TÜRK KÜLTÜRÜNDE ŞAMANLIK
Halil Can Akgün
Dünyanın dört bir yanında izlerini bulabileceğimiz, insanın evren ile ilişkisi olan Şamanizm, insanlık tarihi kadar eskidir.
Şamanizm, genellikle Sibirya halklarının dinsel inanışlarını anlatan bir deyim olup, Kuzey Asya halkları arasında “büyücü, sihirbaz” anlamına gelen Şaman kelimesinden türemiştir.
Çok büyük bir coğrafyaya yayılmış olan ve Orta Asya kültür tarihinin, önemlisi de Türk kültür tarihinin bir bölümünü oluşturan Şamanizm, insanlık tarihinin en kadim inanç biçimleri arasında bulunmaktadır.
Tüm dünyada farklı şekillerde ortaya çıkmış ve varlığını sürdürmüştür. Şaman inancının Orta Asya coğrafyası ile birlikte anılmasının sebebi bölgenin kültürünün oluşmasında büyük etkisinin olmasıdır.
Bunun yanında Keltler’den, Kızılderililere, Türklere ve Moğollara kadar daha birçok çok kavmin kültüründe ve inanç yapısında kendini göstermiş ve halen daha göstermektedir.
Şamanizm’e karşı son yıllarda artan ilginin, hem sosyal camiada hem de akademik camiada, yazılan çizilenlerin artması eskiye duyulan ilginin ve atalara olan saygının de bir göstergesidir.
Şamanizm’in en eski şekline göre, öbür dünya aşağıdaki dünya ile aynıdır. Aslında bu tüm inanç sistemlerinde olan ikili dikonomi ile aynıdır. Şaman inancında ışık âlemi olan gök’ün ve aşağı dünyanın birçok katmanı vardır.
En yaygın inanç şekline göre gök’ün 17 katı dahi olabilir (Rasonyı, 1971:29). Ziya Gökalp Şamanizm’i daha önce maderi totemizm devrinde bir ‘din’ olduğunu, “Toyunizm”den sonra sihir mahiyetine girerek “kehanetin ve ruhani Tababetin” ismi olduğunu ve Türklerin dini değil sihri bir sistem olduğunu belirtmektedir (Gökalp, 1976:40).
Şamanizm inancında en önemli oldu Şaman’dır. Şaman kavramı üzerinde oldukça fazla çalışma yapılmıştır. Şaman kelimesi genellikle büyü, sihir yapan ve uygulayan kişiyi belirtmek amacıyla büyücü, sihirbaz anlamında kullanılır. Şamanlar uyguladıkları yöntemler ile hastaları tedavi etmişlerdir ve bu sayede şifacı olarak anılmışlardır.
Şaman sözü Tunguzca bir söz olup Tunguzca’dan Rusça yolu ile Batı bilim dünyasına geçmiştir (Gömeç, 1998:40). “Şaman” kelimesini Türkler ve Moğollar kullanmazlar (İnan, 2000:74). Türkler, Şaman kelimesi yerine Kam’ı kullanırlar (Rasonyı, 1971:28).
Şaman, Şamanizm’e bağlı topluluklar arasında (onu din olarak yaşayan) ruhlarla insanlar arasında bağlantı kuran bir nevi din adamıdır (Buluç, 1948:310).
Şaman ayini ve törenlerini yapanlara ve ruhlarla insanlar arasında bağ kuranlara eski Türkler genellikle “Kam” der (İnan, 2000:72).
Avrupa’da hâkimiyet kuran Hunlar zamanında Ata-kam ve Eş-kam adlarında iki kişiden bahsedilmesi Avrupa Hunlarının da din adamlarına Kam denildiğini göstermektedir (Gömeç, 2003:82).
“Kam” kelimesi şaman kelimesinin Altay Türkleri arasında kullanılan eş anlamlısıdır. Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lugat-it Türk adlı eserinde “kam” kelimesini şamanın karşılığı olarak “kâhin” anlamında kullanmıştır (Kaşgarlı Mahmud, 1992:157). Yusuf Has Hacib “ İster tabip getir, ister kam; ölmekte olana hiçbir fayda vermez” sözleriyle aslında kam kelimesini tam olarak büyücü ve sihirbaz anlamında kullanmıştır (Yusuf Has Hacib, 1991:87). Yusuf Has Hacip aynı zamanda, Kutadgu Bilig adlı eserinde kamları “otacılar” (tabipler) ile bir tutmuş; kamların insan toplulukları için faydalı kişiler olduğunu belirtmiştir (İnan, 2000:72).

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder