17 Eylül 2019 Salı

Fabrika...

 

 Fabrika...

 

 Hasip Sarıgöz 

 

Ordunun çalışan fabrikasını satanlar... Çarpışan askerin ayağına çelme atanlardır! Askerin düşmanı olanlar ise, aslında düşmanın askeri olanlardır! 

 

 "20 Aralık 2018 tarihli ve 30631 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 481 sayılı Özelleştirme İdaresi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı kararı gereği; Türk tarihinde ilk defa, Türk Ordusu'na ait bir askeri fabrika satılıyor!

 

Neresi burası?

 

Arifiye Tank ve Palet Fabrikası...

 

Peki bu fabrika neden satılıyor?

 

Güya: “milli savunma sanayiinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin arttırılması ve yeni iş/üretim imkanları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılması...”

 

Ne yani bu fabrika bu güne kadar adam gibi işletilemiyor muydu?

 

Atıl veya verimsiz miydi? Memurlar masa başında uyurken işçilerde atölyelerin bir köşesinde yatıyorlar mıydı?

 

Bu fabrika orduya ve millete zarar mı ettiriyordu?

 

Hayır, hiç de öyle değildi.

 

Aslında bu fabrika; 50 yılda oluşan milli savunma sanayi tecrübesiyle zırhlı araçları (fırtına obüs) sıfırdan üretmesi, çok başarılı tank modernizasyonlarını yapabilmesi, gelişmiş ülkelerle yarışabilecek kadar başarılı optik cihazları üretebilmesi ve ordunun bütün ölçü, tartı ve ayar cihazlarını sıfır hata ile kalibre edebilmesiyle tanınan başarılı bir bir kurum.

 

 Bu kadar da değil.

 

Bilgi ve deneyime sahip yetişmiş işgücü sayesinde, son 10 yılda 3 defa özel sektörü bile gıpta ettirecek şekilde Milli Prodüktivite Merkezi tarafından "en verimli işyeri" olarak seçilmiş başarısı ve verimliliği tescilli bir üretim merkezi. Bu yönüyle dünyadaki ilk beş işletme arasına girebilmiş bir işyeri... 

 

Yıllara sari büyük para ve emeklerle bu günlere gelebilmiş böyle bir fabrikanın bu gün yeniden kurulması en az 20 milyar dolarlık bir yatırımı gerektiriyor, bilgi ve tecrübe oluşumu için ise en az 10 yıl beklemeniz lazım. 

 

Hani o Fırat Kalkanı Harekâtında ve Afrin’de fırtına gibi esen Fırtına obüslerimiz var ya, İşte o obüsler bu fabrikada üretildi, seri olarak da üretiliyor. 

 

Yine askerin gözü olan gündüz ve gece görüş dürbünleri, tankçıların ayağı olan dünyada en uzun süre dayanabilen tank ve tırtıllı araçların paletlerinin üretimi de bu fabrikada sıfırdan ve yüzde yüz milli imkânlarla yapılmakta.

 

Bitmedi. Leopard 1 ve 2 tanklarının ve diğer tankların her türlü modernizasyonunu yine bu fabrika yapıyor.  
 

 

1 milyon 804 bin metrekarelik her türlü yeni yatırıma müsait çok geniş bir arazi üzerinde kurulu olan fabrikanın, 500 ila 700 milyon dolarlık bir yatırımla 6 ay içerisinde seri Altay tankı üretim kapasitesine sahip olabileceği Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından tespit edilmiş, bizzat Başkan ve MSB Bakan Yardımcısı tarafından, altay tankının ana üretiminin bu fabrika tarafından MSB-ASFAT A.Ş. kanalıyla yapılacağı deklere edilmiştir.

 

Fabrika, ülkemiz savunma sanayii açısından vazgeçilemez kritik önemde ve tekrar yerine konulması mümkün olmayan stratejik önemdeki bir tesistir.

 

Ayrıca son 10 yılda Altay Tankı'na sadece prototipi için 1 milyar doların üzerinde milli servet harcanmıştır. Bu fabrika; Altay Tankını az bir yatırımla, (100 kadar yeni işçi alımı yapılarak) 6 ayda seri olarak üretebilecek tek fabrikamızdır.

 

Hal böyle iken, bu fabrikanın hiçbir tank ve obüs üretme yeteneği ve kapasitesi olmayan, Ethem Sancak ve Katar girişimine havale edilmesi akıllara zarar bir karardır!

 

Bırakın devleti, aklı başında herhangi bir firma veya holding bile, kendi elindeki pırlanta değerindeki böyle bir fabrikayı bırakın satmayı, elinde tutabilmek için her şeyi yapar.

 

Ama ne yapılıyor? Peşkeş çekercesine satılıyor! 

 

Türk Ordusuna ve diğer bölge ordularına  üretim ve satış yapmaya devam eden böyle bir üretim merkezinin göz göre göre millilikten çıkarılması iyileştirme, strateji ve mantıkla izah edilmesi mümkün değildir.

 

Bu uygulama ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın zırhlı ve tırtıllı araçlarının, tanklarının ve son dönemdeki iftiharımız olan Fırtına obüslerin kalbi elinden alınmaktadır!

 

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı’na bağlı Askeri Fabrikalar ve Tersaneler Anonim Şirketi (ASFAT A.Ş.) adı altında zaten 2 yıl önce bu amaçla kurulmuş olup, bu şirketin tüm askeri fabrikalarla, askeri tersanelerle, yurt içi ve yurt dışı firmalarla, askeri fabrika ve tersanelerin imkânlarını kullanarak ortak üretim, ortak kullanım ve çalışma yapması imkânı varken, fabrikanın özelleştirilerek tamamen devredilmesi milli değerin hovardaca elden çıkarılması anlamına gelmektedir.

 

Fabrikada halen bir albayın komutasında 29 subay, 50 astsubay, 22 uzman çavuş, 112 memur ve 714 işçi çalışmaktadır. Fabrikanın hukuki vasfı TSK’ya hizmet üreten diğer tabur, alay veya tugaylarla aynı durumdadır. 

 

Askeri tırtıllı araçların bakım, onarım ve modernizasyonu yapan bu fabrikanın işletmesinin devri, Anayasa’mızın savunmanın devletin görevi olduğu, savaşa hazırlık yapması gerektiği ilkesi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı kuruluş ve teşkilat kanununa ve en önemlisi 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu’nun 1.Maddesinde sayılan “özelleştirme kapsamına alınabilecek kuruluşları belirleyen” maddeye aykırıdır! 
 

 

Aykırıdır amma, öylesine gemi azıya almışlar ki; doğrudan satış, olmazsa işletme devri, olmazsa işçisi de dahil olmak üzere her şeyi ile kirala, daha olmazsa bir hülle yap ve dolaylı yönden devret, hiçbiri olmazsa o zaman da gizli kararname!

 

Yahu nedir sizin bu fabrikadan istediğiniz? O kadar çok fabrikanın köküne kibrit suyu saldınız ki! Hâlâ yetmedi mi?

 

Unutulmamalıdır ki, bu fabrikanın kanunsuz bir şekilde özelleştirme kapsamına alınması, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin herhangi bir askeri birliğinin özelleştirilmesi ile aynı hukuki sonuçları doğuracaktır!

 

Şüphesiz ki ilerde, böylesine zararlı bir sonucun zorlu da bir hesabı olacaktır!

 

Fakat ne olursa olsun, Türk Ordusu ve Türk milleti kaybetmiş olacaktır!

 

Bu fabrika, Büyük Türk Milletinin öz malıdır. Öyle gizli kararnamelerle haraç mezat heba edilecek bir değer değildir.
 

 

Öz malına sahip çıkmak, korumak ve kollamak ise her Türk'ün asli görevidir.



Ordunun çalışan fabrikasını satanlar...

 

Çarpışan askerin ayağına çelme atanlardır!

 

Askerin düşmanı olanlar ise, aslında düşmanın askeri olanlardır! 

 

Hakkına ve hukukuna sahip çıkmayan bir milletin ise, her şey için geç kalınmış bir istikbalde, şikâyet ve feryat etme hakkı olmayacaktır.

 

http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/hasip-sarigoz/fabrika-442017m.html 

Hiç yorum yok: