ile aynı telden.. Sözümüz, ergenlik sivilcelerinden dertli (mustarip) İP’ten de dışarı..
Diğerlerine gelince… Kimisi “Türkistan’dan habersiz (bi’haber)” -sözde- Millî Görüş kırıntısı, kimisi “Atatürk’ten habersiz” -sözde- demokratik sosyalizm zıpçıktısı… Neredeyse tamamı da koltuk derdi yahut gelecek hayalleri (ikbal hülyaları) ile ana kütleden kopmuş; taban tabana aynı olan ve birbirinden taban aşırmaya olmadı aşındırmaya çalışan oluşumlar.. Haliyle boş sözlere (lâf-ı güzaf) karnımız tok.. Sözümüz, tümden dışarı..
Biz Türk’üz. İslâm’ın Hanefî-Maturidî-Yesevî çizgisini, yorumunu benimseriz. Çünkü din algımız, anlayışımız akıl ve mantığa onun da öncesinde gönül ve vicdana dayanır.
Cüzî bir başka deyişle özgür irademizi bu dört temel üzerine bina ederiz. Binamızın kubbesini de yıldızlar süsler.
Bize şah damarımızdan daha yakın olan; yüreğimizde (kalp) olan Yaradan’ı sever, Yaradan’a sığınırız. Onunla aramıza hiç bir din simsarını sokmayız. Hak Çalabımız Türkçe de bildiğine göre!..
Evet, canlar!.. Muhabbetin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Olur ya, sürç-i lisan edip de bir gönül kırmış isek affola.. Gönül mülkünüz her daim şen ve gülşen ola.. Esenlik içinde olasınız vesselam.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder