Siyasetçiler Çıldırmış Olmalı
Siyasetçiler Çıldırmış Olmalı
Ahmet Salih Erdoğan Erüz
Bilin ki iş çığırından çıktı.
Bu toplum bir patlarsa, bir kapışırsa bir daha asla bir araya gelemez.
Bazı siyasetçilerin söz ve tutumlarıyla cesaret verdikleri bilinen insanlık dışı terörün son örneği can yaktı. Yeni
Zelanda’da camilere karşı girişilen feci katliamı nefretle kınıyor,
yaşamını yitiren Müslümanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa
diliyorum.
Yerel seçim; demokrasinin gereği, mutat, daha iyi hizmet
edecekleri iddiasındakilerin yarışması olmaktan çoktan çıkmıştı. Şimdi
çığırından da çıktı.
İç savaş tamtamları çalınıyor.
Kütahya’da
il başkanı “Millet ittifakına destek verenler seçimden sonra
mahallelerde, sokaklarda gezemeyecekler.” demiş. Asayişten sorumlu
bakan: “31 Mart akşamı Cumhur İttifakı’nda bir zafiyet olursa, bunu da
Doğu ve Güneydoğu’ya giden bir kardeşiniz olarak söylüyorum; ertesi
sabah 1 Nisan’da 6 yaşındaki masum çocukların eline silah vererek
kaymakamlık ve valilikleri altüst ederler.” demiş.
Kozan’da başkan adayı
"İki parti tek parti oldu. Tek partinin adına da Cumhur İttifakı dedik
arkadaşlar. Rabbimin izniyle, bu Cumhur İttifakı'yla pazara kadar değil
mezara kadar gideceğiz inşallah. Bu düşmanları da bu memlekette
yok edene kadar, kanımızın son damlasına kadar mücadele verip Rabbimin
izniyle bunların içte ve dışta anasını belleyeceğiz arkadaşlar." demiş. Allah’ın ismiyle ana bellemeyi aynı cümleye sokuşturabilmesi seviyesini gösteriyor. Anacığı için üzüldüm.
Taraftarlarına silahlanma çağrısı yapanlar, sosyal medyada
tabancalı, tüfekli, baltalı, kamalı fotoğraflarını yayımlayanlar.
Ormana
gömdüklerini çıkarma vaktinin geleceğinden söz edenler. Mafya özentisi tiplerin benzer sözleri tarafları can düşmanı yapıyordu uzun zamandan beri.
Seçim
kampanyalarıyla bu düşmanlık zirveye çıktı. Taraflardan biri silahlanma
çağrılarında bulunurken diğer tarafın da aynı yolu seçmesi ihtimali
korkutuyor insanı. Gerçi iki ihtimal de felaket. Birinde
taraflardan biri karşı koyamayan diğerini kıtır kıtır kesecek.
İkincisinde iki taraf birbirini kırabildiği kadar kıracak, kim daha az
kayıp verirse “Pirus zaferi” misali kazanmış sayılacak. Ya taraflardan biri “Erken davranan kazanır.” diye 31 Mart’ı beklemeden hücuma geçerse…
Bu iç savaş çığırtkanlarından sormak isterim. Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı, diğer yarısına muhalif. Kundaktaki
bebekleriyle, çoluk çocuk on milyonlarca insanı mı katletmeyi
düşünüyorlar?
İnşallah sadece siyasete bulaşan birkaç yüz bin kişiyi
fişlemişlerdir, onları katletmekle yetinirler(!) O zaman da
ülkede kalanların bir arada yaşama imkânı, isteği, azmi kalkmamış
demektir; ama o kadar sıkıntıya da eyvallah mı, derler?
Zaman zaman türlü hile yolları bulunuyor ancak, seçimde oyların gizli olması, oy sayımının açık yapılması gerekiyor. Kütahya
İl Başkanı vatandaşın gizli olarak verdiği oyun kime gittiğini nasıl
bilip seçimden sonra muhalif oy kullananları sokağa bırakmayacak? Bir yolunu bulmuştur, fişleme yapmıştır belki de.
Bir ülkede birlik ve beraberlik varsa her türlü beka
sorununun üstesinden gelinir. Milletimiz, başta Kurtuluş Savaşı’nda
olmak üzere defalarca ağır beka sorunlarıyla karşılaşmış ve bunları
birlik, beraberlik, dayanışma içinde aşmıştır.
Ülkede birlik
beraberliğin bozulmuş olması ise bizzat en ağır beka sorununu oluşturur.
Sorun yaratacak düşmana, dış güce filan hiç ihtiyaç kalmaz.
Siyasetçilerimiz, uzun zamandan beri milleti birbirine düşman kamplara bölmeye çalışmaktadırlar.
Soydaşlarına
karşı empatinin, hoşgörünün, insafın, merhametin yerini kin, öfke, ön
yargı, acımasızlık almakta; ülkeyi beka sorunuyla yüz yüze
getirdiklerini kabul etmemektedirler.
Hangi aşamadayız tam belirlemek mümkün değil, ancak bir sonraki
aşama birbirimizin felaketlerine sevinme alçaklığı olacak. “Filanca feci
bir kazada hayatını kaybetmiş. Ohh, şıngır da şıngır! Filan ilde deprem
olmuş, yüz binden fazla ölü var. Ohh, şıngır da şıngır, orada oyların
%74’ü filan ittifaka çıkıyordu, inşallah ölü sayısı birkaç yüz bine
çıkar!”
Bu kadar alçalabilir miyiz? Görüntü olur, diyor.
Bu
yüzden herkes aklını başına almalı, siyasetçilerin düşmanca sözlerine
kapılmamalı, siyasete mesafeli olmalı, militanlaşmamalı.
Kendi aklımızı ve fikrimizi kullanarak oyumuzu verdiğimiz an bizim için görevin bittiğini bilmeli; eşimiz dostumuz, konumuz komşumuz herkesle huzur içinde yaşamaya devam etmeliyiz.
Kimse milletin fıtratına, özüne, seciyesine güvenmesin;
“Siyaset gereği topluma düşmanlık tohumları ekelim, gerektiğinde bir iki
kardeşlik nutkuyla ortalığı toparlarız.” demesin.
Bilin ki iş
çığırından çıktı. Bu toplum bir patlarsa, bir kapışırsa bir daha asla
bir araya gelemez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder