TÜRKÇE KONUŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TÜRKÇE KONUŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2018 Pazartesi

Türkçe nerede?

 
Türkçe nerede?
 
 
Murat Gençoğlu
 
 
Çukurova Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’deki 318 otel adından sadece 30’unun (otuzunun) Türkçe olduğu belirlendi. 
 
Yani otel adlarının yüzde 90,5’i yabancı kelimelerden meydana geliyor. Bu araştırma, gazete ilânlarından yapılmış. Bir de bu ilânlarda yer almayan otel adlarını düşünürsek oranın daha da artacağı muhakkak.

Yazılı basındaki durum da aynı ölçüde vahim. Türkiye’nin iki büyük dağıtım şirketinden, sadece dergi dağıtan DPP’nin tanıtım kataloğu bu konuda yeterli bilgiyi veriyor.

Türkiye’de çıkan dergilerden 765’i DPP tarafından dağıtılıyor. 765 dergiden 337’sinin adı Türkçe değil. Oran yüzde 44. Günlük gazeteler, televizyon ve radyolarla diğer dağıtım şirketinin dağıttığı dergiler bu hesaba dahil değil. Onları da kattığımız takdirde oranın yüzde 50’yi aşacağı tahmin edilebilir.

Bunlar, Türkiye’de çıkan ve Türkçe olarak yayınlanan dergiler. Türkiye’de dağıtımı yapılan yabancı dergiler bu rakamlara dahil değil. Böyle 638 yayın var ve tabiî onların tamamı yabancı dilden isimler taşıyor.

Dergi cinslerine göre yapılan sıralamada sayılar ve oranlar şöyle:

En fazla yabancı ad taşıyan dergi cinsleri:

Dergi cinsi Sayısı Yabancı adlılar Oranı

Astroloji 6 6 % 100

Gençlik müzik 13 12 % 92

Çizgi roman 21 19 % 90

Bilgisayar 28 22 % 78

Magazin 7 5 % 71

Erotik 99 69 % 70

En az yabancı ad taşıyan dergi cinsleri:

Dergi cinsi Sayısı Yabancı adlılar Oranı

Siyasî 57 6 % 10

Yemek 9 1 % 11

Bilim 6 1 % 16

Mizah 34 6 % 17

Kültür-sanat 71 13 % 18

Bulmaca 89 18 % 20

Dergileri cinslerine göre ayırdığımızda ortaya çıkan rakamlar ise hayli düşündürücü: Erotik dergilerin sayısı 99, bulmaca dergilerinin 89, kültür-sanat dergilerinin 71, çocuk dergilerinin sayısı ise 59. Bunları 57 ile siyasî dergiler ve 42 sayı ile spor dergileri takip ediyor.

Türkçeyi tahripte ne derece ileri gidildiğinin çarpıcı bir örneği işte bu dergi isimleri. Bir başka deyişle, bayi vitrinlerinde satılan (yabancı dergiler de dahil) 1066 dergi yabancı isimli, ancak 337 dergi Türkçe ad taşıyor.

Önümüzdeki yıllarda bu rakamların aleyhte daha da arttığını görürsek şaşırmamamız gerekecek.

Genel kültür seviyesini anlamak için ise dergi cinslerine göre sayılara bakmamız yeterli. En fazla erotik dergiler yayınlanıyor (99 adet), onu bulmaca dergileri takip ediyor (89 adet). Bilim dergileri ise sonlarda ve ancak 6 adet.

Bu tablo, Türkiye’yi yönetenlerin, basın-yayın sorumlularının ve çok kimsenin umurunda bile değil. Onlar, yüksek devlet politikaları ile meşguller.
 
Bu korkunç durumla ilgilenenler ise bir avuç gerçek dil uzmanı, hamiyetli birkaç vatansever insan ve birkaç dergi. Rakamlarla ifade edilmeyen asıl ürkütücü durum da sanırız budur.
 

1 Mart 2018 Perşembe

TÜRKÇE DÜŞÜN, TÜRKÇE KONUŞ, TÜRKÇE YAZ

 
 
 
TÜRKÇE DÜŞÜN, TÜRKÇE KONUŞ, TÜRKÇE YAZ
 
 
Muzaffer Aslan
 
 
Dil varlığın evidir. İnsan varlığın evinde oturur. Düşünce üretenler ve kelimelerle bir şeyler oluşturanlar bu evin muhafızları olan kişilerdir. 
 
Dil bir insan topluluğuna, millete özgü olan o topluluktaki bireylerin duygu ve düşüncelerini anlatmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için kullandıkları sesli ve bazen da yazılı göstergeler dizgesidir.

Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıtadır. Uzun bir zaman içerisinde ve çeşitli tarih, coğrafya ve kültür şartları altında meydana gelir. Sosyal yönü kuvvetli bir varlıktır. Necip Fazıl’ın deyimiyle “Dil kainatın kalbimize nakşettiği plandır.” Çok eskilerden bir örnek verecek olursak Yusuf Has Hacib’e göre “Anlayış ve bilgiye tercüman olan dildir. İnsanı aydınlatan bu dilin kıymetini bilin.”

Dil aklın aynasıdır. Onu konuşan milletin yaşayış biçimini en geniş anlamda kültürünün, dünya görüşünün tarih boyunca geçirdiği evrelerin, başka milletlerle kurduğu ilişkilerin yansıtıcısıdır. Sevgimizi, isteklerimizi tepkimizi, alış-verişimizi, öğrenmemizi, meslek alanlarımızı dil bağlantıları içinde paylaşırız.

Çocukta dil gelişimi hem olgunlaşmaya hem de öğrenmeye bağlıdır. Bu gelişimde anne babanın yanında kitaplar, öğretmenler ve arkadaş grupları da etkili olur. Okul ortamının çocukta olumlu bir dil gelişimi doğurabilmesi için çocuğun ruhen ve zihnen okula hazır olması gerekir. Konuşma eğitiminin temeli çocuklukta atılır. Okul ise yanlışlıkları düzeltip temeli sağlamlaştırmak ve yeni şeyler katmak görevini yerine getirir.

Dil, çocuğu ben duygusundan uzaklaştırıp onu sosyal bir varlık yapar. Toplum, dil sayesinde benlik, kimlik ve kişilik kazanır.

İnsanın gerçek ana vatanı ana dilidir. 
 
Ben onun sınırlarında nöbet tutarım. Ana dil bir insanın kişiliğinin gelişmesinde bilgi ve becerilerinin artmasında ve kişinin topluma uyum sağlamasında önemli bir etkendir. Ana dil insan ruhunun benliğinin, zihninin arı, en zengin ve âdeta en sihirli ürünlerinden biridir. Çocuk kendisine sevgi ve sabır gösteren aile çevresi içinde ve onların gözetiminde kendi ana dili şuurunda büyür.

Dil düşüncenin ürünüdür, kültür ise bir düşünce mahsulüdür. Düşünce dil ile ifade edilir.; dil düşüncenin üretilmesinin ve paylaşılmasının aracıdır. Güzel etkili ve doğru konuşmak ve yazmak için hem düşüncedeki kusurların hem de dile ait yanlışların giderilmiş olması gerekir. 
 
Patavatsız geveze ve yalancı, pot kıran, çam deviren, lüzumsuz, boşboğaz olarak suçlanmamak için kişilerin dile ait birikimlerini artırmaları ve sözün demini bilip keminden kaçınacak kadar dile hâkim olmaları gerekir. 
 
Türkçe Türk kültürünü yeni kuşaklara aktarmada bir köprü vazifesi görebilir. Asırlarca eskiden gelen bazı kelimeleri atmak hastalığımız bizi köksüz, ruhsuz kıldı. Oysa o kelimeler birer kültürü de beraberinde taşıyordu. Bu bir eksiklik değildir. Aksine bir zenginliktir. Eski sırf eski olduğu için atılmamalı; işlevini tamamladıysa atılır. Bu atma işi de bizlerin ya da bakanların işi değildir. Bu iş zamanın ve kültürün işidir. 
 
Aslında demek istiyorum ki, dil aslâ ve aslâ müdahale istemez. Çünkü müdahale edersen doğallığını bozmuş olursun, bu da yapmacık, uyduruk dili doğurur. Bugün yadsımak,çatışkı,imgesel,edimler,ayırdına varmak,eğretileme vb. doğrusu bu sözcükleri belde halkından bilen pek nadir çıkar. 
 
Başka bir açıdan bakınca da karşımıza Batı hayranlığı çıkar. Artık hayatımızın her aşamasını Batılı sözcükler kaplamış.Şöyle ki:
 
Meclis=parlemento,
Vekil=parlâment,
Torba=poşet,
Büyük=mega,
Son=final,
Hasret=nostalji,
Sunucu=spiker,
Uğraş=hobby,
Dükkan=store,
Bakkal=market,
Ucuzluk=damping 
Merkez=center,
Köşk=villa,
Gezi=piknik,
Yaşa,varol=oley 
Yıldız=star olmuş. 
 
İşte dilimizin dünü bugünü... Ne diyelim Allah akıl fikir versin bizlere. Dilimizin kıymetini bilmiyoruz vesselâm. Dünyaca meşhûr bilim adamı Prof.Dr. Oktay SİNANOĞLU,Türkçe’nin bilgisayar dili olduğunu söylüyor. Ve Batı’nın da bunu bildiği hâlde sırf düşmanlıktan dolayı içlerine sindiremediklerinden bahsediyor. 
 
Türkoğlu! Unutma ve affetme.. Sırf mazi düşmanlığıyla dilde varacağımız nokta çıkmaz olur öyle de olmuştur. Eski, eski olduğu için atılmaz, fenâ olursa atılır. Yeni, yeni olduğu için alınmaz, iyi olursa alınır. Bunun ayrımına ne zaman varacağız. 
 
Ana sütü gibi ak ve temiz olan Türkçe’mizi –sal’a bindirdik -sel’e verdik. 
 
 Yarın bir gün basınsal, gazetesel, okulsal, hükûmetsel, parlementosal, marketsel, sal sal da sal...vb uydurma kaydırma kelimelerle karşılaşmayacağımızın garantisi var mı? Bir gençlik arzuluyorum; her şeyiyle varlığının mazisinin, âtisinin farkına varmış bir gençlik. Üstâd Necip Fazıl’ın deyimiyle:

“Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün “dikey” leri “yatay” hale getirecek bir nidâ koparacak “Mukaddes emaneti ne yaptınız?” diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...”

Bize bir Karamanoğlu Mehmet lâzım. Hatırlayalım, Asırlaca evvel 13 Mayıs 1277’de ne demişti o büyük devlet adamı: “Şimden girü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türk dilinden gayrı dil söylemeye.”