köktürkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köktürkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2019 Cumartesi

Bir Diriliş Hikayesi: İlteriş Kutluk Kağan

 
 
 
 
Bir Diriliş Hikayesi: İlteriş Kutluk Kağan
 
 
 
Yusuf Güldür
 
 

Mâlum-u âliniz her atasözünün altında sağlam bir yaşanmışlık ve yadsınamaz bir altyapı vardır. Tüm atasözlerimiz milli hafızamıza kazınan tecrübelerin çocuğudur. 
 
 
 
Nitekim çok sevdiğim şu atasözümüzün temelinde de işte böyle bir yaşanmışlık vardır; “İki Yahudi bir araya gelse şirket, iki Türk bir araya gelse devlet kurarlar.”
 
 

Bir Avuç Türk’ün Kurduğu Devlet
 


Bilindiği üzere tarihte Türk adıyla kurulmuş ilk Türk Devleti Köktürkler’dir. Köktürkler, Orta Asya ve İpek Yolu hâkimiyet mücadelesinde özellikle ezeli düşman olan Çinlilere karşı başarılı mücadeleler vermiş fakat sonrasında Çin oyunları sebebiyle istiklâlini kaybetmiştir.
 
 

Köktürkleri er meydanında yenemeyen Çinliler, Böl, Parçala ve Yönet anlayışıyla, tatlı dille, güler yüzle içimize sızmış, aramıza girmiş ve bizi birbirimize düşürdükten sonra da bağımsızlığımızı elimizden almışlardır. Köktürkler’in siyasi acemiliği ve birbirine düşmesi, işte bu hâzin sonu netice vermiştir.
 
 

İşte bu dönemdedir ki yüreği istiklâl aşkıyla yanan Köktürklerin içinden Kürşad Destanı çıkmış ve o büyük Türk cengâveri, 40 yiğidiyle Çin Sarayı’nı basıp, istiklâl uğrunda şehit düşmüştür. İşte bu destanı (Kürşad Destanını) hepimiz biliriz de, aynı amacı 17 yoldaşıyla birlikte gerçekleştiren Kutluk Han’ı (İlteriş Kağan) pek bilmeyiz.
 
 
 
İlteriş Kutluk Kağan Kimdir?
 
 

50 yıllık Çin esareti döneminde Çin’de bir Köktürk evladı olarak dünyaya gelen Kutluk, Çin bürokrasisinde yer almış ve Çin’de bir süre devlet memuru olarak bulunmuştur. Bir anlamda Çinlilerin bizim içimize sızdığı gibi, o da zihnindeki büyük ideal için Çin devlet sistemine sızmıştır.
 
 

681 yılına gelindiğinde, etrafında topladığı ve ülküsüne inandırdığı 17 yoldaşıyla bağımsızlık mücadelesine başlayan Kutluk Han, kısa zamanda peşine önemli bir kitle almış ve ardındakilerin sayısı sadece 700’e ulaştığında bağımsızlığını ilan etmiştir. 
 
 
 
Bir anlamda 700 inanmış Türk’le koskoca Çin İmparatorluğuna meydan okumuştur.
 
 

Çin, başlangıçta bu kalkışmayı büyük bir tehdit olarak görmese de, Kutluk Kağan etrafındaki bağımsızlık savaşçıları günden güne artmış, tüm Orta Asya boyları onun buyruğuna girmeye başlamış ve özellikle Tonyukuk’un Vezir yapılmasıyla bu direniş tam anlamıyla bir devlet hüviyeti kazanmıştır.
 


2. Göktürk Devleti (Kutluk Devleti)
 
 
 
 


 
 
17 yoldaşıyla 681 yılında başladığı mücadeleyi kısa zamanda büyük bir çığ gibi büyüten Kutluk Han, 682 yılında bağımsızlığını ilan ederek 2.Köktürk Devleti’ni ya da kendi ismiyle anılan Kutluk Devleti’ni kurmuş ve bundan sonra derleyip toparlayan anlamında İlteriş unvanını da kullanmaya başlamıştır.
 
 

10 yıl hüküm süren, bu 10 yıllık süreçte tüm Türk boylarını kendi buyruğunda toplamayı başaran İlteriş Kağan, bu 10 yıla 47 sefer sığdırmış, bu seferlerin 17’sini de doğrudan Çin üzerine yapıp, esaret yıllarının intikamını zalim Çin İmparatorluğu’ndan almıştır. Peki, bu 47 seferin kaçı zaferle, kaçı hezimetle sonuçlandı derseniz, işte İlteriş Kağan efsanesini o zaman anlayabilirsiniz.
 
 

Sadece 17 yoldaşıyla istiklâl meşalesini tutuşturan Kutluk İlteriş Kağan, adeta bir balyoz gibi tüm düşmanlarının tepesine inmiş ve 47 seferin tamamında zafer kazanmıştır. 
 
 
 
İşte bu tarihsel gerçekten hareketle birkez daha diyebiliriz ki; “İki Türk birleşse devlet kurar.”

8 Haziran 2019 Cumartesi

Türk'ün Bilge Atası: Bilge Kağan

 
 
 
 
 
Türk'ün Bilge Atası: Bilge Kağan
 
 
 
Yusuf Güldür

 
 
Bilge Kağan Kimdir?
 
 
 

Tarihte Türk adıyla kurulan ilk Türk Devleti olan Köktürkler’i mutlaka duymuşsunuzdur. 
 
 
Hani er meydanında Çinlileri dize getiren ama siyasi ayak oyunlarıyla Çin tarafından parçalanıp esaret altına alınan… 
 
 
Bu esaret dönemindedir ki 40 çerisiyle Çin Sarayı’nı basıp istiklâl mücadelesi veren Kürşad’ı yetiştirmiş olan medeniyet…
 
 

Kürşad’ın vatan aşkının tüm Orta Asya’yı sarmasından sonra kurulan 2.Köktürk (Kutluk) Devleti’nin en önemli hükümdarı olan Bilge Kağan, ismine yaraşır bir bilgelikle ülkeyi yönetmiş ve bu dönemde Köktürkler en güçlü zamanlarını yaşamışlardır.
 
 

Bilge Kağan, devlet yönetiminde bencil davranmamış, kardeşi Kültigin’i ve veziri Tonyukuk’u da yanına alarak Türk ulusuna emsalsiz bir dönem yaşatmıştır. 
 
 
Özellikle Çin oyunlarına karşı bir hayli uyanık olan Bilge Kağan döneminde Orta Asya’nın yegâne hâkimi Türkler olmuştur.
 
 
 
Bilge Kağan’ın Bazı Tasarıları:
 
 

Bilge Kağan’ı kendisinden önceki Türk Hakanları’ndan ayıran en önemli özelliklerinden birisi, Türkleri yerleşik hayata geçirme isteği olmuştur. 
 
 
Şehirler kurmak ve bu şehirlerin çevresini tıpkı Çinliler gibi güçlü surlarla çevirmek isteyen Büyük Hakan, bu fikrini veziri Tonyukuk’a açmış ve Tonyukuk’tan şu enfes cevabı almıştır;
 
 

“Türkler, Çinlilerin yüzde biri kadar bile değildirler. Su ve otlak peşindedirler. Avcılık yaparlar. Belli bir yerleri yoktur ve savaşçıdırlar. Kendilerini güçlü görünce, orduları yürütürler. Güçsüz bulunca kaçarlar ve gizlenirler. Çinlilerin sayı üstünlüklerini böylece etkisiz kılarlar. Türkleri surlarla çevrili bir kentte toplarsanız ve bir kez Çin’e yenilirseniz, onların tutsağı olursunuz.”
 
 

Herhangi bir hükümdar olsa kendi bildiğini okuyabilecekken, Bilge Kağan bilgeliğinin bir gereği olarak bu konuda vezirine kulak vermiş ve bu tasarısından vazgeçmiştir.
 
 
 Dahası, bir dönem Budizm dininin Türkler’e uygun olup olmadığını düşünmüş, bunu da vezirine danışmış ve Vezir Tonyukuk, bu dinin de Türklerin savaşçılığını baltalayacağını söyleyerek Bilge Kağan’ı bu düşünceden vazgeçirmiştir. 
 
 
Bir anlamda Bilge Kağan’ın başarısı bu bilgeliğinde ve devlet yönetiminde egodan çok akla önem vermesindedir.
 

Bilge Kağan’ın Ölümü:
 

Bilge Kağan, uzun yıllar ülkeyi birlikte yönettiği Vezir Tonyukuk ve kardeşi Kültigin’i kaybettikten sonra adeta yalnız kalmış, kolu-kanadı kırılmış ve Bilge Hakan’ın etrafındaki koruyucu dostluk zırhı delinmiştir.
 

Vezirin ve Kültigin’in ölümünden sonra, Çinliler kolaylıkla içte bazı hainler bulmuşlar ve bir toygun (bakan) olan Buyruk Cor’a Bilge Kağan’ı zehirletmişlerdir. 
 
 
Zehir kanına karışıp ölüm döşeğine düşen Bilge Kağan, daha dünyadan göçmeden intikamını almış ve hainleri öldürtmüştür.
 

Bugün Türk Dünyası’nın Bilge Kağan gibi alicenap, Kültigin gibi fedakâr ve Tonyukuk gibi âkil siyasetçilere ihtiyacı vardır. 
 
 
Tarih, bizim pusulamızdır vesselâm. 
 
 
O pusulayı kaybedenler, hadiselerin içinde yitip gideceklerdir.