Selçuklu ve Osmanlı’da Kimlik Bunalımı ?
Aziz Dolu Atabey
Türkistan’da ortaya çıkan Türk kökenli hanedanlıklar Çin kültürü ile epey bir sınav vermiştir. Sınavı geçemeyip, sınıfta yani Çin’de kalan; Çinlileşen Çu (Chou), Vey hanedanlıklarına ve son olarak da Tabgaçlara ne demeli..
Bilge Kağan’ın bununla ilgili çok çarpıcı sözleri, öğütleri vardır. Çin’in tatlı sözüne, ipek kumaşına kanmayın der misal. Burada amaç öncelikle kültürel aşınmanın (erozyon) önüne geçmektir.
Sonrasında da iktisadî kaygılar vardır kuşkusuz. Tarihin tozlu sayfalarını açıp okursanız Uygurları, Salgurları (Salur) gelecekte ne gibi tehlikelerin beklediğini öngörebilirsiniz.
Güney Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika gibi bölgelerde yaşayan Türk topluluklarında, ortaya çıkan Türk hanedanlıklarında da benzer durumlar, sıkıntılar, süreçler söz konusudur.
Türkçenin başta Arapça, Farsça, Hintçe olmak üzere yerel dillerle karışması; dinî/siyasî baskılar, saplantılar, yobazlıklar yüzünden Türk dili, kültürü dolayısı ile kimliği zor bir süreçten geçmiştir.
Ya bir Yusuf Has Hacip, bir Yunus Emre, bir Karamanoğlu Mehmet Bey olmasaydı?
En kötüsü de bir Atatürk çıkıp gelmeseydi ve fırıldak dünya 70 yıl boyunca “bağımsız” bir Türk devleti olmadan dönseydi?
Anadolu’da değil Türkçe ve Türk kültürü, Türk bile kalmazdı!.
Selçuklu Devletini kuran Kınıklardır. Musevî- Türk olarak doğan Kınıklar sonrasında Müslüman olmuş, Anadolu bozkırlarına gelince de Farisî olarak ölmüşlerdir desek yeridir. Selçuklu’nun kimlik bunalımı ve/veya kültürel dönüşümü hükümdar adları ile apaçık ortadadır.
Kuruluş dönemindeki hükümdarlar; Selçuk, Tuğrul, Çağrı… Gelişme dönemindeki hükümdarlar; Alpaslan, Melikşah, Kılıçaslan, Alâeddin Keykubat…
Çöküş dönemindeki hükümdarlar; Gıyasettin Keyhüsrevler, Keykavuslar…
Bu sıralama üzerinde ufak tefek değişiklikleri saklı tutabiliriz elbette. Ama üç aşağı beş yukarı benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır. Dilde ve bürokraside başlayan Fars (öncesi, Pers) özentisi…
Sonrasında hüsran… Hem öyle ya, bir Türk devletinin resmî dilinin Farsça olması hangi akla hizmettir? Türk kültürüne yapılan ihanet, vurulan darbe de cabası!..
Çalap (el-İlâh/Allah) senden razı olsun ey “gönüllerin sultanı” Yunus Emre, çalakalem olmasa da karadüzen söylediğin şiirler, gazeller için.
Kayılar da boydaşları Kınıklarla aynı çizgide ilerlemişlerdir. Kuruluş dönemindeki hükümdarlar; Kutalmış, Ertuğrul, Gündüz, Osman? (Ottoman’dan hareketle Odman?/Ataman?), Orhan…
Gelişme dönemindeki hükümdarlar; Murat, Mehmet, Beyazıt, Selim, Süleyman… Duraklama dönemindeki hükümdarlar; Mustafa, Ahmet, Mahmut…
Gerileme dönemindeki hükümdarlar; Abdülaziz, Abdülmecit, Abdülhamit… Çöküş dönemindeki hükümdarlar; Reşat, Vahdettin…
Özetle (hülasa) Türk doğan, devşirme yaşayan ve Arap ölen bir hanedanlık…
İslâmlaşacağım derken, Araplaşan; çağdaşlaşacağım derken, Frenkleşen ve devamında Balkanlarda Türk soykırımı, Kafkaslarda Türk göçü ve Ortadoğu’da ihanetle son bulan bir devir..
Olan Türk/Türkmen uruklarına, oymaklarına, obalarına olmuş. En çok da Avşarlara.. Vah ki ne vah.. Diyarbakır’dan, Aydın’a kadar uzanan Güney Anadolu’da, sürgünle; Balkanlarda, soykırımla; Kuzey Afrika’da erime (asimilasyon) ile yüz yüze kalınan bir tarihî süreç..
Her ovada kara sevdalı bir Karacaoğlan, her yaylada delişmen bir Dadaloğlu da olmayınca.. Ve dahi Tokat yöresinin Avşar Beyi Köroğlu gibi yiğitler… Hoş, o da “Çağırın Ardahan’dan Kızılbaş gelsün.” demişse de Avşarların kara yazgısı değişmemiştir.
Ve Türkiye… Kastamonu’dan, Antalya’ya kadar uzanan bir hat boyunca büyük çoğunluğu Yörük-Türkmen kökenli olan kesimler Kuva-yı Millîye hareketine gönül/omuz vermiş; Türkiye Cumhuriyeti’ni ayağa kaldırmıştır.
Kendisi de Karamanoğlu Yörük/Türkmenlerinden olan Atatürk’ün çabası ile okullaşma köylere kadar yayılmış ve Türk çocukları okuyup, bir yerlere gelmeye başlamıştır.
Ama ne olduysa zamanla bu düzen bozulmuş; hayat, dayısı olanlar ile parası olanlara güzel olmaya başlamıştır.
Temellerinden biri halkçılık olan devlette cemaat/tarikat kadrolaşması, etnik özürlü dayanışması vb. alıp başını gitmiştir.
Peki, sorun nereden kaynaklanıyor?
Yanıtı, Atatürk versin:
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder