3 Aralık 2017 Pazar

NE BU TELÂŞ?

  


NE BU TELÂŞ?



Ali Alparslan 



İşte milleti AKP’den korkutan, hatta soğutan bu değil mi; nedir bu telâş Allahaşkına! 

Üstüne üstlük bu saldırganlık, bu öfke, bu linç girişimi nedir? 

Hepsi ana muhalefet partisinin doğru veya eksik, yanlış veya hakikat birkaç belge ortaya koyması mı? 

Ne olmuş benzerlerini yıllardan beri, daha iktidarınızın başından beri sizler de yapmadınız veya yapanlara göz yummadınız mı? 

Kasetler hâlâ internet medyada duruyor, CHP ve MHP’nin başına gelenleri kimse unutmuş değildir! 

Onlar daha mı hafifti, üstelik özel hayat değil miydi? “Mut’a” nikâhlı AKP’lileri kimse konu etmeye cesaret edemiyor, herkes yandaş medyanın şerrinden sinmiş vaziyette değil mi? 

Gerçekten ülke bir korku imparatorluğuna doğru gidiyor!


Devlet Bahçeli muhalefet yapsın diye aldığı reyleri kötüye kullandı diye ülkücüler dağılmadı mı? 

Devlet Başkanı’nın kendi ifâdesi ile “himayemize aldık” dediği ülkücü camia kurtulmak yerine bugün ağır bir bunalım içindedir. 

Halbuki yarım yüzyıl bu harekete insanlar baş koymuştu; ilimde, bürokraside, sanatta, siyasette, fikirde hülâsa her yerde yabancılaşma ile onlar mücadele ediyordu! 

Böyle ulu bir çınar devrildi de, onların kötü örnekleri sahnelerde cirit atıyor!

 Elbette onların da önlerine maksatlı haydutlar, hırsızlar yerleştirilmişti, olsa olsa onlar himaye altındadır, çünkü milletinden aldığı ilhamla ülkücüler dünyaya başkaldırmıştı, hiç himayeye ihtiyaçları var mıydı? 

Zavallı ülkücülük nasıl bu konuma girdi, aklı eren var mı?


Anlaşılan AKP, MHP’ye yaptığını CHP’ye de yapmak istiyor, katiyen muhalefet istemiyor, çünkü her doğruyu ancak kendilerinin bildiğine ve icra edeceklerine inanıyorlar! 

Hiç böyle demokrasi ve demokrasilerdeki çok seslilik olur mu? Toplum AKP kadrolarının demokratlığına inanmıyor, rejim ve kutsallarla ilgili görüş ve icraatlarını “takiyye” olarak değerlendiriyor!

 Bu konuda Devlet Başkanı topluma kendi kadrolarından daha inandırıcı geliyor, lâkin bu çıkışlar ve linç girişimleri gerçek niyetleri ortaya koyuyor! 

Telâş çok fazla ve sırf bu öfke sebebiyle halkımız o meşhur atasözünü hatırlıyor; ”Ateş olmayan yerden duman çıkmaz!” 

Toplum bu kadar gerildiğine göre demek muhalefetin iddialarında doğruluk payı vardır!


Belge denilen iddia ürünleri önce yargıya gitmeliymiş; bu doğru da milletin yargıya inancının ne kadar zedelenmiş olduğunu herkes biliyor, duyuyor ve konuşuyor! 

Bu ülkenin üzerinden bir 15 Temmuz geçti; operasyon, soruşturma ve yargılamaların çok doğru olduğuna dair inançlarda da büyük terddüdler vardır! 

“FETÖ”ye alan açan, yardım eden, methiyeler yapan, el-etek öpen, hatta onu “mehdi” yerine koyan insanlar hâlâ ya devletin üst makamlarında veya halk içinde elini kolunu sallaya sallaya gezmektedir! 

Yargı dediğimiz o bütünlük içinde yasalar ve teamüller insanların evvelce işgal ettiği makamlara göre mi hareket eder! Adam Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Bakan olmuşsa yasalara göre ayrıcalığı mı var? 

Maalesef “FETÖ” yargılamalarında kurunun yanında yaş da cayır cayır yanıyor, hatta ve zaman zaman hiç ilgisi olmayan kurumlar ve şahıslar arasındaki iç hesaplaşmalar da görülüyor! 

İlgisi olmamış, olmayan, olması da mümkün görülmeyen, üstelik konumunda ve görevinde millete hizmet etmiş insanlar da sanık, hatta casus sandalyesine oturtuluyor! Bunlardan endişe duymamak mümkün mü?


Evet endişe duyuyor ve ülkenin gidişatından, insanların kamplaşmasından korkuyoruz! Bu ülkede muhalefet olması lâzım; mutlaka CHP’nin yaşaması da gerekiyor! 

Bilhassa milliyetçilerin bu tesbitten ne anlamamız gerektiğini kavraması ülke huzuru için vezgeçilmez şarttır! 

Yandaş görsel basından ara sıra nazarınızı Halk TV’ye çevirmelisiniz, hatta o işbirlikçi TV’yi de izlemekte fayda vardır! 

Ancak bu sayede ülkücüler kendilerine bir yol çizebilir. 

Şartlar ne olursa olsun iktidarın ülkücülere yaklaşımının maksatlı olduğu şeklinde hakim bir kanaat vardır! 

Son elli yıldan beri bu ülkede milliyetçiliğin başını ülkücüler çekmiştir; iktidar bürokraside olduğu gibi siyasette de onlara ilgi gösterecekleri kanaatinde olmak yeni bir yanılgıdır! 

Ne yeni siyasi partide ne de olası AKP-AKP ittifakında ülkücüler aradıklarını bulamayacaklardır; yine listeler başkaları tarafından tanzim edilecek ve en azından donanımsız, yetersiz, hatta muhbir konumunda olanlar güya ülkücüleri temsil etmiş olacaktır!


İktidarın telâşı bellidir, bugüne kadar sıkı bir abluka ile “medya” elegeçilmiştir; maalesef muhalefet düşünceleri hiç duyulmuyor, anlaşılmıyor; çünkü anında bastırılıyor! 

Bu ülkede milliyetçilerin muhalefeti olmazsa durum daha da kötüye gider! 

Baksanıza CHP’nin başına gelenlere!

Hiç yorum yok: