iki devlet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iki devlet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2020 Pazartesi

Azerbaycan Candır

 




Azerbaycan Candır
 
 

Aziz Dolu Atabey
 
 

Azerbaycan (ve Dağıstan), Enver Paşa’nın kurdurup başına kardeşi Nuri Paşa’yı getirdiği Kafkas İslam Ordusunun üstün çabaları sonucunda Rus ordusu ile Ermeni çetelerine hatta İngiltere’ye de rağmen kurtulmuş ve 1913’teki Batı Trakya Türk Cumhuriyeti girişimini saymaz isek 1918-20 yılları arasında tarihteki ilk Türk cumhuriyeti olmuştur. 
 
 
 
Üstelik Anadolu’daki Kuva-yı Millîye hareketine yani ölüm kalım mücadelesi veren Anadolu Türklüğüne de büyük yararları dokunmuştur. Hatta “Borcumuzu nasıl ödeyelim?” diyen Ankara Hükümetine, Azerbaycan adına yanıt veren Neriman Nerimanov’un “Kardeşler arasında borç mu olur?” sözü hafızalara kazınmıştır. Yeri gelmişken bir gerçeği özellikle belirtmeliyiz. O da şudur: Nuri Paşa olmasaydı tıpkı Revan (Erivan) gibi Bakü de Türk kenti olmaktan çıkardı.
 
 
 
Bu nedenle Anadolu Türklüğü için Gâzi Mustafa Kemal Atatürk neyse Azerbaycan Türklüğü için de Nuri Paşa odur. Sonrasında Azerbaycan Cumhuriyeti, Rus Kızıl Ordusunun işgali ile son bulur. Rusların ülkeyi yağmaladığı ve elde ettiği zenginlikleri üç ay boyunca trenlerle Moskova’ya taşıdığı anlatılır. 
 
 

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte önce Baltık ülkelerinde ardından Kafkasya-Batı Türkistan hattında peşpeşe bağımsızlık istekleri/ilânları gelir. Ruslar, diğer ülkeler neyse de zengin doğal kaynaklara sahip Azerbaycan’ı elden çıkarmak istemez. Rus ordusu Bakü’ye girerek çocuk, kadın, yaşlı demeden toplukıyım (katl-i âm) yapar. Yine de azatlık (özgürlük) ateşini söndüremez. Ebulfez Elçibey önderliğinde Azerbaycan Cumhuriyeti kurulur. Rusların asker ve silah desteği ve yönlendirmesi ile Ermeni katilleri Karabağ’a saldırır. Hocalı’da soykırım yapar.



Öncesi İslamcı, sonrası liberal Turgut Özal’ın -özetle- “Onlar Şii. İran’a daha yakın. İran yardım etsin.” şeklindeki abuk sabuk açıklamasına rağmen devletin kılcal damarlarında karıncalanma başlar ve TSK, Özel Kuvvetlerden oluşturduğu 12 kişilik bir birliği Azerbaycan’a gönderir. Komutanları Kaşif Kozinoğlu, yardımcısı ise Levent Göktaş’tır. Görevleri Azerbaycan Türk Ordusu’nun temellerini atmaktır. 1994’te hem çalışmaları yerinde görmek hem de son dokunuşları (rötuş) yapmak için Engin Alan Paşa da gider. Alparslan Türkeş’in emriyle oluşturulan ve 5000 kişi oldukları söylenen Bozkurtlar/Ülkücüler milis gücü de Azerbaycan’ın yolunu tutmuştur. Yüzyılın başında Batı Trablus (Libya) neyse, yüzyılın sonunda Azerbaycan da odur Anadolu Türklüğü için. Kaldı ki Azerbaycan candır!. Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir.” Bölgeye giden bir kişi daha vardır: Rahmetli Elçibey’in karargah evinde iki ay kadar kalan ve hem koruma hizmeti hem de Azerbaycan Türklerine ateşli silah eğitimi veren Abdullah Çatlı…
 
 

Kaşif Kozinoğlu, Teşkilat-ı Mahsusa’nın efsane ismi Kuşçubaşı Eşref’i aratmayacak kadar yetenekli bir istihbarat subayıdır. Kod adı Hayalet’tir. Herkesi hayran bırakacak kadar da keskin nişancıdır. Büyük dava adamı Aliya İzzetbegova’nın ricası üzerine kendi kurduğu özel birlikle Bosna’ya gidip, Türk ve Boşnak Müslümanlara kan kusturan Sırp keskin nişancılarının kökünü kazıyan adamdır. Afganistan’da boyculuk, mezhepçilik takıntısı yüzünden bir araya gelemeyen Türkleri derleyip toparlayan, Özbek general Raşit Dostum’u ülkenin 2. adamı (cumhurbaşkanı yardımcısı) ve yine Türklerin doğal önderi yapan adamdır.
 
 
 

Keskin nişancılığı dillere destan olan Levent Göktaş, bölücü terörle mücadelede simge olmuş bir özel harekat subayımızdır. “Girilmez” denen inlerden tutun, Irak harekatlarına kadar her yere girip çıkan bir deli kurttur. Efsane Yarbay Korkut Eken onun hakkında şöyle demiştir: “Levent Göktaş’ı dağda 500 PKK’lının arasına at, onların arasından yara bile almadan sağ-salim kurtulur.”
 
 
 

Engin Alan bölücü terörle mücadelede bir başka simge isimdir. Özel Kuvvetler Komutanlığı yapmıştır. Abdullah Öcalan’ın Kenya’da tutuklanıp yurda getirilmesi sürecinde, harekatın (operation) başındaki kişidir. Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetlerinin temelini atan üç subaydan biridir.
 
 
 

Abdullah Çatlı Ülkücü’dür. Anadolu kadar Azerbaycan’da da iyi bilinir. ASALA terör örgütünün kökünü kazıyan adamdır. Paris ve Atina sokaklarına buram buram barut kokan gölgesi sinmiştir. Son görevi bölücü terör örgütüne karşıdır. Azerbaycan Türkleri tarafından o kadar çok sevilir ki mezarını bile onlar yaptırmıştır.
 
 
 

Peki, sonra?.. Ergenekon’dan çıkıp, ünlü Türkolog Jean-Paul Roux’un da dediği gibi 2000 yıl dünyayı titreten Türk milletinin yeni bir Ergenekon’un arefesinde olduğunu gören şer odakları düğmeye basar. Özel Kuvvetler Komutanı Engin Alan, Balyoz kumpasında 39 ay cezaevinde yatar. Binbaşı Kaşif Kozinoğlu, Afganistan’da çok önemli işlere/başarılara imza atarken geri çağrılır ve uyduruk Ergenekon davası yüzünden cezaevinde yaşamını yitirir. “İntihar” denir ama?.. Şimdilerde MİT’in başına geçeceği konuşulan Levent Göktaş da generalliğe terfi ettirilmeyerek albaylık rütbesinde emekliye sevk edilir. Dahası Ergenekon kumpası yüzünden yıllarca tutuklu kalır.
 
 
 

Ve Abdullah Çatlı, Balıkesir’in -ayranı ile ünlü- Susurluk ilçesinde kuşkulu bir yol (traffic) kazasında sonsuzluğa yürür. Ölmeseydi, 40 kişilik bir birlikle Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde bulunan PKK’nın silahlı eğitim kampına baskın yapacaktı iddiaları ise ardında büyük bir ünlem işareti olarak kalır.




Türk milleti her türlü kahpeliğe, kumpasa rağmen dün Ergenekon’dan nasıl çıktıysa bugün de öyle çıkacaktır. Hele bir ayranı kabarmayagörsün… Sakarya’da sona eren geri çekilme (ricat), Afyon’da başlayan saldırı (taarruz), derken Kıbrıs Barış Harekatı… Dahası Afganistan, Katar, Somali, Libya, Kosova, Arnavutluk, Bosna… Irak ve Suriye’yi saymıyoruz bile.. Şimdiki durak Güney Kafkasya.. Kısacası Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’den ilhamla: “Karabağ, Azerbaycan’dır!” Urumçi, Doğu Türkistan’dır!! Dünya, Kızıl Elma’dır!!!
 
 
 

Karabağ’da yaşananlar sadece Azerbaycan’ı ve Türkiye’yi ilgilendiren bir mesele de değildir üstelik. Tüm Asya’yı yakından ilgilendirmektedir. Özellikle de Çin başta olmak üzere -Yavuz Sultan Selim ve Çanakkale 18 Mart köprüleri ile- Avrupa’ya bağlanacak olan Pekin’den, Londra’ya kadar uzanacak yeni İpek Yolu projesinden yarar sağlayacak taraf ülkeleri… Dolayısı ile Karabağ’ı yeni bir Truva (Turuva/ Turoba) olarak da görebilirsiniz. 
 
 
 
Duraklama dönemine giren ABD, Afrika’yı kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olan Fransa ve diğer emperyalist ülkeler tehlike çanlarının kendileri için çaldığını görüyorlar. Hele de Türk sihalarını, füzelerini, lazerlerini, vatozlarını, korallarını gördükten sonra!.. İsrail’den, Azerbaycan’a gittiği söylenen silah ve cephane yüklü uçakları sadece para ilişkisi ile açıklamak da çok sığ kalır. Batı’daki dev ölçekli Musevi/Yahudi şirketleri üretim üslerini Çin’e kaydırırken üstelik.. Ki bu şirketlerin kalbi New York’ta atsa da beyninin Londra’da olduğunu herkes bilir. Azerbaycan’ın bir zamanlar Hazar Kağanlığının bir parçası olduğunu, Hazarların resmî dininin Musevilik olduğunu dahası İsrail halkının % 60’a yakınının Aşkenaz yani Hazar kökenli olduğunu da hatırlatalım. 
 
 
 
Olaya bir de bu yönüyle bakacak olursak Karabağ Azerbaycan’dır, Azerbaycan Asya’dır. Dolayısı ile Azerbaycan & Türkiye ikilisinin Karabağ’ı geri alması için en uygun zaman bu zamandır. Peki, dünya doğu-batı düzleminde iki kutuplu bir hâl alırken Rusya ne yapacak? Doğu’da mı yer alacak yoksa Batı ile birlikte batacak mı? Rusya’nın sessizliği biraz da bu ikircikli durumundan kaynaklanıyor sanki. Ermenistan’ın, Rusya’yı her fırsatta ABD ve Fransa ile boynuzlaması da bir başka neden tabi. Arap ülkeleri deseniz, denize düşen yılana sarılır misali.. Batısından Türkiye, kuzeyinden Azerbaycan ve doğusundan Pakistanla kuşatılmış İran’ın kaderi zaten Türklerin elinde!..
 
 
 

Hasbıhâlımızı büyük dava adamı Ebulfez Elçibey’i anarak bitirelim. “Kuran okumakla domuz darıdan (mısır) çıkmaz, sopanı alıp döve döve çıkaracaksın.” demiştir rahmetli. 
 
 
 
Şimdilerde -yeni bir Selçuklu’nun temellerini birlikte atmaya başlayan- Türkiye ve Azerbaycan’ın yaptığı da budur; Akdeniz’de, Kafkasya’da, Türkmen ellerinde, Gurmanç ellerinde… Darısı Bahçesaray’ın, Gümülcine’nin, Kazan’ın, Tebriz’in, Urumçi’nin başına!..
 

Aziz Dolu Atabey

1 Ekim 2020 Perşembe

Azerbaycan'ın Kanayan Yarası: Dağlık Karabağ


 

 

Azerbaycan'ın Kanayan Yarası: Dağlık Karabağ
 
 
 
Türkan Hüseynova 



Azerbaycan'da 4 bin 400 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Dağlık Karabağ (Yukarı Karabağ) meselesi, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yıllardır çözüm bekliyor. 
 
 

Karabağ ve çevresindeki yedi bölgede Ermenistan işgali 1992'den beri devam etmekte ve bu bölgede sadece Ermeni nüfusu yaşamaktadır. İşgalden sonra bu bölgede hiçbir ülke tarafından tanınmayan sözde Dağlık Cumhuriyeti kuruldu.
 
 

Dağlık Karabağ Sorunu Nasıl Başladı?
 
 

Azerbaycan'da 18 Mart 1918 tarihinde Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin (AHC) kurulması ile Ermenistan, Azerbaycan’a karşı toprak iddialarını ortaya koymaya başladı. Bu eylemler, 18 ay yaşayan AHC’nin düşmesinin ardından Azerbaycan'ın 28 Nisan 1920'de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ASSC) olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine (SSCB) katılmasından sonra da devam etti. 
 
 
 
Ermenilerin "Büyük Ermenistan" Hayali
 
 

Aslında Ermenilerin Karabağ, Erivan ve Nahçıvan topraklarına ilişkin iddialarının başlangıcı 18. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Onların tek hayali denizden denize (Hazar Denizi'nden Ege Denizi’ne kadar) büyük Ermenistan'ı kurmaktı. 
 
 

Dağlık Karabağ Özerk Vilayetinin kuruluşu
 
 

5 Temmuz 1921'de Rusya Komünist Partisi Merkezi Komisyonu, Kafkasya Bürosu Müslümanlarla (Azerbaycanlılar) Ermeniler arasında barış için ASSC sınırları içinde Şuşa şehri merkez olan Dağlık Karabağ’a geniş özerklik verilmesini kabul etti. Bu karardan memnun olmayan Ermeniler 1923’te Dağlık Karabağ’ın Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne (ESSC) katılma meselesini gündeme getirdiler. 
 
 

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinin Ermenistan’a sınırı olmadığı için Azerbaycan Merkezi İcra Komisyonu'nun 7 Temmuz 1923 tarihli kararıyla merkezi Hankendi olarak Azerbaycan’ın terkibinde Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti (DKÖV) oluşturuldu. Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin iş birliği ile gerçekleştirilen bu hamle ile, SSCB ülkelerinde Karabağ’da yaşayan Ermenilerden çok daha fazla sayıda Ermeni yaşamasına rağmen, sadece Azerbaycan’da özerk vilayet kurulmuş oldu.
 
 
 
ESCC'den Azerbaycanlıların göç ettirilmesi 
 
 

ESSC’de yaşayan Azerbaycanlıların sayısı Azerbaycan’da yaşayan Ermenilerin sayısından çok daha fazla olmasına rağmen Azerbaycanlılar, Ermenistan’dan özerk vilayet isteğinde bulunmadılar. Ermenistan’da 200 binden fazla Azerbaycanlı yaşadığı halde, SSCB ve ESSC hükümeti onlara kültürel özerklik vermediği gibi, 1948-1953 ve 1988 yıllarında Azerbaycanlılar Ermenistan’dan göç ettirilmiştir.
 
 

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesine, 19. yüzyılda İran’dan ve Türkiye’den (o dönemde Osmanlı İmparatorluğu) göç eden Ermeni nüfusunun teklifi esas alınarak 6 Ekim 1923’de özerk vilayetin başkenti Hankendi'nin ismi, Ermeni Bolşevik Stepan Şaumyan’ın şerefine Stepanakert olarak değiştirildi.
 
 

Özerk vilayetin Ermeni nüfusu zaman zaman ayrımcı sloganlar atarak Ermenistan’la birleşmeleri için protestolar yaptılar. Bu protestoların en büyüğü 1988 yılının Şubat ayında oldu.
 
 

1987’de Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ çatışmasının başlamasının ardından bu sorun 1991’in sonunda savaşa dönüştü.
 
 

1989 Kasım ayında SSCB Yüksek Sovyeti, DKÖV’in özerkliğinin kaldırılıp doğrudan ASSC’ye bağlanmasına dair kararı kabul etti. Daha sonra 1989 Aralık ayında ESSC Yüksek Sovyeti Moskova’nın kararını geçersiz saydı ve DKÖV’in Ermenistan’a birleştirildiğini açıkladı.
 
 

Azerbaycan, Kazakistan ve Rusya’dan 20 üst düzey devlet görevlisini taşıyan uçak, 20 Kasım 1991'de Ermeniler tarafından düşürüldü ve içerisinden kimse sağ çıkamadı. Heyet, Ermenilerle görüşme yapmaya gidiyordu. Bu olay Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünün kaldırılmasını hızlandırdı.
 
 

Dağlık Karabağ'ın özerklik statüsünün kaldırılması
 
 

26 Kasım 1991'de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Yüksek Kurulunun kararıyla SSCB, DKÖV’in özerklik statüsünü kaldırdı. Aynı gün bağımsız Azerbaycan parlamentosunun kararıyla 7 Temmuz 1923 ve 16 Haziran 1986 tarihli kararlar hükümden düşürülerek Dağlık Karabağ’ın toprakları Hocavend, Terter, Goranboy, Şuşa ve Kelbecer idari bölgeleri arasında bölüştürüldü. 
 
 
 
Sovyet Birliği'nin çökmesinin ardından Birleşmiş Milletler (BM), Dağlık Karabağ’ı bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin toprağı olarak tanıdı.